Mehmet KANCI 15.10.2012

    2011 yılının son günlerinde Amerika Birleşik Devletleri Ordusu’nun Irak’ta 2003 yılında başlayan işgaline son vermesiyle başlayan süreç birbirinden dikkat çekici gelişmelerle devam ediyor. Nuri El Maliki Başbakanlığındaki hükümet, Amerikan askerlerinin ülkeyi terk etmesiyle beraber, ilk olarak Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi’yi terörizmle suçlayarak ülkeyi terk etmeye zorladı. Bunu Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile petrol gelirlerinin paylaşımına ilişkin yaşanan tartışmanın tırmanması izledi. Bağdat ve Erbil, petrol gelirlerinin paylaşımı konusunda şimdilik anlaşmış olsa da, Maliki hükümetinin Kuzey Irak’ta askeri denetim kurma girişimlerinin sürmesi ilişkilerin tam anlamıyla rayına oturmasının önünde engel teşkil ediyor. Maliki hükümetinin, İran’dan Suriye’deki Esad yönetimine destek için ...

    Erhan TÜRBEDAR 11.10.2012

    Ekim 2010’daki genel seçimlerden bu yana bitmek bilmeyen siyasi kriz ve derinleşen sosyoekonomik sorunlar altında yaşayan Bosna-Hersek halkı 7 Ekim Pazar günü yerel seçimler için sandık başına gitti. Seçim sonuçları, son iki yılda ülkede krizi körükleyen bazı siyasi partilerin cezalandırıldığına işaret ediyor. Ortaya çıkan yeni tablo halkın değişim istediğine, ancak yeni alternatifleri değil, eski ve köklü siyasi partileri tercih ettiğine işaret ediyor. Bosna savaşının sona ermesinden bu yana 17 yıl geçmiş olmasına rağmen, ülkenin farklı etnik grupları arasında bölünmüşlük, güvensizlik, kaygı ve rekabet hala devam ediyor. Mevcut siyasi sistem ise ülkedeki sorunların önemli bir kaynağını oluşturuyor. Ayrıca Bosna-Hersek siyasetçileri halkın ...

     
    Mehmet KANCI 30.09.2012

    2012 yılının Nisan ayında Japonya’dan gelen bir açıklama Doğu Asya’da 50 yıldan uzun bir süredir uykuda olan düşmanlıkların fitilini yeniden ateşledi. Çin Halk Cumhuriyeti , Japonya ve Tayvan’ın dahil olduğu adalar krizi Doğu Çin Denizi’nin sularını giderek ısıtıyor. Doğu Asya üzerinde bugün bir savaş hayaleti dolaşıyor. Doğu Çin Denizi’ndeki 5 ada ve 3 kaya parçası için başlayan tartışmalar bugün yalnızca Çin Denizi’ndeki ticaret yollarını ve bölgesel istikrarı değil, dünyanın gelecek 20 yılını etkileyebilecek sonuçlara gebe. Türkiye ise gerek bulunduğu çoğrafyadaki başdöndürücü gelişmeler gerekse medyanın küresel sorunlara bakışındaki kısırlık nedeniyle, Doğu Çin Denizi’ndeki tayfunun uluslararası siyaset ve ekonomide yaratabileceği hasarın şimdilik ...

    Mehmet KANCI 19.09.2012

    Amerika Birleşik Devletleri, topraklarını hedef alan tarihin en büyük terör eyleminin faillerini cezalandırdığını, El Kaide'nin omurgasını kırdığına kanaat getirdiği günlerde yeni bir 11 Eylül travması yaşadı. 11 Eylül 2012 Salı gecesi Amerika Birleşik Devletleri'nin Libya'nın Bingazi kentindeki konsolosluğu sıradışı ve uluslararası kamuoyu için sürpriz bir saldırının hedefi oldu. Saldırıda Amerika Birleşik Devletleri'nin Trablus büyükelçisi Christopher Stevens'ın yanısıra bir büyükelçilik çalışanı ve onları korumakla görevli 2 eski Amerikan deniz komandosu da öldürüldü. İlk bakışta basit bir protesto gösterisi olarak başlayan eylem nasıl böyle bir saldırıya dönüşmüştü? Amerikan diplomasisi Kabil büyükelçisi Adolph Dubs'un 14 Şubat 1979'da kaçırıldıktan sonra öldürülmesinden bu yana böyle ...

     
    Deniz ALTINBAŞ 13.09.2012

    Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun Avrupa Birliği’nin (AB) “Avrupa Birleşik Devletleri” oluşturmayı hedeflediğini ve bunun gerekli olduğunu söylemesi, bundan önceki yıllarda olduğu gibi büyük tepki ile karşılanmadı. Barroso, bir “ulus-devletler federasyonu”ndan bahsedecek cesareti dahi gösterdi. “Federalizm” kavramı, kullanılması bir tabu olduğundan “f ile başlayan kelime” olarak anılır ve sadece küçük bir azınlık tarafından ara sıra telaffuz edilirdi. Federalizm kavramı son zamanlarda daha fazla tartışılmaya başlandı, çünkü artık Avrupa’da buna hazır bir ortamdan bahsetmek mümkün. ABD veya Almanya gibi federalist yapıya sahip ülkelerde ulusal düzeydeki idari birimler, yerel düzeydeki idari birimler ile birlikte bulunur. Yerel birimler arasında hiyerarşi yoktur, hiçbiri ...

    Mehmet KANCI 12.09.2012

    Eylül'ün ilk 2 haftasında, Amerika Birleşik Devletleri ordusunun 2011 yılı sonunda bu ülkeden çekilmesinin ardından en kanlı terör dönemini yaşadı. Söz konusu şiddet dalgası, terörizmle suçlanan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi'nin gıyabında yargılandığı davada karar duruşmasının yapıldığı 9 Eylül Pazar günü zirve noktasına ulaştı. Ülkeyi bir tsunami gibi kuzeyden güneye kadar vuran terör saldırılarında 13 kent ve kasaba hedef alındı, askerleri ve sivilleri hedef alan, 21 bombalı ya da silahlı saldırı düzenlendi. Bu kez uzun süredir sükunetin hakim olduğu güneydeki Basra kenti de bu kan banyosundan muaf kalmadı. Gün bittiğinde resmi rakamlara göre 40'dan fazlası polis ve asker 92 ...

     
    Oya EREN ÖZER 06.09.2012

    Mehmet Kancı TRT Türk Dış Haberler Editörü 2012 yılının ilk yarısında uluslararası ve yerel ajansları düzenli takip eden haberciler için İnguşetya, Dağıstan, Kabardey-Balkar ve Çeçenistan'da neredeyse 2 günde bir yeni bir saldırı, çatışma ya da intihar eylemine rastlamak rutin bir durum haline geldi. Kafkaslar'a giderek hakim olan bu istikrarsızlık dalgası, Suriye'deki çatışmaların, Arap Baharı'nın beraberinde bölünme tehdidini getirdiği Libya'daki saldırıların, Taliban'ın Pakistan ve Afganistan'da estirdiği terör rüzgarının ve El Kaide ile bağlantılı Irak İslam Devleti'nin ABD ordusunun çekilmesinin ardından Irak'ta hakim kıldığı terör kasırgasının gölgesinde kalmış durumda. Ancak istatistikler İkinci Çeçenistan Savaşı'nın (1999-2009) bittiğinin ilan edildiği dönemden bu yana Kuzey Kafkasya'da durumun ...

    Erhan TÜRBEDAR 09.08.2012

     Sırbistan Merkez Bankası Başkanı Deyan Şokiç, görevden alınması üzere bazı işadamlarının hükümete baskı yaptığını açıkladı. Birkaç hafta önce ise Sırbistan’ın eski Cumhurbaşkanı Boris Tadiç, bazı işadamlarının kendisini tekrar cumhurbaşkanlık koltuğunda görmek istemediğini söylemişti. Bu tür açıklamalar, 1990’lı yıllarda Balkanlar’da şüpheli koşullarda zenginliğe kavuşanların günümüzde siyasete etkilerinin ne olduğunu yeniden tartışmaya açtı. Balkanlar’da merkezi planlı dönemden piyasa ekonomisine geçiş sürecinde yaşanan fenomenlerden birisi, durup dururken güçlü sermaye sahiplerinin ortaya çıkmış olmasıdır. Daha önce isimleri pek bilinmeyen bazı şahıslar aniden zengin işadamlarına dönüşmeyi başarabilmişti. İlk zenginler genel olarak eski komünist elitler içinden, özellikle önceki sistemde ekonomik yaşamda yönetici konumda olanlar arasından çıktı. ...

     
    Erhan TÜRBEDAR 06.08.2012

    Sırbistan 6 Mayıs 2012’de gerçekleşen seçimlerden yaklaşık 80 gün sonra yeni hükümete kavuşabildi. Söz konusu seçimlerde hiçbir parti tek başına hükümeti kurabilecek kadar oy alamamış ve ortaya çıkan tablo Sırbistan’ın yeni hükümete kısa zamanda kavuşamayacağına işaret etmişti. Yapılan sıkı siyasi pazarlıkların ardından yeni hükümet, çalkantılı 1990’lı yıllarda Sırbistan’ı yöneten siyasi partiler arasında kurulmuş oldu. Bu nedenle Sırbistan’ın yeni hükümetinin nasıl bir siyaset izleyeceği hususu hem bölge hem de dünya medyasında sorgulanıyor. Ekim 2000, Sırbistan tarihi açısından bir devrim niteliği taşıyor. Bu tarih, eski Sırp lider Slobodan Miloşeviç’in yönetiminin sona ermesi açısından önemlidir. 1987’den itibaren güç kazanmaya başlayan Miloşeviç’i, tarih, 1990’lı ...

    Erhan TÜRBEDAR 24.07.2012

    Hırvatistan’ın AB üyeliğinin gerçekleşmesine bir yıldan az zaman kaldı. Bütün AB üyesi ülkelerin meclislerinden gerekli onayların alınması ve Zagreb’in geri kalan görevlerini zamanında tamamlaması koşuluyla, Hırvatistan’ın 1 Temmuz 2013’te AB’nin 28. üyesi olması bekleniyor. Ne var ki Hırvatistan’ın AB’ye Katılım Anlaşması’nın üye ülkelerin meclislerince onaylanması sürecinde görülen yavaşlama Zagreb’i sabırsızlandırıyor. Daha 16 üye ülkenin onayını alması gereken Hırvatistan, özellikle Slovenya’nın anons ettiği yeni engelinden endişeleniyor. Hırvatistan 3 Ekim 2005’te AB ile başlattığı üyelik müzakerelerini 30 Haziran 2011’de tamamladı. 9 Aralık 2011 AB’ye Katılım Anlaşması’nı imzaladıktan sonra ise, 22 Ocak 2012’de gerçekleşen referandumda Hırvatistan halkı AB üyeliğine evet dedi. Tam üyeliği ...

     
    Ata ATUN 31.05.2012

    Amerika Birleşik Devletlerinin, bizim halk dilinde kısaca Washington diye adlandırdığımız ve ABD’nin başkenti Washington’un da içinde yer aldığı “District Of Columbia” eyaletinde, Kıbrıs’ı iyi tanıyan ve Kıbrıs konusunu Rumların lehine iyi bilen Rum asıllı Amerikalı Avukat Athan T. Tsimpedes (Zimpides okunur) tarafından bir dava açıldı. Dava evrakı ve Mahkeme ilanı, Washington’da 1667 K Sokak NW Daire 690’da bulunan KKTC Washington Temsilciliğine de iletildi. Davayı açanlar KKTC’ye gönül vermiş 30 kişi… Susan ve John Latchford, Maureen ve Ray Ager, Collette ve John Michael Bailey, John Booth, Peter Brooks, Chris Charnock, Patricia Clarke, Annette de Graff, Gordon ve Valerie Edgar, Nicholas Gee, ...

    - 09.05.2012

    Dr. Erhan Türbedar TEPAV, 9 Mayıs 2012 6 Mayıs Pazar günü Yunanistan ve Sırbistan’da gerçekleşen seçimler dünya gündeminin önemli konuları arasında yer aldı. Her iki ülkedeki liderler seçim kampanyalarında, ekonomik durumun iyileştirilmesi yönünde vaatlerde bulundu. Sırbistan’daki seçim sonuçları mevcut siyasi tabloda büyük değişiklik yaratmadıysa da, Yunanistan seçimlerden sonra daha derin bir siyasi kriz içine kaymış oldu. Yunanistan’da geçmiş yıllarda gerçekleşen seçimlerde rekabet geleneksel olarak PASOK ile Yeni Demokrasi arasında yaşanıyordu. Dahası, bu iki siyasi parti oyların en büyük kısmını kazanıyordu. Ne var ki 6 Mayıs seçimiyle birlikte PASOK ile Yeni Demokrasi’nin Yunanistan’daki siyasi tekeli kırılmış oldu. Bu iki parti toplam oyların sadece 32’sini ...

     
    Pulat TACAR 15.04.2012

    Orhan Kemal Cengiz, 30.03.2012, 02.04.2012,09.04.2012 ve 10.04.2012 tarihlerinde Radikal gazetesine dört yazı yazmış. Başlıkları , “Ermeni Diyaporası ile Karşılaşmam”, “Meksika Şapkalı Ermeni”, “Ermeni Soykırımı ve Toprak”, “Hukuk Tazminat ve Çözüm.” Bu yazıları- hele son ikisini- okuyunca aklıma Avusturya ve İsviçre’de sarp dağlara mokasen ayakkabı ile tırmanmağa kalkışan “Mokasen turistleri” geldi ve çok güldüm. Anlaşılan, birileri “turist yazarın” kulağına bir şeyler fısıldamış, o da yarım yamalak duymuş, incelemeden, öğrenmeden döktürmüş. (Başka bir terim kullanmamak için böyle yazdım.) “Soykırımı Sözleşmesini Raphael Lemkin kaleme almış”mış. Doğru değil. Sözleşme bir B.M. Uluslararası Hazırlık Konferansının aylarca süren çalışmaları sonucunda hazırlandı. Lemkin’in kimi fikirleri ve önerileri ...

    Tugay ULUÇEVİK 15.04.2012

    Hayalî “Fırsat Penceresi” Kıbrıs müzakere sürecinin şimdiki safhası, Talât ve Hristofyas arasında 2008’de Lefkoşa’da başladı. Önce Talât, sonra Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (BMGS) ve bütün dünya, müzakerelerin birbirlerini “yoldaş” olarak niteleyen iki lider arasında başlamış olmasını çözüm için tarihî “fırsat penceresinin” açılması olarak değerlendirdi. Talât müzakerelerin çözüm için “son şans” olduğunu söyledi.1 Oysa ortaya çözüm için ne bir “fırsat” çıkmıştı, ne de ortada açılan bir “pencere” vardı. “Fırsat penceresi” ham hayalden ibaretti. Bunu müzakerelerin şimdiki durumunu dikkate alarak söylüyor değiliz. Bu konudaki görüşlerimizi, Hristofyas’ın göreve başlamasından hemen sonra 11 Mart 2008 günü Cumhuriyet Gazetesinde çıkan ...

     
    Gökçen OĞAN 22.01.2012

    Pakistan hem iç hem de dış politikada sıkıntılı günler yaşıyor. Bir yandan Afganistan sorunu nedeniyle en yakın dış politika partnerlerinden biri olan ABD ile ilişkilerin çıkmaza girmesi ülkenin dış politikada en önemli sorununu oluşturuyor. İç politika gündeminin ise dış politik sorunlara oranla çok daha karmaşık ve köklü konulara odaklandığını söylemek mümkün. Ordu- siyaset ve yargı hattında yaşanan gelişmeler Pakistan’da iç ve dış dengeleri değiştirebilecek sonuçlar doğurabilecek nitelikte. Ordu- Siyaset- Yargı İlişkileri Pakistan’da yaşanan temel sorunun “güvenlik”, “adalet” ve “demokrasiyi” temsil ettiği iddiasında olan taraflar arasında yaşanan güç mücadelesi olduğunu görmek mümkün. Tarihinde bu üç güçlü yapının yetki alanlarına müdahalelerinin hatta ...

    Tugay ULUÇEVİK 20.01.2012

    İkinci Dünya Savaşının hemen ertesinde Kıbrıs’ta Rumların yeniden canlandırdıkları ENOSIS yönündeki faaliyetler karşısında Dr. Fazıl Küçük önderliğindeki bir avuç Türk “aman Kıbrıs Girit olmasın” diye haykırarak seslerini Anavatanları Türkiye’ye duyurmağa çalışmışlardır. Bu gür sesli kahramanlardan biri de o zaman yirmili yaşlardaki Rauf R. Denktaş olmuştur. Kıbrıs’tan yükselen bu ses Torosları aşarak Anadolu’da yankı yapmıştır. Türkiye’de Kıbrıs konusu gençliğin ve basının öncülüğünde 1954’den itibaren millî dava olarak benimsenmiştir. Türkiye Kıbrıslı soydaşlarıyla ortak millî davanın etrafında kenetlenmiştir. Denktaş millî davanın yürütülmesinde her aşamada etkili rol oynamıştır. 1973’de davanın bayraktarlığını Dr. Küçük’ten resmen devralmıştır. Millî Dava’nın kahramanı olmuştur. “Dava’nın” gelişmeleri içinde Sayın Denktaş’ın halkının ...

     
    Tugay ULUÇEVİK 18.01.2012

    İkinci Dünya Savaşının hemen ertesinde Kıbrıs’ta Rumların yeniden canlandırdıkları ENOSIS yönündeki faaliyetler karşısında Dr. Fazıl Küçük önderliğindeki bir avuç Türk “aman Kıbrıs Girit olmasın” diye haykırarak seslerini Anavatanları Türkiye’ye duyurmağa çalışmışlardır. Bu gür sesli kahramanlardan biri de o zaman yirmili yaşlardaki Rauf R. Denktaş olmuştur. Kıbrıs’tan yükselen bu ses Torosları aşarak Anadolu’da yankı yapmıştır. Türkiye’de Kıbrıs konusu gençliğin ve basının öncülüğünde 1954’den itibaren millî dava olarak benimsenmiştir. Türkiye Kıbrıslı soydaşlarıyla ortak millî davanın etrafında kenetlenmiştir. Denktaş millî davanın yürütülmesinde her aşamada etkili rol oynamıştır. 1973’de davanın bayraktarlığını Dr. Küçük’ten resmen devralmıştır. Millî Dava’nın kahramanı olmuştur. “Dava’nın” gelişmeleri içinde Sayın Denktaş’ın ...

    Ata ATUN 16.01.2012

    İlk kez çocukluğumda tanıdım Kurucu Cumhurbaşkanımız merhum Rauf R. Denktaş’ı. Mücadele arkadaşları ile birlikte gelip kahveye oturur, ağabeylerimize, babalarımıza, dedelerimize büyük bir coşku ile hitap ederlerdi. Anlamadığım konuları konuşurlardı.“Türkiye, anavatan, asker, mücadele, taksim, ölüm, bağımsızlık” kelimelerini duyardım ama bu kelimeler çocuk beynime pek hitap etmezdi. Sadece “Türk askeri” lafını duyunca kulaklarım dikilir, kalbimden aşağıya doğru akan ılık sular bütün vücudumu kaplardı. O, çocuk dünyamın 3 büyük adamından birisi idi. “Doktor Küçük, Rauf Denktaş, Osman Örek, Üç arkadaş, birleşmişler gardaş, gardaş...” Diye şarkı söyleyerek, ellerimizde bir gece evvelden özene bezene kağıttan yaptığımız ve kusursuzca boyadığımız Türk bayrakları ile karşılardık kendilerini. Türk bayrağı ne gezerdi İngiliz döneminde. Değil ...

     
AVİM Blog Nedir? / What is AVİM Blog?

AVİM Blog, Avrupa, Balkanlar, Geniş Karadeniz Bölgesi, Kafkaslar, Avrasya ve Orta Asya’daki geçmiş ve güncel siyasi, toplumsal ve ekonomik gelişmeler ve Türk-Ermeni ilişkileri üzerine çalışan akademisyen, araştırmacı, yüksek lisan ve doktora öğrencilerinin yorum ve analiz yazılarını yayınlamak için oluşturulmuş bir platformdur.

AVİM Blog’da yayınlanan yazılar yalnızca yazarlarının görüşleridir ve AVİM için bağlayıcılığı yoktur.   

AVİM Blog is designed as a platform for scholars, researchers, masters and doctoral students to share their commentaries and analyses on past and current political, social  and economic affairs in Europe, Balkans, Wider Black Sea Region, Caucasus, Eurasia, and Central Asia, and Turkish-Armenian relations.

The statements and views expressed in AVİM Blog are not binding for AVİM and they are solely the responsibility of the authors.

AVİM Blog Kuralları / AVİM Blog Terms of Use

AVİM Blog'da yayınlanmak üzere gönderilen yorum ve analizler akademik yaklaşımla hazırlanmış çalışmalar olmalıdır.

Nefret söylemi, şiddet çağrısı, cinsiyetçi söylem, hakaret, etnik/ulusal/dinsel önyargılar içeren yazılar AVİM Blog tarafından kabul  edilmez.

Yazılar;

- e-posta yoluyla avimgenel@avim.org.tr adresine gönderilmelidir.

- Türkçe veya İngilizce dillerinde olmalıdır.

- Microsoft Word Programında yazılmış olmalıdır.

- 12 punto büyüklüğünde Times New Roman karakterleri kullanılarak, 1.5 satır aralığıyla ve yeterli kenar boşlukları bırakılarak (1-1/2 inch) yazılmalıdır.

- Sayfalar 1’den başlayarak numaralandırılmalıdır.

Gönderilen dosyalarda, yazar(lar)a dair aşağıdaki bilgiler belirtilmelidir: 

- Ad ve soyad(lar)ı

- Halihazırdaki (akademik) ünvan(lar)ı

- Halihazırda mensubu bulundukları kurum(lar) veya üniversite ve bölüm(ler)

- E-post adres(ler)i

- Cep telefon numara(lar)sı

 

Commentaries and analyses submitted to AVİM Blog should have been  written with a scholarly approach.

Submissions that contain hate speech, indiciment to violence, gendered discourse, ethnic/national/religious bias, and insultive espressions will not be accepted.

Contributions should be;

- Submitted to avimgenel@avim.org.tr

- in English or in Turkish.

- Word processed using Microsoft Word.

- 12 point font, Times New Roman, and 1,5 spaced throughout allowing good (1-1/2 inch) margins.

- Pages should be numbered sequentially starting from 1.

All submissions should include:

- Full name(s) of the author(s)

- Professional position(s) of the author(s)

- Current department and institutional affiliation(s) of the author(s)

- Email(s) of the author(s)

- Cell-phone number(s) of the author(s)