DÜNYA EKONOMİSİNİN YÖNÜ (2) - AVRUPA BİRLİĞİ, AVRASYA BİRLİĞİ, ÇİN VE TÜRKİYE
Yorum No : 2012 / 96
25.12.2012
Paylaş :
PDF İndir :

Önceki bir yazıda, batıdan doğuya, Pasifik’e doğru hareketlenen küresel ekonomik çekimin içinde Türkiye’nin konumunun daha da önem kazanacağına işaret etmiştik. 2008 yılından bu yana gizlenemez hale gelen ve devam eden küresel ekonomik krizin arızi olmadığı ve küresel dengelerde ve paylaşımda bir değişikliği yansıttığı kabul görmeye başlamıştır. Bir savaşa neden olmadan yeni dengelerin oluşması zaman alacak ve tedricen olacaktır. Küresel ekonomide yeni dengeler için ülkesel değil bölgesel girişimlere gereksinim olduğu da ortaya çıkmıştır. Güney ve kuzey Amerika’larda, Asya’da yeni oluşumlar bir süredir izlenmektedir. Türkiye Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunu bu oluşumun daha başlarında, 1963 yılında yapmış, ekonomik bütünleşme yönünde önemli bir adımı 1996 yılında gümrük birliği anlaşması ile atmıştır. Zaman içinde AB’nin siyasi yönünün ağırlık kazandığı ve üyelik koşullarında ortak değerler tanımıyla kültürel ve dini ayırımcılığa zemin hazırlandığı görülmüştür. Aynı süreç içinde, Avrupa ile Asya arasında kavşak bölgede bulunan Türkiye, Avrasya’da ve daha doğuda asya’da da yeni siyasi ve ekonomik oluşumlara tanıklık eder ve etkileşime geçebilir konuma gelmiştir. Avrupa Birliği, kısmen içinde bulunduğu ekonomik güçlüklerin de etkisiyle, genişleme sınırlarını belirlemiş görünmektedir. Görüntü dışa kapalı bir kale izlenimi yaratmaktadır. Doğusunda Rusya yeni bir ekonomik birlikle olası bir genişlemenin önüne esasen set çekme girişimi içindedir.Rusya’nın AB ile ilişkileri 21 Aralık’ta Brüksel’de yapılan zirve toplantısında bir kez daha görüldüğü üzere, içerikten ziyade şekle ağırlık verir, resmi bir ilişki ve yakınlık görüntüsünü sergiler nitelikte olmuştur. İçerikli ilişkiler ise ikili temelde sürdürülmekte ve halihazırda Almanya ağırlıklı olmaktadır. Almanya’nın lokomotif ekonomik gücünün yanı sıra iki ülke liderlerinin tercümana ihtiyaç duymadan aracısız iletişim kurabilmeleri de etkili olabilmektedir. Rusya bir yıl sürecek olan G-20 dönem başkanlığını Meksika’dan devralmıştır. Küresel ekonominin ahengi, eşgüdümü ve yönlendirilmesi bakımından önde gelen uluslararası kuruluş olan, Türkiye’nin de üyesi olduğu ve 2015 yılında dönem başkanlığını üstlenecek bulunduğu G-20’de 2013 yılında Rusya’nın rolünün ve katkılarının daha belirginleşmesi olasıdır. Öncülüğünü yaptığı Avrasya Birliği’nin ise ABD’den ve AB’den maruz kaldığı engellemelere rağmen nasıl bir gelişme göstereceğini izlemek ilginç olacaktır. Orta asya coğrafyasında Türkiye’nin kurucuları arasında bulunduğu Ekonomik İşbirliği Örgütünün bu yeni gelişmeler karşısında işlevi ve etkinliği de önem taşıyacaktır. Küresel ekonominin işleyişini ve rekabet gücünü belirleyen temel girdilerden hidrokarbon(doğal gaz ve petrol) arz ve talebinin önümüzdeki yirmi yıllık projeksiyonu da gelecek hakkında fikir verir niteliktedir. İlave talebin esas itibarıyla asya’dan (Çin ve Hindistan) kaynaklanacağı , Irak petrol üretimindeki artışın gerekli arzı sağlayabileceği öngörülmektedir. İran’ın kaynakları henüz büyük ölçüde yedekte tutulmaktadır. Bölgesinde enerji terminali olan Türkiye bakımından bu gelişmeler dikkate alınmak durumundadır.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.