AVRUPA’DA GEÇTİĞİMİZ HAFTA (18 EYLÜL – 24 EYLÜL 2017)
Yorum No : 2017 / 77
25.09.2017
Paylaş :
PDF İndir :

Avrupa haberlerinde geçtiğimiz hafta öne çıkan başlıklar arasında Almanya seçimleri, Kıbrıs müzakereleri, Avrupa’nın Arakan yaklaşımı, Irkçılık, İspanya’daki gelişmeler, AB içindeki gelişmeler dikkat çekmektedir.

 

Almanya Seçimleri

Almanya’da düzenlenecek genel seçimlere günler kala yarış iyice kızışmış durumdaydı.

Bu arada liderliğini Başbakan Angela Merkel’in yaptığı Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) ile eski Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz liderliğindeki Sosyal Demokrat Partinin (SPD) ilk iki sırayı aldığı seçimde en az bir koalisyon ortağı olacak. 

Seçimler sona erdi ve Merkel yeniden Başbakan oldu.

Seçim akşamının sürprizini yapan meçhul seçmen oldu ve kamuoyu araştırma şirketlerini bir kez daha cezalandırdı. Siyasi atmosferin analizini yapanlar, Angela Merkel'i yüzde 40 yakın bir noktada konumlandırıyordu. Ancak seçimin sonunda Hristiyan Birlik partileri (CDS/CSU) 1949 yılından bu yana en kötü sonuçlarından birini aldı. Merkel'in seçimden sonra yaptığı "Bize karşı hükümet kurulamaz" açıklaması ise neredeyse inatçı bir tutumun göstergesi gibi.

Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) rekor seviyedeki oy kaybı Angela Merkel'in elindeki koalisyon seçeneklerinden birini aldı. Nitekim ilk sonuçların açıklanmasından kısa bir süre sonra SPD'nin önde gelen üyeleri, büyük koalisyona devam edilmeyeceği mesajı verdi.

Toplamda Hristiyan Birlik partileri ve SPD yüzde 14 dolayında oy kaybetti. Seçime katılım oranı ise 2013 seçimlerine kıyasla yüzde 4'lük bir artış göstererek yüzde 75'e yükseldi; yani seçmenler ciddi bir uyarıda bulundu.

AfD ise neredeyse bütün eyalet parlamentolarına girdikten sonra şimdi Federal Meclis'te. Almanya'nın doğusunda oy oranını yüzde 22'ye çıkaran AfD ikinci parti oldu. Doğu Almanya'daki erkekler içinde ise birinci parti. AfD seçmenlerinin neredeyse yüzde 60'ı diğer partileri protesto etmek için bu partiyi seçtiğini ifade ediyor. AfD'yi politikaları kendilerini ikna ettiği seçenler ise azınlıkta.

Fransız aşırı sağcı lider Marine Le Pen, Almanya’da yapılan seçimlerde meclise girmeyi başaran aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisini (AfD) “tarihi başarısından” dolayı kutladı.

Eski Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz’un liderliğinde seçime giren Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 5,7 oranında oy kaybederek İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en düşük oyu aldı.

 

Kıbrıs Müzakereleri

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (BMGS) Antonio Guterres, Kıbrıs’taki tarafların iyi niyet misyonları üzerinde bir anlaşmaya varmaları durumunda Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması konusundaki iyi niyet misyonuna devam etmeyi arzu ettiğini söyledi.

BMGS, devamla, raporun BM Genel Kurul toplantısının ardından; “muhtemelen, bu ayın sonunda veya Ekim ayı başında yayınlanmasını umuyorum” dedi ve raporun çok kısa zamanda açıklanacağını söyledi.

 

Avrupa’nın Arakan Yaklaşımı

Fransa'nın başkenti Paris'te toplanan binlerce kişi Myanmar yönetiminin Arakan'da Müslümanlara yönelik katliamlarını protesto etti.

Trocadero Meydanı'nda toplanan eylemciler, Myanmar hükümetinin Müslümanlara uyguladığı şiddetin sona erdirilmesini istedi.

Myanmar yönetiminin bölgeye giriş çıkışlara izin vermemesi nedeniyle ölen sivil sayısı tam olarak tespit edilemiyor.

Saldırılarda 150'den fazla köy, ordu ve Budist milliyetçiler tarafından yakıldı.

On binlerce Arakanlı Müslüman, can güvenliği nedeniyle halen bölgeden uzaklaşmaya çalışırken çoğu kadın ve çocuk 400 bin Arakanlı Müslümanın Bangladeş'e geçtiği biliniyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson da Myanmar Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkanlığından Sorumlu Devlet Bakanı Aung San Suu Çi ve sivil hükümete, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddete son verilmesi için harekete geçmesi çağrısında bulundu.

Birleşik Krallık Başbakanı May, "Birleşik Krallık hükümeti bugün Myanmar ordusuyla savunma alanındaki tüm ilişkimizi ve verdiğimiz askeri eğitimi durdurduğumuzu ilan ediyor." dedi.

May, çok sayıda kişinin hayatlarını kurtarmak için ülkeden kaçmak zorunda kaldığını belirterek, "Aung San Suu Çii ve Myanmar hükümeti, askeri operasyonun sona ermesi gerektiğini açıkça ortaya koymalı.” diye konuştu.

Saldırılarda 200 civarı köy, ordu ve Budist milliyetçiler tarafından yakıldı ya da kullanılamaz hale getirildi. On binlerce Arakanlı Müslüman, can güvenliği nedeniyle halen bölgeden uzaklaşmaya çalışıyor. Myanmar'dan kaçan siviller dağlık bölgeler, Naf Nehri ya da deniz üzerinden Bangladeş'e geçiyor.

 

Irkçılık

Hollanda’da aşırı sağcı Özgürlükler Partisinin (PVV) lideri Geert Wilders, İslam'ın, ülkenin anayasasında güvence altına alınan dini özgürlükler kapsamından çıkarılması gerektiğini söyledi.

PVV, parti programında ülkedeki camileri kapatmayı, Kur'an-ı Kerim'i yasaklamayı ve sığınmacılara verilen oturma izinlerini iptal etmeyi vadetmişti.

Wilders liderliğindeki PVV, ülkede mart ayında yapılan genel seçimlerde mecliste 20 sandalye elde ederek ikinci büyük siyasi parti olmuştu.

Almanya’da ırkçı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yüzde 13 ile güçlü bir şekilde meclise girmesi Avrupa genelindeki Yahudi örgütlerini kaygılandırdı. 

Avrupa Yahudi Kongresi, “Umarız koalisyon partileri bir araya gelerek bir hükümet oluşturur ve böylece AfD’ye iktidar yolu açılmaz” açıklamasını yaptı. 

Avrupa Birliği'ne üye 15 ülkede düzenlenen araştırma, Avusturyalıların diğer Avrupa halklarına göre Müslümanlara karşı çekincelerinin daha güçlü olduğunu ortaya koydu.

AB Temel Haklar Ajansı (FRA) tarafından yürütülen araştırmaya göre, Avusturyalıların yüzde 31'i "Müslüman komşu istemediklerini" ifade etti. Bu fikri destekleyen Almanların oranıysa yüzde 22 civarında seyretti.

AB üyesi ülkelerde toplumun yaklaşık yüzde 4'ünü Müslümanlar oluşturuyor. Bu oran Almanya'da ortalama yüzde 5.8 seviyesindeyken, Fransa'da ise yüzde 7'den fazla. Avusturya'daki oransa Almanya'dakinden düşük.

Diğer yandan Almanya ve Avusturya'daki Müslümanların büyük çoğunluğunu Türkler oluştururken, Fransa'dakilerinse çoğunluğu Kuzey Afrikalı.

 

İspanya’daki Gelişmeler (Katalonya – Referandum – İspanya)

Barselona'da yabancı gazetecilerle bir araya gelen Katalonya Özerk Yönetimi Hükümeti Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Oriol Junqueras, İspanya devletinin baskılarına rağmen 1 Ekim'de bağımsızlık referandumunun yapılacağını savundu.

İspanya hükümetinin itirazını kabul eden Anayasa Mahkemesinin kararıyla askıya alınan referandumla ilgili "Bizim açımızdan tek meşruluk uluslararası yasalardır." diyen Junqueras, "Biz hiçbir yasa ihlalinde bulunmuyoruz. Uluslararası hiçbir yasa bir ulusun kendi geleceğine karar verme hakkını yasaklamıyor. Referandumun suç olduğu hiçbir yerde yazmıyor. İspanya ulusal birliğini savunabilir. Bizim istediğimiz de İspanya dahil tüm dünya ile iyi bir gelecek kurmak." ifadelerini kullandı.

Bakanlar Kurulunun cuma günü yaptığı toplantı sonrasında Maliye Bakanı Cristobal Montoro’nun Katalonya özerk yönetim hükümetine verdiği 48 saatlik süre doldu. İspanya Maliye Bakanlığı, yasa dışı ilan edilmesine rağmen 1 Ekim’deki bağımsızlık referandumuyla ilgili girişimlerini durdurmayan Katalonya özerk yönetiminin tüm mali kaynaklarına el koydu.

İspanya demokrasi tarihinde ilk defa merkezi hükümet bir özerk yönetimin yerel bütçesine müdahale ederken, Katalonya’daki eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve memur maaşları gibi tüm temel kamu harcamalarının bundan böyle doğrudan İspanya maliyesi tarafından karşılanacağı belirtildi.

Tartışmalı bağımsızlık referandumuna 8 gün kala İspanya hükümeti ile Katalonya'daki yerel yönetim arasındaki gerginlik kızışıyor. Madrid'teki İspanyol İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklamada Katalan polisinin İspanyol askeri polisinin (Guardia Civil) emri altına alındığını bildirildi. Bakanlıktan bu değişikliğin gerekçesine ilişkin bir açıklama ise gelmedi.

Referandum hazırlığı Katalanları da ikiye bölmüş durumda. Son anketler, Katalanların yüzde 49'unun oylamaya karşı olduğunu gösteriyor. Referandumu destekleyenlerin oranının ise yüzde 41 seviyesinde olduğu belirtiliyor.

 

AB

Almanya Cumhurbaşkanı seçim meydanlarındaki saldırganca davranışları eleştirdi. Steinmeier sağ popülist AfD'nin yükselişine ilişkin olarak ise demokrasi yanlılarını rehavete kapılmamaya çağırdı.

Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier AB ve NATO üyesi bazı ülkelerde özgürlüklerin baskı altına girdiğini, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ile vatandaşlık ve insan haklarının inkâr edildiğini söyledi. Steinmeier Batı'nın kendi değerlerini sayısız kez ihlal ettiğini de sözlerine ekledi.

Berlin'deki cumhurbaşkanlığı sarayında düzenlenen buluşmanın katılımcılarından siyaset bilimci Parag Khanna, İsviçre'deki gibi doğrudan demokrasiyi verimli idare ve etkili yönetim ile birleştiren ‘doğrudan teknokrasi' modelini savundu. ABD'li filozof Susan Neiman ‘adil toplumun' her şeyden önemli olduğunu söyledi.

AB’nin online ticaret devlerinin vergilerini artırma planları ivme kazandı.

Avrupa Birliği, Google, Facebook ve Amazon gibi çok uluslu dijital şirketlerin vergi faturalarını artırak bir dizi tedbir almayı değerlendiriyor ve Fransa’nın verdiği bilgiye göre AB üyesi ülkelerin üçte biri bu şirketlerin ciroları üzerinden vergilendirilmeleri planına destek veriyorlar.

Avrupa Komisyonu, siber saldırılar ile mücadele etmek amacıyla yeni önerilerde bulundu. Komisyon saldırıya uğrayan üye ülkelere yardım etmek a macıyla Avrupa Siber Güvenlik Ajansı oluşturmak istiyor. Yeni kurumun Yunanistan’da bulunan Avrupa Bilgi ve Bilgi Ağları Güvenliği Koruma Ajansı’nın (ENİSA) yerini alması bekleniyor. Komisyon ENİSA adlı kurumda bulunan personel sayısının artırılması öngörülüyor. 

Önerilerin hayata geçirilmesi için Avrupa Kurumları arasında görüşmeler yapılacak.

 

 




Henüz Yorum Yapılmamış.