BALKANLAR VE TÜRKİYE
Yorum No : 2013 / 41
25.04.2013
Paylaş :
PDF İndir :

Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından, Ankara’daki İngiliz kültür merkezinin işbirliği ile “Türkiye’nin Balkanlardaki rolünü yeniden düşünmek” konulu , uluslararası katılımlı bir çalıştay düzenlendi. Avrupa Birliği’nin Balkanların doğu sınırını Türkiye’yi dışarıda bırakacak şekilde saptadığı gözlenen günümüzde Türkiye’nin balkanlarla yakın ilişkilerini irdeleyen her etkinlik yararlı ve ilgi çeken bir gelişme olmaktadır. Bu itibarla AVİM bu etkinlikte emeği geçenlere teşekkürü borç bilmektedir. Çalıştayda konunun ele alınışına ilişkin temel gözlemimiz, etkinliğin hareket noktasının , Türkiye’nin Balkan ülkesi olarak ele alınmasından ziyade,Balkanlarla yadsınamayacak köklü bağları bulunan Türkiye’nin Balkan ülkeleri ile ilişkilerinin geleceğini irdelemek yönünde olduğudur. Bu hareket noktası Balkanlar ve Türkiye’ye AB’nin genel bakış açısı hakkında da ipuçları vermesi bakımından yararlı olmuştur. Bir yandan Balkanlarla köklü ilişkileri ve bağlantıları yok sayılamayan, diğer yandan Balkanların başlıca çekim gücü haline gelen AB tarafından dışarıda bırakılmak istenen Türkiye’nin Balkan ülkeleriyle doğal yakın ilişkilerinin böyle bir zeminde ve bu bakış açısıyla ele alınmasında temel bir çarpıklık kendisini hissettirmektedir. Böyle bir yaklaşım sonucu, Türkiye’nin Balkanlara ilgisi bir bölge ülkesi olma yakınlığının dışına çıkarılabilmekte ve dışarıdan bir güç olarak bölgeye müdahale emellerine bağlanabilmektedir. Bu bağlamda Türkiye öncülük ettiği ve geliştirmeye çalıştığı Güneydoğu Avrupa İşbirliği sürecine (GDAÜ) sağlayabileceği katkıların değerlendirilmesi yerine, gelişen ekonomik gücü ile Balkan ülkelerini kendi yörüngesine çekmeye çalışma endişesine muhatap olabilmektedir. Keza Balkanlardaki varlığı göz ardı edilince, TİKA ve Diyanet İşleri Başkanlığının faaliyeti Balkan Müslümanlarının hamiliğini üstlenmeye çalışmak , yumuşak gücünü siyasi emeller için kullanmak olarak dile getirilebilmektedir. Oysa, toplantıda bizzat Dışişleri Bakan yardımcısı tarafından da ifade edildiği üzere,tarih, coğrafya, siyasi gerçekler, kültürel yakınlık ve ekonomik zorunluluklar ve Balkanlarda yaşayan milyonlarca türk açısından bakıldığında Türkiye kaçınılmaz şekilde bir Balkan ülkesidir ve bölgeye yönelik aktif bir politika izlemek dışında bir seçeneği olamaz. Türkiye’yi Balkanlardan dışlamaya çalışmak yanlıştır. Bunun zararı Türkiye’yedir, Balkan ülkelerinedir, Avrupa Birliği’nedir. Küresel ilişkilerde siyasi ve ekonomik çekimin doğuya, Asya kıtasına kaymakta olduğu bir süreçte, Avrasya’nın bağlantı noktasında yer alan ve AB için Rusya’nın yanı sıra tek coğrafi ve fiziki Asya bağlantısını sağlayan Türkiye’nin bölgeye ve Avrupa Birliğine katkı potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda bu yanlış daha da belirgin hale gelmekte, yanlışta ısrar etmeyi rasyonel düşünce kalıplarıyla açıklamak giderek zorlaşmaktadır.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.