GEÇMİŞİN PRANGALARINDAN HAFIZA ORTAKLIĞINA: TÜRKİYE-CEZAYİR İLİŞKİLERİ VE TARİHİ ADALET
Yorum No : 2026 / 14
13.02.2026
5 dk okuma

Cezayir Millet Meclisi’nin 24 Aralık 2025 tarihinde oybirliğiyle kabul ettiği, Fransa’nın 1830-1962 yılları arasındaki sömürge yönetimini bir “devlet suçu” olarak tanımlayan yasa, sadece ikili ilişkilerde değil, uluslararası sistemdeki “onarıcı adalet” arayışlarında da bir dönüm noktasıdır[1]. Bu yasa, Fransa’nın Cezayir topraklarındaki 132 yıllık varlığını hukuki bir suç zeminine oturtarak; resmi özür, tam tazminat, arşivlerin iadesi ve nükleer test haritalarının teslimi gibi somut talepleri içermektedir[2]. Bu gelişmenin, Türkiye’nin bölgeye yönelik tarihsel sorumlulukları ve diplomatik evrimi çerçevesinde incelenmesi önemlidir.

 

Sessizlikten Özüre Uzanan Yol

Türkiye ve Cezayir arasındaki bağlar, 1516 yılında Barbaros Hayrettin Paşa ile başlayan ve 1830 Fransız işgaline kadar süren ortak bir Osmanlı mirasına dayanmaktadır[3]. Ancak, Cezayir’in 1954-1962 yılları arasındaki bağımsızlık mücadelesi döneminde Ankara’nın izlediği politika, ilişkilerde bir yara açmıştır. O dönemde Türkiye, yeni bir NATO üyesi olarak Batı ittifakı içindeki konumunu öncelikli görmüş ve Cezayir meselesini Fransa’nın bir “iç sorunu” olarak nitelendirmiştir.

Bu diplomatik tutum, Birleşmiş Milletler (BM) oylamalarında Türkiye’nin Fransa lehine oy kullanmasına veya çekimser kalmasına neden olmuş, bu da bağımsızlık lideri Ahmet Bin Bella başta olmak üzere tüm Cezayir halkında “çok büyük bir hayal kırıklığı” yaratmıştır. Oysa ki Cezayir direnişi, kendisine örnek olarak Atatürk Türkiye’sini ve Türk Kurtuluş Savaşı’nı seçtiğini vurgulamıştır. Dönemin Türk hükümetlerinin, müttefiklik ilişkileri uğruna sömürgeciliğe karşı sessiz kalması, diplomatik bir “hata” olarak tarihe geçmiştir. Her ne kadar Türk halkı, 1957’deki “Ardahan” şilebi hadisesinde olduğu gibi Cezayir’e destek vermişse de, devlet düzeyindeki soğukluk ancak 1985 yılında Turgut Özal’ın dilediği resmi özür ile normalleşmeye yönelmiştir.

 

Yeni Cezayir Yasası ve Türkiye’nin Tutumu

Cezayir’in kabul ettiği son yasa, sömürgeciliği övmeyi suç saymakta ve sömürge suçlarında zamanaşımını reddetmektedir[4]. Bu yasa, Fransa ile olan “hafıza ilişkisinde” radikal bir kopuşu temsil etmektedir. Fransa bu adımı “açıkça düşmanca bir girişim” olarak nitelendirse de, Türkiye’nin bu noktadaki duruşu, geçmişteki hataların telafisi ve tarihi adaletin tesisi açısından kritik önemdedir.

Türkiye, son yıllarda sömürgecilik mağduru Afrika ülkeleriyle kurduğu stratejik ortaklıklar ve “kazan-kazan” politikasıyla kıtada önemli bir aktör haline gelmiştir. Bu bağlamda, Cezayir’in kendi onurunu ve tarihini koruma yönündeki bu hukuki hamlesini desteklemek, Türkiye’nin anti-emperyalist dış politika mirasıyla da tam uyumludur. Cezayir Devlet Başkanı Tebboune’un belirttiği gibi, asıl mesele maddi tazminat değil, işlenen suçların tanınmasıdır.

 

Mevzuatın Tanınması

Cezayir’in bu hamlesi, sadece Fransa’ya karşı bir misilleme değil, aynı zamanda Afrika genelinde yükselen “onarıcı adalet” taleplerinin bir parçasıdır[5]. Fransa’nın söz konusu yasayı “düşmanca bir girişim” olarak nitelendirmesine rağmen, uluslararası hukukçular yasanın hukuki bağlayıcılığından ziyade siyasi ve sembolik gücünün yüksek olduğuna dikkat çekmektedir.

Türkiye’nin bu noktadaki duruşu, Afrika kıtasındaki “adalet savunucusu” rolünü pekiştirebilecektir. Cezayir Devlet Başkanı Tebboune’un “maddi tazminat değil, suçların tanınması” vurgusu, Türkiye’nin sunabileceği diplomatik desteğin değerini artırmaktadır. Bu çerçevede, “Türkiye de Cezayir Parlamentosu’nun kabul ettiği kanunu tanır” şeklinde bir söylemin telkin edilmesi, Türkiye’nin 1985 yılında Turgut Özal ile başlattığı “özür ve normalleşme” sürecini üst seviyeye taşıyabilecektir. Böyle bir tanıma, Türkiye’nin geçmişteki sessizliğini bozarak Cezayir’in onur mücadelesinde kayıtsız şartsız yanında durduğunu kanıtlayan güçlü bir diplomatik araç olacaktır.

 

*Görsel: https://www.theguardian.com/world/2025/dec/24/algeria-passes-law-declaring-french-colonisation-crime

 

[1] “Algerian parliament brands French colonisation a crime, demands apology and reparations,” France24, France24.com, 24 Aralık 2025, https://www.france24.com/en/africa/20251224-algerian-parliament-brands-french-colonisation-state-crime-demands-apology-reparations.

[2] “Algeria votes to declare French colonization a crime and demands restitution,” APNews, apnews.com, 3 Aralık 2025, https://apnews.com/article/algeria-france-colonization-crime-macron-53e646727ba76bcba530b5dc523adf4f.

[3] Şinasi Sönmez, “Cezayı̇r Bağımsızlık Hareketı̇nı̇n Türk Basınına Yansımaları (1954–1962),” ZKÜ Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 6, Sayı: 12, 2010, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1123433.

[4] “Algeria votes to declare French colonization a crime and demands restitution,” APNews.

[5] “Algerian Law Declares France's Colonisation a Crime,” BBC News, 24 Aralık 2025, https://www.bbc.com/news/articles/c14vdpyj1vjo.

 

 


© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.