BİR RUS ASKERİNİN ERMENİSTAN’DA İŞLEDİĞİ CİNAYETLER
Yorum No : 2015 / 6
21.01.2015
Paylaş :
PDF İndir :

13 Ocak 2015 tarihinde Gümrü’deki bir evde, Avestisyan ailesine mensup 6 kişi yataklarında ateşli silahla öldürülmüş halde bulundu. Olaydan ağır yaralı olarak kurtulan 6 aylık bir bebek de birkaç gün sonra hayatını kaybetti. Olay yerinde bir kalaşnikof tüfek, 5.45 mm'lik mermi kovanları, mermi dolu bir şarjör ve askeri botlar bulundu. Açıklamalara göre, botların üzerinde Valeri Permyakov ismi yazılıydı. Gümrü'deki 102. Rus askeri üssünde görev yapan 19 yaşında bir Rus askeri olan Valeri Permyakov çok geçmeden Ermenistan-Türkiye sınırı yakınında Rus sınır muhafızları tarafından yakalandı (daha sonra bazı Ermeni yetkililer Permyakov’un Rus sınır muhafızları ve Ermeni polisinin ortak operasyonu ile yakalandığını ileri sürmüştür). Permyakov, Gümrü’deki Rus askeri üssünde gözetim altındayken cinayeti itiraf etti. Gümrü’deki katliam buna benzer olayların üçüncüsüdür. 1999 yılında aynı askeri üste görevli alkollü iki Rus askeri bir pazaryerindeki insanlara ateş açmış ve iki kişiyi öldürmüştü. 2013’de de iki çocuk üsse yakın bir mevkide mayın patlaması sonucu hayatını kaybetmişti.

Gümrü’deki bu cinayet Ermenistan’da şok dalgasına sebep olmuştur. Halk cinayeti protesto etmek için sokaklara dökülmüş ve protestocular ile polis arasında çatışmalar yaşanmıştır. Olaylar sonucunda 60 civarında kişi göz altında alınmış ve polisler dahil 20 kişi yaralanmıştır. Gözaltına alınanlar arasında Lusine Sahakyan (Erivan Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nde doçent), Tigran Xzmalyan (ünlü bir film yapımcısı) ve Alek Yenikomshiyan (3 Ekim 1980’de Cenevre’deki bir otel odasında yaptığı bombanın patlaması sonucu gözlerini kaybetmiş olan eski bir ASALA üyesi) da vardır. Xzmalyan ve Yenikomshiyan Ermenistan’da siyasi bir devrim arayışı içerisinde olan diyaspora destekli Sardarapat Hareketi’nin de tanınan şahsiyetleridir. Ülkede gerilimin tırmanması sonrasında, 1980’lerin sonu 1990’ların başında Ermenistan’ı bağımsızlığa taşıyan Karabağ Komitesinin bir üyesi olan ve 1993’e Ermenistan’ın ilk cumhurbaşkanı Ter Petrosyan’ın ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapan Ashot Manucharyan, olayların yatıştırılması için diyasporadan yardım istemiştir. Fransa Ermeni toplumu Cumhurbaşkanı Sarkisyan ve Katolikos Karekin II’den olayın ilk günlerindeki sessizlikleri konusunda açıklama talep etmiştir.

Ermenistan’daki 102. Rus askeri üssü 2020’ye kadar faaliyetlerini sürdürmek üzere 1995’te kurulmuştur. Rusya Federasyonu’na ait olan Gürcistan ve Özbekistan’daki askeri üsler ve Azerbaycan’daki Gabala radar üssü sırasıyla 2006, 2012 ve 2013’te kapatılırken, 2010 yılında Gümrü’deki üssün faaliyet süresi 2044’e kadar uzatılmıştır. Beyaz Rusya, Kırgızistan ve Tacikistan’daki üslerin yanı sıra, Gümrü’deki üs bugün Rusya Federasyonu’nun Rusya dışındaki 4 askeri üssünden biridir. Bunların yanında, Rusya Federasyonu’nun ilhak ettiği Kırım’da da bir üssü bulunmaktadır. Ermenistan ve Rusya Federasyonu arasındaki anlaşmaya göre, Gümrü üssünün altyapı hizmetleri ve giderleri Ermenistan tarafından karşılanmaktadır. 2014’ün sonunda Ermenistan bu üs için 42 milyon dolar harcamıştır. Üste yaklaşık 3000 personel çalışmaktadır.

Protestocuların ortak talebi Permyakov’un Ermeni makamlarına teslim edilmesi ve Ermenistan’da yargılanıp ve cezasını Ermenistan’da çekmesiydi. Bu talep hukuki bir sorunu ortaya çıkarmıştır. Rusya ile Ermenistan arasında imzalanan askeri üs anlaşmasının 4. maddesi, üssün Rus personeli tarafından Ermenistan sınırları içerisinde işlenen suçların soruşturulma ve cezalandırılması hakkını Ermenistan’a vermektedir.  Ermenistan Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun 14.1. maddesi aynı hükmü içermektedir. Öte yandan, Rusya Federasyonu Anayasası’nın 61.1. maddesi Rusya Federasyonu vatandaşlarının başka bir devlete iadesini yasaklamaktadır. Buna karşı, Ermeni avukat Norayr Narikyan, suçun Ermeni toprakları içerisinde işlenmesi nedeniyle söz konusu maddenin Permyakov olayında geçersiz olduğunu iler sürmektedir. Şu ana kadar, Rus tarafından Permyakov’u Ermenistan makamlarına teslim edeceği yönünde hiçbir işaret gelmemiştir. Bu durum, Ermenistan halkının öfkesini arttırmış, hatta bazılarını Rusya’nın cinayeti örtbas etmeye çalıştığına ve Permyakov’un işlediği suça uygun bir cezaya çarptırılmadan serbest bırakılacağına inanmaya sevk etmiştir. Bu şüpheler, hükümet yanlısı siyasetçileri Permyakov’u üsteki hapishanede gördüklerine dair açıklamalar yapmaya zorlamıştır. Hükümete karşı güvenini kaybeden halk ise Permyakov’un hapishanede olduğunu gösteren video kayıtları istemiştir.

Rusya Federasyonu ile Ermenistan arasında ortaya çıkabilecek bir gerilimden çekinen Ermeni makamları Permyakov’un iadesi konusunda baskı yapmamaktadır. Bu bağlamda, Ermenistan Başsavcısı Gevorg Kostanyan’ın galeyana gelen halkı yatıştırmak için yaptığı muğlak açıklama kimseyi tatmin etmemiştir. Bir çıkış yolu olarak, Ermeni yetkililer ortak bir soruşturma ve yargılama ihtimalinden bahsetmiştir. Ancak, bunun teknik olarak mümkün olmadığına dair görüşler vardır. Ortak soruşturma konusunda ilginç bir öneri Gagik Harutyunyan tarafından gelmiştir. Harutyunyan, Rusya Federasyonu’nun bu tip davalarda daha tecrübeli olduğunu ileri sürerek Rusya Federasyonu ile ortak bir soruşturmanın yürütülmesinin daha iyi olacağını belirtmiştir.

Hukuki karmaşanın yanında, Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Katolikos Karekin II ve diğer üst düzey Ermeni yetkililerin Permyakov’un iadesi ve cinayetin kınanması konusunda Rusya Federasyonu’na beklenen tepkiyi göstermemeleri ülkede Ermenistan-Rusya Federasyonu ilişkileri konusunda siyasi tartışmaları körüklemiştir. Ülkede cinayetle ilgili olarak yas ilan edilmemesi halkın öfkesine sebep olmuştur. Ermeni yetkililer ise yas ilanının bir Ermeni geleneği olmadığı şeklinde açıklamalar yapmışlardır. Hükümet ve Kilise ’ye yöneltilen en sert eleştirilerden biri Şuşa Birliği Gazileri Bloğu adlı sivil toplum kuruluşundan gelmiştir. Bu kuruluş yaptığı açıklamada, ülkeyi “bilerek sömürgeleşmeye ve köleleşmeye götürdükleri” gerekçesiyle Ermeni makamlarını suçlamıştır. Birçok muhalif siyasetçi ve grup da nispeten daha sakin bir söylem kullanarak bu fikri ifade etmiş, cinayet ve sonrasındaki gelişmelerin Ermenistan devletinin kendi toprakları üzerindeki egemenliğinin görecelileştiğini öne sürmüşlerdir.  12 Ocak’ta Permyakov’u arayan Rus askerlerinin silahlarıyla Gümrü sokaklarına çıkması, Rusya Federasyonu’nun Permyakov’un iadesi ve Ermeni makamlarla bilgi paylaşımı konusunda olumsuz tavır takınması ve Ermeni makamlarının da bu konuda gereken baskıyı yapmaması egemenlik kaybı ile ilgili endişelerin oluşmasında en önemli etkenlerdir.

Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’ne katılmasının, bunu destekleyen kesimlerce Ermeninstan’ın ulusal güvenlik ihtiyacı çerçevesinde savunulmasının da etkisiyle, Rusya Federasyonu ile ilişkilere şüpheyle yaklaşanlar Ermenistan’daki Rus askeri üssünün ulusal güvenliğe olumlu mu yoksa olumsuz mu bir etkisi olduğu sorusunu ortaya atmışlardır.

Hükümet ve Rus yanlısı çevreler eleştirilere karşılık olarak, cinayetin etnik boyutunun ön plana çıkarılmasının ve yersiz siyasi değerlendirmelerin Ermenistan-Rusya Federasyonu ilişkilerine zarar verdiği yönünde uyarılarda bulunmuşlardır. Ermenistan’daki Rus Büyükelçisi Ivan Volinki de benzer değerlendirmeler yapmıştır. Olayın etnik boyutunun öne çıkartılmaması konusundaki uyarılar yersiz değildir. Fakat bu tip açıklamalarla Rusya Federasyonu’nun ‘ağabey’ rolü oynadığı Ermeni-Rus ittifakının tartışmalı yönlerinin üstünün örtülmeye çalışıldığı da bir gerçektir. Dikkat çeken bir olgu, “Ermeni Davası”nın (birleşik, bağımsız, büyük Ermenistan fikri doğrultusunda siyasi faaliyet) en önde gelen savunucusu Ermeni Devrimci Federasyonu-Taşnaksutyun da bu şekilde bir tavır almıştır. Taşnaksutyun’un sözcüsü Armen Rustamyan Rusya Federasyonunun cinayetle ilgili olarak özür dilemesine gerek olmadığı yönünde bir açıklama yapmıştır. Rus yanlısı olarak tanınan Kafkas Enstitüsü Başkanı Alexander Iskandaryan ülkedeki tepkileri geçici bir öfkenin tezahürü olarak tanımlayarak önemsizleştirmeye çalışmıştır.

Ermenistan’da mevcut Ermenistan-Rusya Federasyonu ilişkilerine karşı çıkanlar kadar destekleyenlerin de olduğu ortadadır. Hem Ermenistan’daki oligarklar (Ermenistan’da mafya-politikacı-işadamı ilişkileri sayesinde zenginleşmiş olan sosyo-ekonomik sınıfa verilen ad) ile Rusya Federasyonu’ndaki bazı siyasi-ekonomik aktörler arasındaki gayrimeşru ekonomik ve siyasi ilişkiler, hem de samimi ideolojik-siyasi görüşler Ermenistan’daki Rus taraftarlığının nedenlerinden olabilir. Ne var ki, her durumda, Ermenistan’ın Azerbaycan ve Türkiye ile olan sorunlarıyla bağlantılı olarak öne sürülen ulusal güvenlik konusu, Ermenistan-Rusya Federasyonu ilişkilerinin mevcut halini savunan kişilerin temel argümanını oluşturmaktadır.  Gümrü’deki cinayetin alevlendirdiği Ermenistan-Rusya Federasyonu ilişkileri hakkındaki tartışmalarda da güvenlik konusu bu kişiler tarafından öne sürülmektedir.

Ermenistan’da tanınan bir sivil toplum aktivisti olan Larisa Alaverdyan tartışmaları jeopolitik düzeye çıkarmanın ve Ermenistan-Rusya Federasyonu ilişkilerinin tekrar gözden geçirilmesi taleplerinin Türkiye ve Azerbaycan’ın menfaatine olacağı gerekçesiyle yanlış olduğunu beyan etmiştir. Alaverdyan’ın kullandığı “bu trajik olayı planlayanlar” sözü ise onun ve Ermenistan’daki bazı çevrelerin komplocu bakış açısını sergilemektedir. Örneğin, Gümrü doğumlu mimar Andranik Davtyan Rus askeri üssünün kapatılması durumunda oluşabilecek Azeri ve Türk tehdidine işaret ederek “kasti provokasyon” şüphelerini dile getirmiştir. Ermenistan’da ortaya atılan komplo teorilerini, Batı’yı, Rusya Federasyonu siyaseti içindeki bazı fraksiyonları ve Azerbaijan ile Türkiye’yi işaret edenler şeklinde üçe ayırmak mümkündür. Gümrü’deki cinayetin Ermenistan-Rusya Federasyonu ilişkilerine zarar vermesi olasılığına dikkat çeken hükümet ve Rus yanlısı çevreler tarafından daha çok dillendirilen komplo teorileri farklı şekillerde, örneğin Küreselleşme ve Bölgesel İşbirliği Analitik Merkezi Başkanı Stepan Grigoryan gibi, batı yanlıları tarafından da öne sürülmektedir. Hatta Grigoryan Rus yanlılarından daha da ileri giderek 1915’in yüzüncü yılında bir Türk komplosu olasılığına ilişkin uyarılarda dahi bulunmuştur.

Ermenistan’daki 102. Rus askeri üssünde görev yapan Rus asker Valeri Permyakov’un Avestisyan ailesini katli sonrası yaşanan gelişmeler, öncelikle Ermeni hükümetinin dış politika tercihleri sonucu oluşan zorluklarla baş etme konusundaki acizliğini sergilemiştir. Ayrıca, Ermenistan dış politikasının yurt içindeki yansımaları olarak Ermeni toplumunun bazı kesimlerinde oluşan hoşnutsuzluğu, endişeyi ve yabancılaşmayı ortaya koymuştur. Farklı görüşlere sahip siyasiler ve uzmanlar tarafından ileri sürülen olası Azeri ve/veya Türk komplosu iddiaları gerçekçi siyasi değerlendirmelere mani olmanın yanında Ermenistan ile Azerbaycan ve Türkiye arasında akılcı bir tartışmanın da önünü tıkayan yaygın Türk algısını göstermesi açısından önemlidir.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.