AVRASYA EKONOMİK TOPLULUĞU OLUŞUMUNA ERMENİSTAN DA KATILMA KARARI ALDI
Yorum No : 2013 / 71
06.09.2013
Paylaş :
PDF İndir :

Ermenistan Cumhurbaşkanı, 3 Eylül’de Rusya’yı resmi ziyaretinde Rusya Cumhurbaşkanı ile imzaladıkları bir ortak bildiri ile ve daha sonra düzenlenen basın toplantısında, Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Topluluğu oluşumuna ve bunun ön adımı olarak, Belarus, Kazakistan ve Rusya’nın oluşturduğu, Avrasya Gümrük Birliği’ne katılma kararını aldığını açıklamıştır. Ermenistan’ın açıklanan bu kararı içte ve dışta tam anlamıyla sürpriz teşkil etmiştir. Açıklamaya değin, Ermenistan Avrupa Birliği ile Kasım ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta parafe edilmek üzere, bir ortaklık anlaşması ile derin ve kapsamlı serbest ticaret bölgesi anlaşması hazırlıklarını sürdürmüş ve AB gümrük birliğine katılma arzusunu ifade edegelmişti. Kararın açıklanmasından daha bir gün önce, 2 Eylül’de ABD’nin Erivan Büyükelçisi basına Ermenistan’ın AB ile kapsamlı bir anlaşma yapacak olmasından ABD’nin duyacağı memnuniyeti ve bunun Ermenistan için çok önemli olduğunu vurgulamıştı. AB yetkilileri açıklanan karar üzerine adeta aldatılma ve kandırılma şoku geçirmiş, alınacak ek bilgilerden sonra bir değerlendirme yapabileceklerini belirtmekle yetinmişlerdir.

Tarihinde birçok kez yaptığı gibi, büyük devletleri birbirine oynayarak çıkar elde etmeye çalışan Ermenistan, bu kez Avrupa ile Rusya, Batı ile Rusya arasında bir tercih yapma noktasına gelmiş ve tercihini Rusya’dan yana yapmıştır. Bu tercihte Rusya’nın baskı ve şantaj uyguladığı sıkça ileri sürülmektedir. Bu iddiada doğruluk payı bulunabilir. Kaydedilmesi gereken husus Rusya’nın bu güce sahip bulunmasıdır. Ermenistan’ın ekonomik, askeri ve güvenlik konularında Rusya’ya bağımlı olduğu, gizlenmeyen, bilinen bir durumdur. İki ülke 1997 yılında imzaladıkları “Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım” Antlaşması, 2006 yılında kabul ettikleri “21.inci yüzyıl Stratejik İşbirliği Bildirisi” ile esasen bir stratejik ortaklık içindedirler. Buna Ermenistan’ın Rusya’nın ön aldığı, on bir ülkeyi kapsayan Bağımsız Devletler Topluluğu’na ve Ortak Güvenlik Örgütü’ne üyeliği de eklenecek olursa, bunun yanı sıra bölgesinde izlediği saldırgan, kin ve düşmanlık üzerine inşa edilen ve kendisini tecrit eden dış politikası dikkate alındığında, başka nasıl bir seçeneği bulunduğu sorusuna cevap bulunmamaktadır. Dolayısı ile, Ermenistan’ın baştan beri, sonucu belli bir oyun oynadığını ve Rusya’dan olabilecek en fazla tavizi sağlamaya çalıştığını söylemek mümkündür.

Bu oyunda en ciddi zararı Avrupa Birliği görmüştür. Her şeyden önce prestiji darbe almış, AB ile işbirliği reddedilmiştir. AB’nin olanaklarının, yaptırımlarının ve Rusya’ya karşı gücünün sınırı ortaya çıkmıştır. Asıl önemlisi, AB’nin moral değerleri, ilkelerine bağlılığı derin yara almış, sorgulanır hale gelmiştir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin üyeliğe kabulünden sonra, bu kez de, komşusu Azerbaycan’ın topraklarının beşte birini yirmi-iki yıldır askeri işgal altında tutan, bu yörenin halkına katliam ve etnik temizlik uygulayan ve dört BM kararına rağmen bunu sürdürmekte ısrarla devam eden bir ülkeye ortaklık anlaşması ve ekonomik işbirliği teklif etmenin ve bunun karşı tarafça geri çevrilmesinin ayıbını AB’nin giderebilmesi, temizleyebilmesi zordur. Bu gelişmeden sonra AB yetkililerinin ve üye devletlerin idrak etmeleri gereken bir diğer husus, Kafkaslarda ve Orta Asya’da rol ve etkinlik sahibi olmak için Türkiye’yi aralarına almak gereğidir.

Ermenistan’ın tercihi, AB’nin olası yardımının kolay kolay dengeleyemeyeceği Rusya’ya ekonomik bağımlılığın yanı sıra, askeri ve güvenliktir. Rusya ile ortak sınırı, hatta bağlantı olanakları bulunmayan Ermenistan’ın Avrasya Gümrük Birliği ile iletişimi sınırlı kalmaya mahkûmdur. Tabiatıyla aynı sorun AB ile öngörülen gümrük birliği için de, AB ile bağlantıyı sağlayabilen Türkiye ile ilişkiler muvacehesinde, geçerliydi. Ermenistan’ın Rusya’dan talep ettiği tavizin güvenlik konusuna odaklandığı, işgal altında tuttuğu Azerbaycan toprakları ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Resmi açıklamada bu husus tarafların Dağlık Karabağ çatışmasının Minsk Grubu eş başkanları bünyesinde barışçı yollarla çözümlenmesine bağlılığı olarak ifade edilmektedir. Bunun yanı sıra, bölgede istikrar ve güvenliği teminat altına almak üzere, tarafların aralarındaki işbirliğini güçlendirmeye, siyasi alanda ve savunma sektöründe karşılıklı iletişimi geliştirmeye hazır oldukları kaydedilmektedir. Bu ifadeler tarafların bugüne değin kullandıkları söylemden bir sapma getirmemektedir. Diğer taraftan, bu söylemin sorunu dondurduğu ve Ermenistan’ın 22 yıldır devam eden oldu-bitti’ si haline dönüşmesine yardımcı olduğu da bir vakıadır. Dağlık Karabağ ve diğer işgal altındaki Azerbaycan topraklarının iadesi konusunda yeni ve etkili adımların atılmasının beklendiği bir dönemde bu konuda nasıl bir tavizin söz konusu olduğu önümüzdeki dönemde görülebilecektir.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.