ARARAT ILLUSION'IN YAZARI DAVİD MİNİER'NİN UTANÇ VERİCİ U DÖNÜŞÜ
Yorum No : 2018 / 8
31.01.2018
Paylaş :
PDF İndir :

2017 Aralık ayında, “Ararat Illusion” başlıklı kitabın tahlilini sayfamızda yayınlamıştık. Kitap, 1973 yılında Los Angeles’ın Santa Barbara kentinde yaşlı bir Ermeni olan Yanikian’ın Türk diplomatları Başkonsolos Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir’i katletmesinden esinlendiği anlaşılan bir başka Ermeni’nin, Antranik isimli bir terör örgütünün kisvesi altında, Amerika Birleşik Devletleri’nde federal hükümet çalışanlarına karşı yürüttüğü eylemleri ve işlediği cinayetleri konu alan bir romandır. Romanda tarihin tekerrür ettiğinden ve Ermeni teröristlerin aslında Türklere ve Türkiye’ye karşı adeta bir kan davası güttüklerinden ve intikam saikıyla hareket ettiklerinden bahsedilmektedir.

Romanın yazarı Santa Barbara’da katledilen iki Türk diplomatının katili Yanikian’ın yargılandığı davanın savcısı olan David Minier’dir. Yazarın iki Türk diplomatının katledilmesinden çok etkilendiği, bu olayın kendisi için travmatik bir hadise teşkil ettiği anlaşılmaktadır.

Romanın yazarı savcı Minier, geçenlerde Armenian News Network/Groong’un alıntıladığı bir yazısında o zaman savcı olarak vermiş olduğu karardan pişmanlık duyduğunu, çünkü Yanikian’ın verdiği ifadeden sonra salonda bulunan bir dizi “soykırım mağduru” Ermeni’yi tanık olarak dinletmemiş olduğunu, zira savcı olarak görevinin katil Yanikian’ı mahkum ettirmek noktası üzerinde yoğunlaştığını, avukatlarının talebine uyarak sözde soykırım mağduru Ermenilerin tanık olarak dinletilmesi halinde, tıpkı 1921 yılında Talat Paşa’nın katili Tehlirian’ı beraat ettiren jüri gibi Yanikian davasını yürüten mahkemenin jürisinde de beraat kararı vermesinden çekindiğini, oysa görevinin Yanikian’ın gerekli cezayı almasını sağlamak olduğunu düşündüğünü ve şimdi bundan derin üzüntü duyduğunu belirtmektedir.

Savcı Minier, şayet aksi yönde davransaydı, Türk hükümetinin şimdiye kadar öne süregeldiği “soykırım konusunda bir mahkeme kararı olmadığı, dolayısıyla 1915 olaylarının soykırım sayılamayacağı tezinin ortadan kalkmış olacağını kaydetmektedir. Savcı Minier, bu tutumundan dolayı pişman olduğunu ve Yanikian’ın avukatlarının sözde Ermeni soykırımı tanıklarını dinletmesi gerektiği yönündeki sözlerini unutamadığını kaydetmektedir. Savcı Minier, yazısında Türkiye’nin inkârcı tutumuna rağmen Ermenilere karşı bir soykırım işlenmiş olduğuna dair pek çok tarihi delilin ortada olduğunu, nitekim ABD’nin 48 eyaleti ve dünyada en azından 25 ülkenin sözde soykırımı tanıdığını ve kınadığını belirterek yazısına son vermektedir.

Artık hangi nedenlerle olduğu bilinmez, eski savcı Minier’nin tutum değiştirdiği ve Santa Barbara’daki mahkeme sırasında izlediği son derece sağlıklı ve hukuka uygun tutuma esef ettiği görülmektedir. Adı geçen böylece saygın bir hukukçu olarak sahip olduğu parlak geçmişe gölge düşürecek bir tutum içine girmektedir. Ve hiç şüphesiz hata yapmaktadır.

En azından aşağıdaki iki sorunun hukuka uygun ve tarafsız bir şekilde cevaplandırılması gerekir:

Berlin’deki mahkemede,

  • Tehlirian'ın ifadesini takiben, jüri iki saatten az bir süre içinde adı geçenin beraatına karar vermişken neden Yanikian jürisi, hem de gözyaşlarına boğulmuşken, Yanikian'ı beraat ettirmedi? Dünyadaki hukuk anlayışının ve pratiğinin aradan geçen 52 yıl içinde ilerlemiş ve gelişmiş olmasının bunda payı olabilir mi?
  • Minier bir "tanıklar resmigeçidi" yaptırmadığından pişman görünüyor. Ne olduğu belirsiz birtakım insanları tanık olarak dinletip, tanıkların önyargıyla, kin ve nefretle verecekleri ifadelerden sonra Yanikian beraat etmiş olsa bugün acaba Minier nasıl hissederdi? Yoksa yazısının tam tersini mi yazmak durumunda kalırdı?

Bizce Minier bu soruları vicdanına danışmalı ve modaya uyup "soykırım kervanı"ına katılmadı diye boşu boşuna kendini üzmemelidir. Sonuç olarak, Yanikian duruşmasının savcısı olarak görevini doğru olarak yerine getirmiş ve adaletin tecelli etmesini sağlamıştır. Nitekim sadece hukukçu kimliğini değil, aynı zamanda sağ duyusunu ortaya koyduğu “Ararat Illusion” isimli kitabı da Minier’in bu özelliklerinin tam bir yansımasıdır. Burada kısaca belirtilmesi gereken, şimdi artık emekli olarak köşesine çekilmiş olan David Minier’nin bir açıklaması zor yersiz duygularla – Ermeni baskısı gözardı edilemez – ardında bıraktığı hukuk kariyerine gölge düşürecek bu tür davranışlardan kaçınmasının tutarlı bir davranış olacağı hususudur.

 

Fotoğraftakiler: (Soldan sağa) Savcı James Lindsay, sanık Gourgen Yanikian, Bölge Savcısı David Minier, Savcı Vasken Minasian, 1972. (fresnobee.com)


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



  • Önder Özar - Savcı David Minier
    Büyük olasılıkla, öldürülme korkusuyla bu U dönüşünü yapmıştır.
    04.02.2018