AŞIRI SAĞ VE AVRUPA’NIN GELECEĞİ
Yorum No : 2024 / 29
08.07.2024
3 dk okuma

Avrupa’da aşırı sağın güç kazanmakta olduğuna dair gözlem yaşlı kıtanın geleceğine dair pek çok tartışmanın başlangıç noktasını oluşturuyor. Bu tartışmalar içinde zikredilse de görece daha az üzerinde durulan bir husus, AB ülkelerinde aşırı sağ siyasetin güç kazanmasının AB üyesi ülkelerin ve bir bütün olarak AB’nin ekonomileri üzerindeki olası olumsuz etkileri.

Aşırı sağın yükselişinin neden olabileceği muhtemel ekonomik sorunlardan biri, aşırı sağın ulusal ekonomik çıkarları önceleyen bir yaklaşım benimsemesinin, birlik düzeyindeki ekonomi politikalarım geliştirilip yürütülmesini zorlaştırabilecek olması. Bir başka deyişle, ulusal ve birlik düzeyindeki ekonomi politikaları arasında bir çatışmanın ortaya çıkma ihtimalinin söz konusu olduğu görülmekte. Bu durum, Brüksel’deki AB yetkililerinin çözmekte zorlanacağı bir durumu meydana getirebilecektir.

Aşırı sağ ve ekonomi arasındaki ilişki örüntüsü içindeki en önemli noktalardan biri elbette göçmen işçiler. Bunun sebebi, göçmen işçi emeğinin, pek çok sektörde Avrupalı yerli işçilerin karşılayamadığı emek arzını sağlayarak emek açığını kapatıyor olması. Bu nedenle, Avrupa ekonomileri için göçmen işçi emeği halen başat bir ihtiyaç. Orta ve uzun vadede de bunun böyle olacağını Avrupa’daki demografik eğilimlere bakarak, daha net olarak ifade etmek gerekirse, yaşlanan ve azalan Avrupa nüfusuna dair raporları irdeleyerek söyleyebiliriz. Bu açıdan bakıldığında, göçmen karşıtlığının bayraktarlığını yapan aşırı sağın Avrupa’daki yükselişinin, Avrupa ekonomileri için emek arzı açısından ciddi sorunlara yol açabileceği söylenebilir.  

Bunun yanında, göçmen işçilerin yalnızca emek arzı açısından önem taşıdığını söylemek doğru ancak eksik bir tespit olacaktır. Göçmen işçiler aynı zamanda tüketirler ve tüketim, üretim ve ekonomik kazancın sürdürülebilmesi için gereklidir. Avrupa nüfusunun yaşlanmak ve azalmakta olması iç tüketimin düşmesi anlamına gelmektedir. İç tüketimin belli bir seviyede seyretmesi için de göçmenler tüketiciler olarak da önemli bir unsurdur. Buna ek olarak, göçmen işçilerin ödedikleri vergiler yoluyla ekonomiye yaptıkları katkılar da unutulmamalıdır. Bu vergiler, yaşlı Avrupalı nüfusun emeklilik maaşlarının ve sosyal güvenlik harcamalarının karşılanmasını sağlayan bir kaynaktır.

Son olarak, göçmen işçilerin yalnızca mavi yakalılardan oluşmadığı, Avrupa’da çok sayıda beyaz yakalı göçmenin de bulunduğu akılda tutulmalıdır. Küresel beyin göçü sayesinde, Avrupa dışı coğrafyalardan çok sayıda iyi eğitimli kişi Avrupa’ya yerleşmekte ve Ar-Ge’ye dayalı sektörlerde katma değeri yüksek ürünlerin üretiminde kritik roller oynamaktadırlar. Covid-19 pandemisi döneminde BioNTech aşısını bulan Türk kökenli iki bilim insanı buna en güzel örnektir.

Bu sebeplerden dolayı Avrupa’da aşırı sağın güç kazanmasının, en önemli avantajı ekonomik gelişmişlik düzeyi olan AB için sorunlar yaratmaya gebe olduğunu söylemek mümkündür. İtalya, Macaristan, Polonya, Avusturya, Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç gibi ülkelerdeki aşırı sağın yükselişine işaret eden siyasal gelişmeler, göçmenlik sorunsalıyla bağlantılı olarak yalnızca Avrupa kültürü, kimliği, değerleri gibi günümüz milliyetçilerinin ve liberallerinin öncelediği temalar ve popüler sorunsallar etrafında değil, en önemli alt yapısal faktör olan ekonomi ile bağlantısıyla da değerlendirilmelidir.

 

*Görsel: Anadolu Ajansı 

 


© 2009-2024 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.

Kaynaklar:

Analiz
Yorum
Blog
Rapor
Bülten