AVRUPA REÇETESİ=ERMENİ ÜZÜNTÜSÜ: MİLLİYETÇİLİK GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA NEFRET SÖYLEMİ
Yorum No : 2018 / 75
11.10.2018
Paylaş :
PDF İndir :

Ermenistan ve Amerika’da Ermenice ve İngilizce olarak iki dilde yayınlanan Asbarez gazetesinde[1] çok kısa bir süre önce köşe yazarı Garen Yegparian’ın “Avrupa Reçetesi=Ermeni Üzüntüsü” başlıklı bir makalesi yayınlandı.[2]

Adıgeçen köşe yazarı makalesinde önce İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaygınlaşan milliyetçilik karşıtı duygulara değinmekte ve birçok Avrupalının aşırı derecede milliyetçilik karşıtı olduğunu belirtmektedir. Yazar, bu tutumu Avrupalılar için anlaşılır bulmaktadır. Ancak, bu “doğal tepkinin çok aşırı bir şekilde devamlılık gösterdiğini ve bazen, sadece doğal olmayıp muhtemelen zarar verebileceği yerlere ihraç edildiğini” vurgulu biçimde savunmakta ve “Ermenistan’ın böyle bir yer” olduğunu ifade etmektedir.

Bu bağlamda, birçok Ermeni’nin milliyetçilikten uzaklaşmış göründüğünü ve Avrupa düşünce tarzı ile etkileşim içine girdiğini öne sürmektedir. Bu eğilime, kısa bir süre önce yapılan,  Ermenilerin büyük çoğunluğunun Ermeni ulusal marşı “Mer Hyernik” (Anavatanımız) yerine Charles Aznavour’un “Senin için Ermenistan” isimli şarkısını tercih ettiği Facebook araştırmasının sonuçlarını örnek göstermektedir. Köşe yazarı daha sonra aşağıdaki soruları yöneltmektedir:

“‘Mer Hyernik’ ile sorun nedir? Bu marş, RoA’nın (Ermenistan Cumhuriyeti) ilk üç yönetimi (Levon, Robert, Serzh) ile irtibatlandırılmakta ve bu nedenle lekeli mi bulunmaktadır? İlk cumhuriyet (1918) ve ARF (Ermeni Devrimci Federasyonu-Taşnaksutyun kastedilmektedir) ile fazla irtibatlı bulunmakta ve bu nedenle toplumun ARF karşıtı kesimlerinin hedefi mi olmaktadır? Kaç kişi marşın bu dönemden geldiğini (ve biraz değişikliği uğradığını) bilmektedir? Veya milliyetçilikten korkan/milliyetçiliğe güvenmeyen kişilerin sorun haline getirdiği ve mümkün olduğunca nazik bir ulusal marş istediği bir konumudur? Mer Hyernik’ in şarkı olarak çok hüzünlü olduğu söylenirken Aznavour’un şarkısının bir o kadar hüzünlü olması nedeniyle tutar tarafı olmayan bir görüş mü savunulmaktadır?

Adıgeçen, “milliyetçilik doğal bir insan içgüdüsüdür ve öz saygının temel ifade biçimi, toplumların örgütlenme ilkesidir” şeklinde görüş ortaya koymaktadır. Daha sonra, (konuyla hiç alakası olmayan) ten rengi ve cinsel yönelimleri nedeniyle ayrımcılık gören bazı grupların isimlerini zikrederek aşağıdaki soruyu sormaktadır:

“Siyahilerin öz saygı, eşcinsellerin öz saygı ve diğer kimlik gruplarının öz saygı ifade etmeleri kabul görürken, bu neden Ermeniler için geçerli değildir?"

Köşe yazarı, bu soruyu yönelttikten sonra, esas anlatmak isteği hususu şu şekilde izah etmektedir:

“Eğer Avrupa milliyetçilik olmadan yaşanabileceğini düşünüyorsa, tamamdır. Ancak bizim için bu öz saygı, kana susamış doğu ve batı komşularımız nedeniyle koruyucudur.”

Köşe yazarına göre milliyetçilik Ermeniler için ulusal kimliğini korumak için değil, “kana susamış” doğu (Azerbaycan) ve batı (Türkiye) komşularına karşı korunmak için gereklidir. Bu bağlamda, komşuları için gereksiz bir nitelendirme ve kötüleyici bir dil kullanmak, belirli bir gruba karşı ağır bir önyargı ifade etmekten başka bir şey değildir. Bunun ismi tam olarak “nefret söylemi” dir.

İnternette yapılan basit bir arama,  bu şekildeki kötüleyici bir dilin geçmişte de sistematik olarak kullanıldığına işaret etmektedir. Örneğin, adıgeçen köşe yazarı geçen yıl kaleme aldığı “ Binyıl geçti… Hala Yağma” başlıklı bir makalesinde saygısızca  “Türkiye Türkleri yağmacı içgüdülerini sarsmakta aciz kalıyorlar. Bugün hala yağmacılığı dayanıyorlar” şeklinde bir iddiada bulunmaktadır.[3]

Bu şekildeki karalayıcı bir tümce yoluyla adıgeçen, ayrım yapmadan ve utanmaz biçimde “bütün Türkiye Türklerini yağmacı içgüdüye” sahip olmakla ve “yağmacılığa” dayanmakla suçlamaktadır.

Sözkonusu makalenin en altında gazete “Tartışma Siyasasını” aşağıdaki şekilde açıklamaktadır:

“Yorumlar memnuniyetle karşılanmakta ve özendirilmektedir. Bununla birlikte yapacağınız yorumun içeriğinden sorumlusunuz. Kutsal şeylere sövgü, kişisel saldırı veya diğer uygunsuz şeylere izin verilmeyecektir. Asbarez, yorum yapma standartlarını ve siyasasını ihlal eden kullanıcıları engelleme hakkını saklı tutmaktadır.”

Yukarıdaki örneklerden açıkça görüleceği üzere, Türklere ve Azerbaycanlılara karşı kötüleyici ve ön yargılı bir dil kullanılması Asbarez gazetesinde sıradan ve kanıksanmış bir uygulamadır. Esasında Asbarez gazetesi yazarları bazı hallerde milliyetçiliğin aşırı milliyetçilik olmaması gerektiğine ilişkin kendi savlarına karşı görüşler dile getirmektedirler. Örneğin, Garen Yegparian yukarıda değinilen makalesinde,  “Milliyetçiliğin suiistimal edildiği ve yozlaştığı, aşırı milliyetçilik (şovenizm) haline geldiği ve diğerlerinin milliyetçiliğini reddettiği veya kendi ulusundan olmayanlara nefret aşıladığı çizgi ne olmalıdır” demektedir. Bunu takiben, daha önce belirtildiği üzere bu cümlesini Ermenistan’ın komşularını “kana susamış” olarak tarif etmekle irtibatlandırmaktadır.

Avrupa Konseyi Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) Ermenistan’a ilişkin 2016 raporund, “Azerbaycan’a karşı hoşgörüsüz söylemlerin not edildiği” belirtilmektedir.[4] ECRI ana sayfasına göre, Avrupa Konseyi Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu 2016 yılı raporu önerilerinin takibi amacıyla 27 Temmuz 2018 tarihinde Erivan’da bir yuvarlak masa toplantısı düzenlemiştir. Sözkonusu sayfada, “ECRI, nefret söyleminde artış gibi birçok konuda endişe ifade etmiştir” denilmektedir.[5]

Bazı yayın organlarının “nefret söylemi” kullanılmasına izin vererek modası geçmiş karşıtlıkları kışkırtması ve düşmanlıklardan çıkar sağlamaya çalışması oldukça üzücüdür. Genç nesiller için daha iyi bir gelecek isteyen akil kişilerin bu kötü niyetli yaklaşım ile mücadele etmesi gerekmektedir.

Nefret söyleminin karmaşık bir olgu olduğuna ve uluslararası alanda mutabık kalınmış bir tanımı bulunmadığına şüphe yoktur. Nefret söylemi konusunda ABD’de Avrupa ülkelerine nazaran daha az düzenleneme yapıldığı da bilinmektedir. Bu nedenle, ABD’de bulunan yayın organları yazılarında ve yayınlarında nefret söylemi konusunda daha az özenli olabilirler. Bununla birlikte, Avrupa Konseyi uzun süre bu konu üzerinde çalışma yapmıştır. Konsey’in Bakanlar Komitesine göre,  “nefret söylemi, ırkçı nefrete, yabancı düşmanlığına anti- Semitism’e veya hoşgörüsüzlüğe dayanan diğer nefret şekillerini yayan, kışkırtan, teşvik eden veya savunan tüm ifade biçimlerini kapsar. Yeni medya türlerinin gelişmesi ile çevrim içi (onlifurthee)  nefret söylemi ortaya çıkmıştır. Çevrim içi ortamda nefret söylemi üzerinde durulması ve düzenlenme yapılması için harekete geçilmesi ve bununla yeni yöntemlerle mücadele edilmesi gerekmektedir.”

Nefret söylemine ve nefrete dayalı hoşgörüsüzlüğe karşı birlik içinde mücadele etmeli ve yekdiğerimizi bu bağlamda uyarmalıyız. Erken uyarının, daha ileri derecede yanlış anlamaların ve yanlış algılamaların önüne geçebileceğini unutmamalıyız.

 

*Photo: Google

 


[1] Los Angeles Kaliforniya’da, Ermeni Devrimci Federasyonu ( kısaca Taşnaksutyun veya Taşnak olarak bilinen) tarafından yayınlanmaktadır. Gazete ana sayfasında kendisini “ Asbarez, esas olarak Batı ABD’de yaşayan 500.000 kişilik Ermeni-Amerikan toplumuna hizmet vermektedir. Haftada beş kez, Salı-Cuma günleri arasında 16-28 sayfa ve Cumartesi günü 40-48 sayfa yayınlanmaktadır” şeklinde tanımlamaktadır.

[2] Garen Yegparian, “European Cure=Armenian Affliction?”, Asbarez, 06 Ekim 2018, http://asbarez.com/175487/european-curearmenian-affliction/.

[3] Garen Yegparian, “A Millennium On… Still Plundering”, Asbarez, 07 Temmuz 2017, http://asbarez.com/164760/a-millennium-on-still-plundering/.

[4] “ECRI Report on Armenia” (European Commission against Racism and Intolerance (ECRI), 04 Ekim 2016), https://rm.coe.int/fourth-report-on-armenia/16808b5539.

[5] “Round Table “Combating racial discrimination and intolerance in Armenia"” (European Commission against Racism and Intolerance (ECRI), t.y.), https://www.coe.int/en/web/european-commission-against-racism-and-intolerance/armenia-2018.




Henüz Yorum Yapılmamış.