BM’DEKİ SREBRENİTSA TARTIŞMALARIYLA ORTAYA ÇIKAN ÇELİŞKİLER
Yorum No : 2015 / 98
09.07.2015
Paylaş :
PDF İndir :

Srebrenitsa katliamının 20. yıldönümü öncesi Srebrenitsa'da katledilen Boşnakların anılması amacıyla hazırlanan ve yaşanan olayları soykırım olarak niteleyen karar tasarısı, 8 Temmuz 2015 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) yapılan oylamada Rusya’nın vetosu sebebiyle kabul edilmemiştir.

İngiltere tarafından hazırlanan ve 7 Temmuz Salı günü oylanması beklenen karar tasarısının oylaması, tasarıyı veto edeceğini açıklayan Rusya’yı ikna çabaları sebebiyle bir gün ertelenmiş, Çarşamba günü yapılan oylamada ise Rusya’nın vetosuna takılmıştır. Rusya’nın vetosunun yanı sıra, oylamada BMGK’nın 15 üyesinden 10’u tasarı lehine oy kullanırken Çin, Nijerya, Angola ve Venezuela çekimser oy kullanmıştır. Tasarıda "Srebrenitsa'da işlenen soykırım ve bu savaşta işlenen kanıtlanmış tüm savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar en sert biçimde kınanır" ifadesi yer alıyordu.[1]

Bilindiği üzere, Bosna savaşı sırasında Temmuz 1995’te Ratko Miladiç'e bağlı Sırp birlikleri BM’nin güvenli bölge ilan ettiği Srebretnitsa’ya girmiş, BM güçlerinin Boşnakları koruyamaması ve bölgede konuşlanan BM bünyesindeki Hollandalı birliklerin alanı terketmesi üzerine 8 binden fazla Boşnak erkek Sırp güçleri tarafından katledilmiştir. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’daki en büyük toplu insan kıyımı olan Srebretnitsa katliamı, 2004’te Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi[2] ve 2007’de Uluslararası Adalet Divanı[3] tarafından soykırım olarak nitelendirilmişti.

Sırbistan ve Bosna-Hersek Sırp Cumhuriyeti tarafından sevinçle karşılanan veto kararının gerekçesi olarak Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vitaly Churkin, karar tasarısının yapıcı olmadığını, çatışmacı ve siyasi olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca tasarıda üç etnik grubun zulme maruz kaldığı bir çatışmada Bosnalı Sırpların tek suçlu olarak gösterildiğini ve bu tasarının Balkanlar’daki barışa hizmet etmeyeceğini, aksine gerilimi arttıracağını söylemiştir.[4]

Bu vesileyle, Srebrenitsa katliamını -soykırım olduğuna dair yetkin mahkemelerce karar olmasına rağmen- soykırım olarak kabul etmemekte ısrar eden Rusya’nın, 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak nitelemekten çekinmediği görülmektedir. Bilindiği üzere, Nisan 2015’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak nitelemiş, ardından Erivan’da düzenlenen ‘Ermeni Soykırımı’nın 100’üncü yılını anma törenlerine katılmıştı. Ayrıca, Rusya Parlamentosu Duma da, 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak bir nitelendiren bir kararı kabul etmişti.

Rusya’nın veto kararı özellikle Batı’da çok tepki görmüştür. Rusya’nın veto kararı üzerine ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Samantha Power, Srebrenitsa'da yaşananların, mahkeme kayıtları ve tüm delilleriyle soykırım olduğunu vurgulamış ve Rusya'nın vetosunun, Srebrenitsa soykırımı kurbanlarının ailelerinin kalbini kırdığını ifade etmiştir. Power ayrıca Srebrenitsa soykırımı inkar edildiği sürece BMGK’da ve bölgede anlamlı bir uzlaşma olmayacağını belirtmiştir. İngiltere'nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Peter Wilson da Rusya'nın tasarıyı veto etmesini eleştirerek, "Srebrenitsa'da soykırım işlendi. Bu siyasi değil hukuki bir gerçektir" demiştir.[5]

Srebrenitsa katliamı konusunda Batı’nın genel tutumunu ortaya koyan ve esasında doğru olan bu açıklamalar da Batı’nın kendisiyle ne kadar çeliştiğini göstermiştir.  1915 yılında Osmanlı’nın soykırım yaptığına dair herhangi bir uluslararası mahkeme kararı bulunmamasına rağmen, Türkiye bazı Batı ülkeleri tarafından ‘soykırım’ yapmakla suçlanmaktadır.

Srebrenitsa katliamı ile ilgili tartışmalarla birlikte, hem Rusya’nın hem de Batı’nın uyguladığı çifte standart tekrar gözler önüne serilmiştir. Bu şekilde, hukuken soykırım olduğu tespit edilmiş olan Srebrenitsa katliamı hakkında birbiriyle bu kadar zıtlaşan bu iki tarafın, konu ‘Ermeni Soykırımı’ ve Türkiye olduğunda nasıl ortak bir noktada buluştukları görülmektedir. 1915 olaylarıyla ilgili olarak, Srebrenitsa’ya ilişkin sergiledikleri tutumun tam tersi hareket etmeleri, Rusya’nın ve Batı’nın kendisiyle çeliştiğini ve  ‘Ermeni Soykırımı’ iddiasını siyasi baskı aracı olarak kullandıklarını ortaya koymaktadır.

 


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.