NORMELLEŞME VE BARIŞMA
Yorum No : 2011 / 15
19.05.2011
Paylaş :
PDF İndir :

Türkiye- Ermenistan Protokollerinin geçen yıl Nisan ayında Ermenistan Parlamentosunun gündeminden çıkarılmasından sonra, başta Başkan Sarkisyan olmak üzere, Ermeni politikacıların Türkiye’ye karşı söylemlerinde bir sertleşme olduğu görülmüştür. Bunlardan sonuncusu Başkan Sarkisyan’ın birkaç gün önce Rus Moskovskie Novosti gazetesine verdiği mülakattır. Başkan Sarkisyan Türkiye ile barışmanın Türkiye soykırımı tanıyınca başlayacağını, bu tanıma olmadan barışma olmayacağını, bazılarının Türkiye ile ilişkileri normalleştirmeyi bir barışma girişimi olarak takdim ettiğini, gerçek barışmanın ancak Türkiye pişmanlık duymasından sonra olacağını söylemiştir. Buna göre Ermenistan Başkanı Türkiye ile ilişkilerinin normalleşmesiyle Türkiye ile barışmayı birbirinden ayırmaktadır. Normalleşme sözcüğü Türkiye ile diplomatik ilişki kurulması ve Türk sınırının açılması anlamına kullanılmaktadır. Türkiye ile barışmanın ise iki ülke arasındaki tüm sorunların çözümlenmesi, diğer bir deyimle Ermenistan’ın Türkiye’den talebi olmaması anlamına geldiği anlaşılmaktadır. Yukarıda değindiğimiz gibi Sarkisyan barışma için Türkiye’nin soykırımı tanıması ve pişmanlık duyması gerektiğini ileri sürmüştür. Oysa Ermenistan’ın Türkiye’den başka talepleri de vardır. Bunların başında, İkinci Protokolde yer alan Tarihi Boyut Alt Komisyonunun görevinin ne olacağı hakkında yapılan tartışmalarda Ermenistan Dışişleri Baka Yardımcısı Şavarş Koçaryan tarafından ortaya atılan, tehcir edilen kişilerin mallarının iadesi ve tazminat ödenmesi gelmektedir. Diaspora ise bu konuda Kaliforniya’da Türkiye Hükümetine ve Merkez ve Ziraat Bankalarına dava açmıştır. Ermenistan’da Hükümet yetkilileri tarafından dile getirilmemekle beraber gerek Ermenistan’da ve özellikle Diaspora’da, başta Taşnaklar olmak üzere, aşırı milliyetçi çevrelerin Türkiye’den ısrarla toprak istedikleri de bilinmektedir. Buna göre Ermenistan’ın Türkiye ile barışması için, diplomatik ilişki kurulması ve sınırların açılmasından sonra soykırım iddialarının tanınmasını, pişmanlık duyulmasını, Ermeni mallarının iade edilmesini, ayrıca tazminat ödenmesini ve belki de, Ermenistan’a toprak verilmesini isteyeceği anlaşılmaktadır. Bu taleplerin gerçekçi olmadığını ayrıca açıklamaya gerek yoktur. Neden bu tür taleplerin ileri sürüldüğüne gelince bunu Karabağ sorunu ile Ermenistan’ın seçimler dönemine girmekte olmasıyla açıklamak mümkündür. Türkiye’nin protokolleri onaylamak için Karabağ konusunda bazı olumlu gelişmeler olmasını istemesinden sonra Ermenistan’ın Protokollere ilgisinin azalmış, hatta Protokollerden vazgeçilmesi dahi düşünülmüş ancak sonra, büyük devletlerin tavsiyesi üzerine, protokollerin Parlamento gündeminden geçici olarak çıkarılmasıyla yetinilmişti. Bu durum Ermenistan’ın Karabağ konusundaki tutumunun muhafazasına Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesinden daha fazla önem verdiğini göstermektedir. İkinci olarak Sarkisyan ve başkanlığını yaptığı Cumhuriyetçi Partinin önümüzdeki yıl yapılacak parlamento seçimlerine ve 2013 başındaki başkanlık seçimlerine, Taşnak ve Miras partilerinin aşırı milliyetçi ve popülist söylemlerini dikkate alarak, Türkiye’ye karşı sert bir politika izleyerek girmek istedikleri anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, Karabağ sorununda beklenmedik olumlu gelişmeler olması hariç, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin önümüzdeki dönemde normalleşmesini beklemek doğru olmayacaktır. Diğer yandan, normal ilişkiler kurulduktan sonra da, “barışma” için yukarıda değindiğimiz talepler ortaya atılacağından iki ülke ilişkileri sorunlu olmaya devam edecektir.




Henüz Yorum Yapılmamış.