İSRAİL’İN 1915 OLAYLARINI YORUMLAMASI VE AVRUPA BİRLİĞİ’NİN SESSİZLİĞİ
Yorum No : 2026 / 71
01.07.2026
8 dk okuma

Avrupa Birliği’nin (AB) uluslararası meselelerde sergilediği tutarsızlıklar, son dönemde İsrail’in 1915 olaylarını soykırım olarak tanımasıyla birlikte daha da belirgin hale gelmiştir. Bu tanıma, salt tarihsel bir değerlendirme olmaktan ziyade, güncel jeopolitik çıkarların bir yansıması olarak öne çıkmaktadır. AB’nin Türkiye’ye yönelik raporlarında sergilediği sert eleştirel yaklaşım ile İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki eylemlerine karşı gösterdiği sessizlik, Birlik’in güvenilirliğini ve ciddiyetini ciddi biçimde sorgulatmaktadır. Bu çerçevede, tarihsel trajedilerin güncel siyasi araçlar haline getirilmesi, evrensel hukuk ve ahlak ilkelerinin aşındırılması riskini taşımaktadır.

Avrupa Parlamentosu’nun 17 Haziran 2026’da kabul ettiği 2025 Türkiye Raporu, bu çifte standardın somut bir örneğini teşkil etmektedir. Rapor, demokrasi, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanlarında Türkiye’ye yönelik ağır eleştiriler içermekte; AB üyelik sürecinin fiilen donmuş olduğunu vurgulamaktadır. Buna karşın, aynı rapor Türkiye’yi NATO müttefiki olarak tanımlamakta, güvenlik ve savunma alanında “karşılıklı stratejik çıkarlar doğrultusunda pragmatik işbirliğinin güçlendirilebileceğini” ifade etmektedir. Karadeniz, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Ukrayna gibi bölgelerde ortak çıkarlar öne çıkarılırken, Türkiye “Doğu Akdeniz’de istikrarın kilit ortağı” ve “ticaret, ekonomi, güvenlik, göç ve terörle mücadelede önemli aktör” olarak nitelendirilmektedir. Özellikle bağlantısallık alanında rapor, “Avrupa-Asya bağlantısını güçlendirecek alternatif ticaret rotası olarak Orta Koridor”u desteklemekte ve bu rotanın AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artıracağını belirtmektedir. AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos’un 23 Haziran 2026’daki açıklaması bu stratejik gerçeği net biçimde ortaya koymaktadır: “Türkiye’nin güçlü katılımı olmadan güçlü bir Orta Koridor ve tüm bu dijital, enerji ve ticaret ilişkilerine sahip olmayı hayal edemiyorum.” Bu ifadeler, AB’nin değer temelli eleştirileri ile jeopolitik zorunluluklar arasındaki çelişkiyi açıkça göstermektedir. Türkiye olmadan Orta Koridor’un Avrupa ayağının tamamlanamayacağı gerçeği, Birlik’in Türkiye’yi “denklem dışı bırakma” çabalarının kendi stratejik hedeflerine zarar vereceğini ortaya koymaktadır[1]

Bu bağlamda, AB’nin İsrail’in Gazze ve güney Lübnan’daki eylemlerine karşı sergilediği tutum, çifte standardın başka bir boyutunu oluşturmaktadır. Katolik Kardinal Víctor Manuel Fernández, Vatikan’da yaptığı açıklamada AB’yi İsrail’e karşı yaptırımlar uygulamaya çağırmış; Rusya’ya ekonomik yaptırımlar uygulanırken İsrail’e mali yardım ve silah sağlanmasını eleştirmiştir[2]. Kardinal, Gazze ve güney Lübnan’da “bütün şehirlerin yıkımının orantılı bir savunma eylemi olarak kabul edilemeyeceğini”, “askeri müdahalelerin muazzam orantısızlığını”, sivil ölümlerin (özellikle çocuklar) yüksek oranını ve evlerin bombalanmasının “toplam yıkım”dan söz etmeye olanak tanıdığını vurgulamıştır. AB’nin İsrail karşısındaki hareketsizliğini “gerçek ve istikrarlı bir hakikat ve değerler çerçevesinin” bulunmadığının belirtisi olarak değerlendirmiştir. Eski AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de, İsrail’in AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ı persona non grata ilan etmesinin hemen ardından bir AB Komiseri’nin İsrail Dışişleri Bakanı ile sıcak görüşme yapmasını “dayanışma ve koordinasyon”un zayıf bir göstergesi olarak nitelendirmiştir[3]

İsrail’in 1915 olaylarını soykırım olarak tanıması, bu çifte standardı daha da pekiştirmektedir. Bu adım, Türkiye ile ilişkilerin gerilimi ve Türkiye’nin İsrail yönetimi karşıtı tutumu sonrası atılmış asimetrik bir siyasi hamle olarak değerlendirilmektedir. Tarihsel hafıza, evrensel ahlak yerine taktiksel tehditler prizmasından bakıldığında, diğer ulusların trajedileri (Ermenistan veya Ukrayna) Tel Aviv’de “evrensel ahlak merceği” yerine “güncel jeopolitik satranç tahtasında varlık veya yükümlülük” olarak görülmeye devam edecektir. Bu tespit, İsrail’in tarihsel trajedileri araçsallaştırma eğilimini net biçimde ortaya koymaktadır[4]. Bu yaklaşım, İsrail’in tarihte maruz kaldığı Holokost’un da tekörnek olma iddiasını kuşkusuz zayıflatmakta ve sulandırmaktadır.

Benzer şekilde, tarihçi Ilan Pappe’nin haritaladığı üzere, söz konusu şiddet 1948 Nakba’sından önce başlayan etnik temizliğin doğrudan devamıdır. İsrail’in Kafkasya’daki yüzyıllık bir trajediye ani ilgisi, “çaresiz bir psikolojik operasyon” olarak tanımlanmakta; bölgesel ittifakları parçalamak ve Uluslararası Adalet Divanı’ndaki (UAD) benzeri görülmemiş soykırım suçlamalarıyla karşı karşıya kalan bir devletin itibarını aklamak için tasarlandığı belirtilmektedir. Gerçek ahlaki cesaret, uluslararası adalet ve insan haklarının “uzlaşmaz ve evrensel” uygulanmasını gerektirmektedir. Tarihte trajik bir şekilde hayatlarını kaybedenler, Orta Doğu’yu domine etmeye yönelik daha geniş bir ABD-İsrail savaşında “tek kullanımlık poker fişleri” olarak kullanılmamalıdır[5]

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, İsrail’in kararına karşı “silahlandırma” veya “siyasallaştırma”ya karşı çıktıklarını, konuyu “kötüye kullanma” meselesine girmemenin Ermenistan’ın ulusal çıkarı olduğunu açıkça ifade etmiştir. Paşinyan, “Bu konuya girmemeyi Ermenistan Cumhuriyeti’nin çıkarları doğrultusunda görüyoruz” diyerek, konunun siyasi araç haline getirilmesine karşı net bir duruş sergilemiştir. Türkiye de kararı siyasi saikli olması dolayısıyla kınamıştır[6].

Sonuç olarak, tarihsel olayların güncel jeopolitik çıkarlar için silahlaştırılması, ne evrensel ahlaka ne de uluslararası hukuka hizmet etmektedir. AB’nin Türkiye’ye yönelik değer temelli eleştirileri ile stratejik alanlarda (Orta Koridor gibi) Türkiye’nin vazgeçilmez rolünü kabul etmesi arasındaki tutarsızlık, Birlik’in kendi güvenilirliğini zedelemektedir. Benzer şekilde, İsrail’in eylemlerine karşı gösterilen hoşgörü ile diğer aktörlere uygulanan standartlar arasındaki uçurum, küresel düzenin “hakikat ve değerler çerçevesinden” yoksunluğunu teyit etmektedir. Türkiye’nin diplomatik çıkarları açısından, tarihsel meselelerin siyasi istismarına karşı tutarlı ve ilkesel bir duruş sergilenmesi elzemdir. Evrensel standartların tüm aktörlere eşit uygulanması, Orta Koridor gibi stratejik projelerde pragmatik işbirliğinin sürdürülmesi ve tarihsel trajedilerin güncel siyasi hesaplara alet edilmemesi, bölgesel istikrar ve uluslararası güvenilirlik açısından zorunludur. Aksi takdirde, çifte standartlar yalnızca güvenilirliği değil, adalet arayışını da aşındırmaya devam edecektir.

 

Görsel: https://www.azatutyun.am/a/33791097.html

 

 

[1] Hazel Çağan Elbir, “Avrupa Parlamentosu’nun 2025 Türkiye Raporu Işığında: Orta Koridor’un Stratejik Önemi ve Türkiye’nin Vazgeçilmez Rolü,” avim.org.tr, AVİM, 26 Haziran 2026, https://avim.org.tr/tr/Yorum/BaglantiBaglantiAVRUPA-PARLAMENTOSU-NUN-2025-TURKIYE-RAPORU-ISIGINDA-ORTA-KORIDOR-UN-STRATEJIK-ONEMI-VE-TURKIYE-NIN-VAZGECILMEZ-ROLU.

[2] Andrew Rettman, “Catholic cardinal risks Israel’s wrath in moral appeal for EU sanctions,” euobserver.com, EU Observer, 28 Haziran 2026, https://euobserver.com/224502/catholic-cardinal-risks-israels-wrath-in-moral-appeal-for-eu-sanctions/.

[3] Andrew Rettman, “Catholic cardinal risks Israel’s wrath in moral appeal for EU sanctions.”

[4] Anton Filippov, “Why Israel recognised the Armenian genocide but still does not recognise the Holodomor as genocide,” eurointegration.com.ua, European Pravda, 29 Haziran 2026, https://www.eurointegration.com.ua/eng/news/2026/06/29/7240600/.

[5] Garsha Vazirian, “Israel maliciously turns Armenian grief into diplomatic grenade masking Gaza atrocities,” tehrantimes.com, Tehran Times, 29 Haziran 2026, https://www.tehrantimes.com/news/527748/Israel-maliciously-turns-Armenian-grief-into-diplomatic-grenade.

[6] Kanyshai Butun, “Armenia says it opposes ‘weaponization’ of 1915 events after Israeli recognition,” aa.com.tr, Anadolu Ajansı, 29 Haziran 2026, https://www.aa.com.tr/en/world/armenia-says-it-opposes-weaponization-of-1915-events-after-israeli-recognition/3981632.


© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.