GÜNEY KAFKASYA’DA KALICI BARIŞ VE İSTİKRARIN TESİSİNE YÖNELİK BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ PLATFORMUNUN İLK TOPLANTISI
Yorum No : 2021 / 65
10.12.2021
6 dk okuma

10 Aralık’ta Moskova’da gerçekleştirilen Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın tesisine yönelik bölgesel işbirliği platformunun  ilk toplantısını birkaç açıdan değerlendirmek mümkündür.  

3+3 veya altılı platform olarak anılan bu platform, ilk olarak geçtiğimiz yılın Aralık ayında Bakü’de gerçekleştirilen zafer töreninde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan tarafından dile getirilmişti. Ancak, Güney Kafkasya’da bölge ülkeleri arasında kurulacak bir iş birliği platformu fikri yeni değildir. İkinci Çeçenistan Savaşı’nın patlak verdiği 1999 ve Rusya-Gürcistan arasındaki 5 Gün Savaşı’nın yaşandığı 2008 yıllarında Türkiye, Kafkasya’da istikrar ve iş birliğinin sağlanması için benzeri önerilerde bulunmuştu. Yani, bölge ülkelerini içine alacak bir mekanizmanın oluşturulması, Türkiye’nin Güney Kafkasya’ya dair uzun süredir benimsediği bir perspektiftir.

Azerbaycan ve Türkiye’nin öne sürdüğü 3+3 - altılı platformun ilk toplantısının gerçekleştirilmesi, bu iki ülkenin bölgede ele aldığı inisiyatifin bir göstergesi olarak düşünülebilir. Bu inisiyatifin, Güney Kafkasya’da eşitler olarak herkesin kazanacağı bir gelecek hedefi çerçevesinde belirmesi önemlidir. 

3+3 - altılı platform, İkinci Karabağ Savaşı sonrasında Azerbaycan ve Ermenistan arasında normalleşme ve kalıcı barışın sağlanması çabalarının yürütüldüğü bir ortamda gündeme gelmiştir.  Ancak, bu platformun, yalnızca Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sorunların giderilmesi maksadını güden bir mekanizma olmadığının altının çizilmesi gerekir. Platformun, bundan çok daha geniş bir anlamda, Güney Kafkasya’da bölgesel işbirliğinin geliştirilmesine yönelik kapsamlı bir hedefinin olduğunu unutmamak gerekmekir. 3+3 - altılı platform esasen Güney Kafkasya’da bölgeselliğin tesisi için atılmış bir adımdır ve bu anlamıyla çok önemlidir. Bu sebepten dolayı, bölgenin yanında küresel jeopolitik açısından da önem arz eden bir girişimdir.  

Moskova’da gerçekleştirilen toplantıya Gürcistan katılmamıştır. Yani, toplantı altı değil beş ülkenin dış işleri bakan yardımcılarının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu durum, platformun bölgesel iş birliğinin tesisi hedefi açısından olumsuz bir durumdur.

Gürcistan’da platforma dair farklı fikirler ifade edilmiştir. Örneğin, 8 Ekim 2021’de Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanı David Zalkaliani, “Rusya’yla halihazırda var olan anlaşmazlıklara rağmen, Tiflis’in yeni müzakere formatında bir şekilde temsil edilmesi gerekir” şeklinde bir beyanda bulunmuştur. Ancak, Tiflis nihayetinde bu platformda yer almayacağını açıklamış, bunun nedeni olarak, Rusya’nın da bu platformda yer almasını göstermiştir. Güney Osetya ve Abhazya konuları nedeniyle Tiflis’in bu tutumunun belli ölçülerde anlaşılır olduğu söylenebilir. Bunun yanında Gürcistan, platforma katılarak Rusya ile bu meselelerin çözümüne dair bir kanal açmayı da düşünebilirdi. Tiflis’in platformda yer almamasının açıkça söylenmeyen bir nedeni, bu platformun ABD ve Avrupa ülkelerini dışarıda bırakıyor olmasıdır. Bu noktada Tiflis’in ‘Batı-Avrupa tercihi’ olarak da anılan dış politika tercihinin bir yansımasını görmekteyiz. Bu politika çizgisinin Gürcistan’ı Güney Kafkasya’da Batı’nın sözcülüğüne yöneltmiş olduğu görülmektedir.

ABD ve Avrupa Birliği’nin, 3+3 - altılı platformdan rahatsızlık duyduğu anlaşılmaktadır. Aslında, bu konuda Rusya ve Batı arasında bir rekabet olduğu söylenebilir. Nitekim toplantının, 15 Aralık’ta Brüksel’de gerçekleştirilecek olan ve Aliyev ve Paşinyan’ın bir görüşme yapacakları Doğu Ortaklığı Girişimi zirvesinden hemen önce gerçekleştirilmiş olması bu anlamda manidardır.

Paşinyan’ın toplantıdan birkaç gün önce Ermenistan’ın toplantıya katılacağını açıklarken, 3+3 - altılı platformda, hâlihazırda var olan mekanizmaların üzerinde çalıştığı konuların konuşulmayacağını söylemesi önemlidir. Paşinyan, burada AGİT Minsk Grubu’nu ve Erivan’ın ısrarla gündemde tutmaya çalıştığı Dağlık Karabağ’ın statüsü konusunu kastetmektedir. Anlaşılan odur ki, Erivan Dağlık Karabağ ihtilafının devamını sağlamak için AGİT Minsk Grubunu önemli bir araç olarak görmektedir.

Bu yazı kaleme alınırken, Moskova’da hangi konuların ele alınacağı konusunda resmi bir açıklama henüz yapılmamıştı. Toplantı sonrası yapılacak açıklamalar sayesinde toplantının içeriğine dair daha net bilgilere ulaşmak mümkün olacaktır. Ancak toplantıda, bölgedeki ulaşım hatlarının açılması konusunun önemli bir gündem maddesi olduğu tahmin edilebilir. Bu konunun Bakü için ne kadar önemli olduğu aşikârdır. 26 Kasım’da Soçi’de gerçekleştirilen Aliyev-Putin-Paşinyan zirvesinde, bir hafta sonra, yani 3-4 Aralık tarihlerinde, bu konuyla ilgili yol haritasının açıklanacağı bildirilmişti. Ancak, bu gerçekleşmedi. Burada sorunun Ermenistan’ın itirazlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 10 Aralık’ta Moskova’da bu konunun en önemli gündem maddelerinden biri olduğu akla gelen bir olasılıktır. 

Son olarak, platformun 2008-2009 futbol diplomasisi ve Zürih protokolleri sürecinden sonra Türkiye ve Ermenistan’ın bir arada masaya oturacağı ilk etkinlik olacağını da hatırlamak yerinde olacaktır. 2008-2009 sürecinin yanlışları artık hemen herkesin malumudur. Bu sefer, Türkiye ve Ermenistan’ın, Azerbaycan’ın da yer alacağı bir platformda bir araya gelecek olmaları önemlidir. Bu sebepten dolayı,  3+3 - altılı platformun Türkiye ve Ermenistan arasında olası bir normalleşme konusunda çok daha fazla ümit vermektedir. Bu süreçte, Türkiye ve Azerbaycan’ın eşgüdümlü hareket etmesi önem arz edecektir.


© 2009-2021 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.