
Avrupa Parlamentosu (AP), 17 Haziran 2026’da 381 evet, 107 hayır ve 171 çekimser oyla kabul ettiği 2025 Komisyon Türkiye Raporu’na ilişkin kararda, Türkiye’ye yönelik sert eleştirilerde bulunmuştur[1]. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanlarındaki gerileme vurgulanırken, AB üyelik sürecinin fiilen donmuş olduğu tekrarlanmıştır. Ancak rapor, bu eleştirilerin yanı sıra Türkiye’nin stratejik önemini ve pragmatik işbirliği ihtiyacını da açıkça kabul etmektedir. Bu bağlamda, Orta Koridor (Trans-Hazar Uluslararası Taşıma Rotası – TITR) gibi konular, Türkiye’nin AB için vazgeçilmez bir ortak olduğunu gösteren kritik bir alan olarak öne çıkmaktadır.
Raporun İkili Yaklaşımı: Eleştiri ve Stratejik Kabul
Rapor, Türkiye’nin AB ile ilişkilerini “çok katmanlı” olarak nitelendirmekte ve Türkiye’yi NATO müttefiki olarak tanımlamaktadır. Güvenlik ve savunma alanında “karşılıklı stratejik çıkarlar doğrultusunda pragmatik işbirliğinin güçlendirilebileceği” belirtilmektedir. Karadeniz, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Ukrayna gibi bölgelerde ortak çıkarlar vurgulanmaktadır. Raporda ayrıca Türkiye’nin bağlantısallık alanındaki önemi doğrudan ele alınmaktadır: “Avrupa-Asya bağlantısını güçlendirecek alternatif ticaret rotası olarak Orta Koridor” desteklenmekte ve bu rotanın AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artıracağı ifade edillmektedir. Rapor, Türkiye’yi “Doğu Akdeniz bölgesinde istikrarın kilit ortağı”, ticaret, ekonomi, güvenlik, göç ve terörle mücadelede önemli aktör olarak tanımlamaktadır[2].
Bu yaklaşım, AP’nin geleneksel eleştirel tonuna rağmen gerçekçi jeopolitiği yansıtıyor. Değerler temelli eleştiriler sürse de, coğrafya ve stratejik zorunluluklar Türkiye’yi göz ardı etmenin mümkün olmadığını göstermektedir.
AB’den Net Vurgu: “Orta Koridor Türkiye’siz Düşünülemez”
AP raporundaki bu stratejik kabulü, AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos’un 23 Haziran 2026’da yaptığı açıklama somutlaştırmıştır. Brüksel’de düzenlenen Bağlantısallık Gündemi Platformu toplantısında Kos şu ifadeleri kullanmıştır:
“Türkiye'nin güçlü katılımı olmadan güçlü bir Orta Koridor ve tüm bu dijital, enerji ve ticaret ilişkilerine sahip olmayı hayal edemiyorum.[3]”
Kos, Türkiye’nin Bağlantısallık Gündemi’nde kilit rol oynadığını özellikle vurgulamış ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımından memnuniyet duyduğunu belirtmiştir. Bu açıklama, AP raporundaki dolaylı desteği somut bir üst düzey AB duruşuna dönüştürmektedir.
Orta Koridor Nedir ve Neden Bu Kadar Önemli?
Orta Koridor, Çin’den başlayıp Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan multimodal bir ticaret rotasıdır. Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridoru’na alternatif olarak öne çıkmaktadır.
Bu rotanın temel avantajları ise oldukça belirgindir. Öncelikle mesafe ve süre bakımından önemli üstünlükler sunar; Kuzey Koridoru’na göre yaklaşık 2.000 km daha kısadır ve Çin’den Avrupa’ya transit süre 18 güne kadar inebilmektedir. Bu da deniz yoluna kıyasla çok daha hızlı bir taşımacılık imkânı sağlar.
İkinci önemli avantajı güvenlik ve tedarik zinciri çeşitlendirmesidir. Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte Kuzey Koridoru riskli hale gelince, Orta Koridor Rusya’ya bağımlılığı azaltan ve tedarik zincirlerini daha güvenli kılabilen bir seçenek olarak ön plana çıkmıştır.
Ayrıca Avrupa Birliği stratejisiyle de uyumlu bir yapıdadır. AB’nin Global Gateway girişimi kapsamında desteklenen Orta Koridor, AB’nin Orta Asya ve Kafkasya’da altyapı yatırımlarını teşvik ettiği kritik bir projedir. Bu sayede kritik hammaddeler, enerji ve yeşil geçiş gibi alanlarda bölgenin önemi artmakta ve AB’nin stratejik hedeflerine katkı sağlamaktadır.
Avrupa Birliği, Orta Koridor’u yalnızca ticari bir rota olarak değil, aynı zamanda önemli bir jeopolitik araç olarak değerlendirmektedir. Bu çerçevede koridor, Çin’in artan etkisini dengelemek, Rusya’nın transit tekeline karşı alternatif bir güzergâh oluşturmak ve küresel tedarik zincirlerinin güvenliğini güçlendirmek amacıyla stratejik bir araç işlevi görmektedir.
Türkiye: Orta Koridor’un Vazgeçilmez Kapısı
Türkiye, Orta Koridor’da basit bir transit ülke olmanın ötesinde, stratejik bir merkez konumundadır. Bu kritik rolünü, başta Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu olmak üzere Güney Kafkasya’yı Türkiye’ye bağlayan ana arterlerle; Asya ile Avrupa kıtalarını demiryolu üzerinden kesintisiz birleştiren Marmaray ve İstanbul bağlantılarıyla; Mersin, İstanbul ve Çandarlı gibi modern limanlar aracılığıyla sağlanan karayolu, demiryolu ve deniz taşımacılığının multimodal entegrasyonuyla; ve en önemlisi, Avrupa’nın doğal coğrafi giriş kapısı olan benzersiz konumuyla pekiştirmektedir. Bu unsurlar bir araya geldiğinde, Orta Koridor’un Avrupa’ya ulaşan son ayağının Türkiye olmadan tamamlanamayacağı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Rapor da bu gerçeği dolaylı yoldan kabul etmektedir. Marta Kos’un ifadesiyle ise bu durum netleşmektedir: Türkiye’nin güçlü katılımı olmadan güçlü bir Orta Koridor mümkün değildir. Türkiye olmadan Orta Koridor’un Avrupa ayağı eksik kalabilecek; AB’nin Global Gateway hedefleri, tedarik zinciri çeşitlendirme çabaları ve enerji/kritik malzeme güvenliği ciddi şekilde sekteye uğrayabilecektir.
Gerçek hayatta da bu rol somutlaşmaktadır: Orta Koridor üzerinden Çin-Avrupa yük taşımacılığı artmakta, Türkiye transit gelirleri ve lojistik kapasitesini güçlendirmektedir. AB tarafı da yatırımlarla bu rotayı canlandırmaya çalışmaktadır.
Sonuç: Pragmatizm Kaçınılmaz
AP raporu ve AB Komiseri Marta Kos’un açıklamaları bir arada değerlendirildiğinde net bir tablo ortaya çıkmaktadır: Türkiye’yi AB dışında tutmayı amaçlayan “değerler” temelli eleştiriler sürse de, jeopolitik gerçekler ve stratejik zorunluluklar Türkiye’nin devre dışı bırakılmasının önüne geçmektedir. Orta Koridor, AB’nin tedarik zinciri güvenliği, enerji çeşitliliği ve Asya ile bağlantı hedefleri için kritik öneme sahiptir. Türkiye’yi “denklem dışı bırakma” girişimleri, AB’nin kendi çıkarlarına zarar vermektedir. Raporun ve Kos’un da işaret ettiği gibi pragmatik, çıkar temelli ve aşamalı bir işbirliği modeli, AB Türkiye’nin üyeliği konusunda daha gerçeğe yakın bir yaklaşım içine girene kadar daha anlaşılabilirdir. Orta Koridor’un tam potansiyeline ulaşması için Türkiye’nin altyapı, gümrük ve operasyonel kolaylaştırmalardaki rolü güçlendirilmeli; AB de bu süreçte somut destek vermelidir. 2025 AP Türkiye Raporu ve AB’nin üst düzey açıklamaları göstermektedir ki: Orta Koridor’da Türkiye olmadan Avrupa’nın stratejik hedefleri eksik kalabilecektir.
[1] Güven Özalp, “AP’de Kabul Edilen Türkiye Raporunda ‘Mavi Vatan’ ve 12 Mil Vurgusu,” BBC Türkçe, 17 Haziran 2026, https://www.bbc.com/turkce/articles/cgl3x8jx6yzo.
[2] Avrupa Parlamentosu, “European Parliament resolution of 17 June 2026 on the 2025 Commission report on Türkiye,” 17 Haziran 2026, https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/TA-10-2026-0215_EN.pdf.
[3] “AB’den Türkiye vurgusu: Orta Koridor Türkiye’siz düşünülemez,” TRT Haber, 23 Haziran 2026, https://www.trthaber.com/haber/dunya/abden-turkiye-vurgusu-orta-koridor-turkiyesiz-dusunulemez-949060.html
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır
Henüz Yorum Yapılmamış.
-
ASALA TERÖRİSTİ MONTE MELKONIAN ADINA ASKERİ OKUL AÇILDI
Hazel ÇAĞAN ELBİR 27.11.2017 -
ALMANYA’DA HRİSTİYAN DEMOKRATLAR’A YENİ GENEL BAŞKAN: MERZ
Hazel ÇAĞAN ELBİR 23.02.2022 -
20 HAZİRAN DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ
Hazel ÇAĞAN ELBİR 22.06.2018 -
C6+1: AVRASYA’DA YENİ BİR JEOPOLİTİK GERÇEKLİK
Hazel ÇAĞAN ELBİR 10.04.2026 -
AVRUPA PARLAMENTOSU’NDAN İŞGAL ALTINDAKİ DAĞLIK KARABAĞ’DAKİ SÖZDE DEVLETE ZİYARET
Hazel ÇAĞAN ELBİR 15.10.2018
-
30 NİSAN 2015 TARİHİNDE AVİM TARAFINDAN DÜZENLENEN "TÜRKİYE-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİNİN GELECEĞİ" KONULU SEMPOZYUMUN AÇILIŞ VE KAPANIŞ KONUŞMALARININ ÖZETİ
AVİM 03.05.2015 -
TRANSADRİYATİK DOĞAL GAZ BORU HATTI (TAP)
Alev KILIÇ 04.10.2012 -
TÜRKİYE-SIRBİSTAN YAKINLAŞMASI VE BALKAN BARIŞ PLATFORMU: DENGELEME ROLÜNÜN SINANMASI
Teoman Ertuğrul TULUN 27.02.2026 -
ARNAVUTLUK VE BEKTAŞİLİĞİN TEMSİLİ GİRİŞİMİ
Özge Emine ÖZÇELİK 06.02.2026 -
BAŞKAN SARKİSYAN DER ZOR’DA
Ömer Engin LÜTEM 28.03.2010
-
25.01.2016
THE ARMENIAN QUESTION - BASIC KNOWLEDGE AND DOCUMENTATION -
12.06.2024
THE TRUTH WILL OUT -
27.03.2023
RADİKAL ERMENİ UNSURLARCA GERÇEKLEŞTİRİLEN MEZALİMLER VE VANDALİZM -
17.03.2023
PATRIOTISM PERVERTED -
23.02.2023
MEN ARE LIKE THAT -
03.02.2023
BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN BORU HATTININ YAŞANAN TARİHİ -
16.12.2022
INTERNATIONAL SCHOLARS ON THE EVENTS OF 1915 -
07.12.2022
FAKE PHOTOS AND THE ARMENIAN PROPAGANDA -
07.12.2022
ERMENİ PROPAGANDASI VE SAHTE RESİMLER -
01.01.2022
A Letter From Japan - Strategically Mum: The Silence of the Armenians -
01.01.2022
Japonya'dan Bir Mektup - Stratejik Suskunluk: Ermenilerin Sessizliği -
03.06.2020
Anastas Mikoyan: Confessions of an Armenian Bolshevik -
08.04.2020
Sovyet Sonrası Ukrayna’da Devlet, Toplum ve Siyaset - Değişen Dinamikler, Dönüşen Kimlikler -
12.06.2018
Ermeni Sorunuyla İlgili İngiliz Belgeleri (1912-1923) - British Documents on Armenian Question (1912-1923) -
02.12.2016
Turkish-Russian Academics: A Historical Study on the Caucasus -
01.07.2016
Gürcistan'daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset -
10.03.2016
Armenian Diaspora: Diaspora, State and the Imagination of the Republic of Armenia -
24.01.2016
ERMENİ SORUNU - TEMEL BİLGİ VE BELGELER (2. BASKI)
-
AVİM Konferans Salonu 08.05.2026
“GÜNÜMÜZDE DİNİN SİYASET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: PATRİKHANE ÖRNEĞİ” BAŞLIKLI KONFERANS
