ERİVAN’DA DÜZENLENEN “FRANKOFONİ” ZİRVESİNİN ARDINDAN KANADA’NIN TUTUMUNA GENEL BİR BAKIŞ
Yorum No : 2018 / 83
15.11.2018
Paylaş :
PDF İndir :

Geçtiğimiz haftalarda Uluslararası Frankofoni Örgütü’nün gerçekleştirdiği 17. Zirve Erivan’da düzenlenmişti. Daha önce zirveye ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşmıştık. Üzerinden zaman geçtikçe zirveye dair dikkat çeken noktalara ilişkin başka değerlendirmeler yapılması gerekmektedir. Bunlardan biri, Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun zirvedeki tutumu, tarihi ve hukuki gerçeklerle uyuşmayan ermeni söylemini benimsemesi ve sözde soykırımı destekleyen ifadeleridir. 

84 ülkeden heyetlerin katıldığı toplantı, “Beraber Yaşamak” ortak fikri temel alınarak düzenlenmişse de Ermenistan'ın böyle bir yaklaşımı benimsemeyen bir ülke olduğu ortadadır.

Zirveye katılanlar arasında dikkati çeken bir isim olan Kanada Başbakanı Justin Trudeau'nun Ermeni terörüne ilişkin yaklaşımları üzerinde durulmaya değer görülmektedir. Tarihsel olarak Kanada’nın Türkiye’ye yaklaşımına bakacak olursak, Kanada uluslararası teröre şehit verdiğimiz ülkelerden biridir. 1973’te Los Angeles’ta başlayan Ermeni terörü 1986 yılına kadar tüm dünyada varlığını aktif bir şekilde sürdürmüştür. Kanada’daki saldırılar da bu çerçevede dikkat çekmektedir. İlginç olan bir husus, Ermeni terörü Kanada’da baş göstermeden önce, Lahey’de Ottawa Büyükelçiliği de yapmış olan Özdemir Benler’in üniversite öğrencisi olan oğlu Ahmet Benler Ermeni terör örgütü mensupları tarafından katledilmiştir. Daha sonra 1982 yılında Ottawa’da Özdemir Benler Büyükelçi olarak görevliyken iki olay vuku bulmuştur. Bu iki olaydan ilkinde 8 Nisan 1982’de Türkiye Cumhuriyeti Ottawa Büyükelçiliği Ticaret Müsteşarı Kani Güngör silahlı saldırıya uğramış, ağır yaralanarak felç olmuştur.[1]27 Ağustos 1982’de ise Büyükelçilik Silahlı Kuvvetler Ataşesi Hava Pilot Kurmay Albay Atilla Altıkat şehit edilmiştir. Her iki saldırı da JCAG (İng. Justice Commandos for the Armenian Genocide)[2]tarafından üstlenilmiştir. 12 Mart 1985 tarihinde ise yine Ottawa’daki Türk Büyükelçiliği’ne yapılan terör saldırısında Kanadalı güvenlik görevlisi Claude Brunelle hayatını kaybetmiştir. Dönemin Büyükelçisi Coşkun Kırca saldırıdan kaçarak kurtulabilmiştir. Kaçarken ikinci kattan atlamış, ağır yaralanmıştır. Saldırılar kendi içinde ilkleri barındırmaktadır. Şehit Askeri Ataşe Atilla Altıkat, Ermeni teröristler tarafından katledilen üst rütbeli bir askeri temsilcimizdir. Kanada’da daha önce hiçbir diplomat terör saldırısına uğramamış olduğundan Kanada açısından da bir ilki teşkil etmektedir. Üstelik bu saldırılar planlı olarak düzenlenmiştir. Terör saldırısında yalnızca Türkler değil, Kanada vatandaşı bir güvenlik görevlisi de hayatını kaybetmiştir. Ermeni terörü konusunda Kanada’nın bu nedenlerle  hassasiyet göstermesi doğal bir beklenti olmuştur. 

1982 yılında şehit edilen Askeri Ataşemiz Atilla Altıkat anısına bir anıt Ottawa’da Altıkat’ın katledildiği kavşakta inşa edilmiş ve 20 Eylül 2012’de Kanada Başbakanı Stephen Harper döneminde açılmıştır. Açılışa iki ülke Dışişleri Bakanları ile birlikte Atilla Altıkat’ın eşi ve çocukları da katılmıştır. Ancak Başbakan Harper törene katılmamış, bir mesaj göndermekle yetinmiştir. Başbakan Harper'in 2006’da göreve geldikten sonra ilk icraatlarından birinin sözde soykırımı resmen tanımak olduğunu burada hatırlatmakta yarar olacaktır.[3]

Bahsi geçen saldırıların düzenlendiği dönemde Kanada Başbakanı Pierre Trudeau, Büyükelçiliğimiz Askeri Ataşesi Atilla Altıkat'ın katlinden duyduğu infial ve üzüntüyü paylaşmış ve Türk milleti ile dayanışma içinde olduğunu belirtmiştir.  Trudeau, dünyada terör saldırıları devam ederken hiçbir ülkenin Türkiye kadar insafsızca etkilenmediğinin altını çizmiştir. Kanada’nın, terörizme taviz vermekle bir şey elde edilemeyeceğini savunan ülkelerin başında geldiğini ifade eden Trudeau bu açıklamaların ardından, 1984 yılında  Erivan’daki sözde soykırım anıtını ziyaret etmekte bir beis görmemiştir. Justin Trudeau da bu vesile ile Ermenistan’a ilk ziyaretini yapmıştır.[4]Ermenistan’da düzenlenen 17. Frankofoni Zirvesi’nde 1984 yılındaki bu ziyaretinin fotoğrafları Justin Trudeau’ya hediye edilmiştir.

Teröristler; bir asır önce, yani katlettikleri Türk kurbanlar daha dünyaya gelmeden önce cereyan etmiş olayları tek taraflı olarak çarpıtarak saldırılarını sistemli bir şekilde sürdürmüşlerdir. Hukuki ve tarihi hiçbir dayanakları bulunmadığı halde sözde soykırımı Ermeni kimliğini oluşturmak için malzeme olarak kullanmış ve bu yolla Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlayarak kendilerini haklı gibi göstermeyi amaçlamışlardır.

Günümüzde ise, Kanada Başbakanı olduğu tarihten beri, Justin Trudeau’nun her 24 Nisan’da sözde soykırımı destekleyen açıklamalar yapması dikkat çekmektedir. 24 Nisan açıklamalarına bir yenisi de 17. Frankofoni Zirvesi’nde eklenmiştir. Böylece Justin Trudeau duruşunu talihsiz bir şekilde ortaya koymuştur. Kanada Başbakanı Ermenistan’ı ziyaret ederken ülkesini temsil etmiş ancak, Kanada’da Ermeni nüfus kadar Türklerin de bulunduğunu, dolayısıyla tüm vatandaşlarını temsil etmek durumunda olduğunu gözardı etmiştir. Başbakan Trudeau, bir taraftan genç, yenilikçi ve farklı fikirlere açık bir kimlik sergilerken, mesele sözde Ermeni soykırımı olduğunda neden tarihi ve hukuki gerçekleri göz ardı ettiğini açıklamak zorundadır. Dengeli bir tutum benimsemesinin, ancak Türk görüşlerini de dikkate aldığında mümkün olabileceğini anlaması gerekmektedir.

 

 

 

[1]Bilal Şimşir, “Şehit Diplomatlarımız”, Ankara: Bilgi Yayınevi, 2001, s. 552

[2]Tr. Ermeni Soykırımı için Adalet Komandoları

[3]“Ottowa Tribute to Slain Turkish Envoy Reopens Old Wounds”, Globe2Go, 19 Eylül 2012, https://www.theglobeandmail.com/news/world/ottawa-tribute-to-slain-turkish-envoy-reopens-old-wounds/article4555832/

[4]“Justin Trudeau’s First Trip to Armenia was in 1984”, The Armenian Weekly, 10 Ekim 2018, https://armenianweekly.com/2018/10/10/justin-trudeaus-first-trip-to-armenia-was-in-1984/




Henüz Yorum Yapılmamış.