GELECEĞE DOĞRU BAKÜ: İSRAİL’İN GERÇEK MÜTTEFİKİ ERMENİSTAN DEĞİL, AZERBAYCAN’DIR
Yorum No : 2014 / 85
19.11.2014
Paylaş :
PDF İndir :

Maxime GAUIN & Alexander MURINSON

Haaretz, 29.10.2014

 

Yair Auron’un “İsrail, Azerilere Silah Satmamalıdır”[i] yazısı; asılsız suçlamalar, saçma ilişkilendirmeler ve kasıtlı bir öfkeden oluşan tuhaf bir birleşimdir. Auron yazısında; İsrail’in kendi bölgesindeki en önemli müttefikine, yani “soykırım” yapmakla veya Ermenilere karşı soykırım emelleri taşımakla asılsız bir şekilde suçladığı Azerbaycan’a silah satmaması gerektiği savını ortaya koymaktadır.

 

Auron’un yazısında İsrail’in ulusal çıkarlarından hiçbir şekilde bahsedilmemektedir. İsrail ile yeni bağımsızlık kazanmış Azerbaycan arasında diplomatik ilişkilerin 1991’de kurulmasından bu yana ikili ilişkiler istikrarlı bir şekilde gelişmiştir. Günümüzde İsrail’de tüketilen petrolün %40’ı, İsrail’in yüksek teknoloji sektörünün çok önemli bir müşterisi olan Azerbaycan’dan gelmektedir. Ermenistan hükümeti ise bu zaman diliminde İranlı mollalar ile yakın ilişkiler kurmuştur.

 

İsrail ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler ilerledikçe, Ermenistan’da ve Ermeni diasporasında İsrail ve Yahudilerin kötülendiği ve canavarlaştırıldığı ırkçı eleştiriler daha sık ortaya çıkmaya başlamıştır. Ermenistan artık sürekli olarak ırkçılığa yaklaşan kin dolu bir milliyetçilik üzerinden varlığını sağlayan, tek etnik yapılı bir ülke haline gelmiştir. Henüz 1970’ler ve 1980’lerde, Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu (ASALA) terör grubu mensupları, 1972 Münih Olimpiyat Oyunları’na katılan İsrail delegasyonuna saldıran kötü şöhretli Kara Eylül terör örgütü mensupları ile Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Filistinli kamplarında omuz omuza eğitim görmüşlerdir.

 

Auron’un Azerbaycan tasviri gerçeklerle taban tabana zıttır. Bu ülkede Museviler ve Hristiyanlar – Azerbaycanlı Ermeniler dâhil – Müslüman çoğunluk ile aynı hakları sahiptir. Yakın zamandaki ihtilaf 1987 yılında, Azerilerin Ermenistan ve özerk Karabağ bölgesinden atılmasından sonra başlamıştır. Rusya’nın ve Ermeni diasporasının milliyetçi örgütlerinin desteğini elde etmiş olan ve yeni bağımsız olmuş Ermenistan, 1992 yılında Azerbaycan’a saldırarak sadece Karabağ’ı değil, aynı zamanda ezici Azeri çoğunluğunun olduğu yedi bölgeyi alarak Azerbaycan’ın topraklarının %20’sini işgal etmiştir. İşgal edilen bölgelerdeki Azerilerin tamamı ya o bölgelerden atılmış ya da katledilmiştir. Hocalı kasabasında 600 Azeri sivil Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından sistematik bir şekilde yok edilmiştir.

 

Bu koşullar altında Azerbaycan’da savaş yanlısı bir söylemin devam ediyor olması şaşırtıcı değildir (Alsace-Lorraine’nin Almanya tarafından işgali sebebiyle 1871-1914 yılları arasında Fransa’daki tepkiyi düşünün), ancak buna rağmen Azerbaycan’da devlet destekli ırkçılık, toplama kampı ve de tabii ki gaz odaları yoktur. Azerbaycan hükümeti, hukuka aykırı bir şekilde Ermenistan tarafından işgal altında olan topraklarını barışçıl yollardan geri almayı tercih ettiğini her zaman belirtmiştir. Azerbaycan’ı Nazi Almanyası’yla karşılaştırmak bir saçmalıktan ibarettir.

 

Bu yapılan karşılaştırma, Ermenistan’ın mevcut resmi ideolojisi dikkate alındığında daha saçma bir hale gelmektedir: 1998’den beri iktidarda olan Ermenistan Cumhuriyet Partisi, bir Ermeni Devrimci Federasyonu (EDF, Taşnaklar) lideri olan Garegin Nzhdeh’e (1886-1955) olan sadakatini açıkça belirtmektedir. Başka bir ülkeden Hitler’i desteklemeyi faydalı ama yetersiz gören Nzhdeh, İkinci Dünya Savaşı’nın başında Almanya’ya giderek, Hitler’in Nazi Almanyası tarafından işgal edilen doğu bölgeleri bakanı Alfred Rosenberg’in onayıyla 1942’de kurulan Ermeni Ulusal Konseyi mensubu olmuştur.

 

Ermenistan’ın bağımsızlığını takiben bir metro istasyonu dahil bir takım yerlere Nzhdeh ismi verilmiştir. Ermenistan’da aynı zamanda Nzhdeh’in bir ortağı olan, Wehrmacht’ın (Nazi Almanyası silahlı kuvvetleri) 812. Ermeni taburu komutanlığını yapmış ve aynı zamanda Abwehr (Alman askeri istihbarat servisi)  için ajanlık yapmış Drastamat Kanayan (“Dro”) adına bir anıt bulunmaktadır. Bir Sovyet hapishanesinde ölmüş Nzhdeh’den daha şanslı (ve belki de daha hazırlıklı) olan Dro, Sovyetlerden kaçmış ve Amerikan desteğini elde edebilmek için bir CIA ajanı olmuştur.

 

Mevcut Ermenistan hükümetini ve EDF’yi destekleyen basın, kendi fikirlerini paylaşmayan Ermenilere karşı çoğunlukla Yahudi karşıtı bir söylem kullanmaktadır. Yahudi karşıtı ifadeler günümüz Ermenistanı’nda sürekli olarak tekrarlanmaktadır. Ermenistan’da Holokost adına dikilen tek anıt tekrar tekrar tahrip edilmiştir, ancak failler hiçbir zaman tutuklanmamıştır. Bu anlatılanlara bir başka dikkat çekici örnek ise neo-Nazi Ermeni Aryanlar Birliği’nin neredeyse cezadan muaf tutulmasıdır.

 

Kısacası, Auron’un söyledikleri tamamen yanlıştır: İsrail’in ulusal çıkarları çerçevesinde yanlıştır, Azerbaycan çerçevesinde yanlıştır ve Ermenistan çerçevesinde yanlıştır.

 

 

* Bu makale AVİM uzmanı Mehmet Oğuzhan Tulun tarafından çevrilmiştir. Makale orijinal olarak Haaretz’de yayınlamıştır: http://www.haaretz.com/opinion/.premium-1.623390

 


[i] Yair Auron, “Israel must not sell arms to the Azeris”, Haaretzhttp://www.haaretz.com/opinion/.premium-1.622701


© 2009-2019 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.