MACRON’UN ÇELİŞKİLERİ SON BULMUYOR
Yorum No : 2020 / 56
04.12.2020
5 dk okuma

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un çelişkili ifadeleri son dönemde yeniden dikkat çekmeye başlamıştır. Adı geçen geçtiğimiz aylarda Charlie Hebdo’nun İslam’a ve Peygamber Hazreti Muhammed’e yönelik hakaretlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek Müslüman ülkelerin tepkilerini toplamıştı. AVİM olarak bu konuda birçok yazı kaleme almıştık. Söz konusu yazılarda pek çok Avrupa ülkesinde dine ve dini sembollere hakaret etmenin yasak olduğu ve bu eylemin cezai müeyyidesi bulunduğu vurgulanmıştır[1]. Buna karşın, Avrupa genelinde her geçen gün artan yabancı düşmanlığı söylemleri Avrupa’da aşırı sağın ne kadar güç kazandığına dair fikir vermektedir. Macron, aynı günlerde Lübnan ziyareti sırasında Hizbullah’ın meclis grubu lideri Muhammed Raad ile görüşmüş, bu görüşmeyi haber yapan Le Figaro gazetesi muhabiri Georges Malbrunot’yu kaleme aldığı haber dolayısıyla sert bir şekilde eleştirmişti. İfade özgürlüğü karşılığının Macron’da selektif bir ifade özgürlüğü olduğu açıktır. Son olarak Avrupa Birliği (AB)’nin de eleştirilerine maruz kalması bu yaklaşımın tutarsızlığını ortaya koymuştur.

Macron, kendi anladığı şekliyle ifade özgürlüğünü uygulamayı sürdürmektedir. Tabii bu durum Fransa siyasetinde de çelişkiler doğurmaktadır. Bu duruma bir diğer örnek ise sözde ifade özgürlüğü savunucusu Macron’un polis şiddetinin basın tarafından fotoğraflanmasının önüne geçmek için desteklediği bir yıl hapis ve 45 bin euro para cezasıdır. Buna karşılık, AB Komisyonu söz konusu tasarı üzerine Fransa’yı uyarmıştır[2]. Komisyon sözcüsü, basın mensuplarının özgür bir şekilde güvenli bir ortamda çalışabilmeleri gerektiğini vurgulamıştır. AB hukuku çerçevesindeki basın özgürlüğü tanımı ile Fransa’da parlamentodan geçmesi planlanan tasarının örtüşmediği kesin bir dille vurgulanmıştır. Tasarı yasalaştığı takdirde polis memurlarının yüzlerinin görüntülendiği fotoğrafların yayınlanmasına sınırlamalar getirilebilecektir. Bu durum yalnız AB yetkilileri değil, ülke içinde de büyük tepki ile karşılanmıştır[3].

Söz konusu ifade özgürlüğü kısıtlamasının tepki çekmesinin ötesinde Macron’un tutarsız yaklaşımı daha fazla ön plana çıkmaktadır. Fransa siyasetine verdiği “yön”den ziyade Macron’un çifte standardı dünya basınında da yer almaktadır. Dünya basını da Macron’un tutarsızlıklarını ağır bir şekilde eleştirmektedir[4]. Birkaç gün önce Fransa’da siyahi müzisyen Michel Zecler’i darbeden iki polisin tutuklanmasından sonra eleştiriler iyiden iyiye artmıştır. Macron’un adeta sağ bir parti lideri gibi[5] kararlar alması ve bu kararlar doğrultusunda hareket etmesi yabancı düşmanı tutumunu ve saldırgan tavrını açıklamaktadır. 

Macron’un mantıktan ve adaletten uzak tutumu basın özgürlüğü ile sınırlı değildir. Buna inanç özgürlüğünü hatırlatarak devam etmemiz yerinde olacaktır. Zira Covid-19 pandemisi dolayısıyla getirilen kısıtlamalarla ilgili olarak Fransa’da yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. 28 Kasım 2020 tarihinden sonra tedbirlerin hafifletilmesinin ardından alışveriş alanlarının açık kalacağı saatlerin de uzatıldığı duyurulmuştur. Bu düzenlemelere göre 15 Aralık’a kadar kısıtlamalar devam edecek, 15 Aralık’tan sonra ise 21:00’dan sabah 07:00’a kadar sokağa çıkma yasağı devam edecektir. Sadece Noel kutlamalarının yapılacağı 24 Aralık – 31 Aralık arasında bu kısıtlamalar kaldırılacaktır[6]. Bu anlaşılır bir uygulama olarak değerlendirilebilir. Ancak bir yandan Müslüman derneklerinin denetlendiği, camilerin kapatıldığı hatırlanacak olursa yine Macron vari bir laiklik yorumu ile karşılaşıldığından bahsetmek yerinde olacaktır. 

Son yıllarda Macron’un AB’den ve hatta kendi ülkesinden tepki almasına rağmen özgürlükler konusunda uyguladığı çifte standartlar, Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen ile gireceği 2022 cumhurbaşkanlığı seçimleriyle izah edilebilir. Ancak adıgeçen bu süreçte sahip olduğu sol oyları yitirmekte, daha da önemlisi küresel ölçekte inanılırlığını ve saygınlığını kaybetmektedir. Macron bu politikaları ile Avrupa’da her geçen gün artan yabancı düşmanlığını daha da fazla körüklemektedir. 

Macron’un bu anlayışında yalnız olmadığını da belirtmek hakkaniyet gereğidir. Batı Avrupa genelinde aşırı sağın ve İslamofobinin cesaretlendirildiği gözlemlenmektedir. Perde gerisinde kalmaya özen göstermesine ve gelişmelerin üstünü örtme çabalarına rağmen Almanya’nın ve yaklaşık otuz yıldır iktidarda bulunan Hristiyan Demokrat Birliği ve Hristiyan Sosyal Birliği Partilerinin, isimlerinden de anlaşılacağı üzere, bu aşırı girişimlere kayıtsız kaldıklarını da belirtmek yerinde olacaktır. 

 

*Fotoğraf: https://www.aljazeera.com/features/2020/11/19/who-is-emmanuel-macron

 


[1] Hazel Çağan Elbir, “Macron’un İfade Özgürlüğü Anlayışı: Herkesin İfade Özgürlüğü Var Ama Bazılarının Daha Fazla Var”, avim.org.tr, 10 Eylül 2020, https://avim.org.tr/tr/Yorum/MACRON-UN-IFADE-OZGURLUGU-ANLAYISI-HERKESIN-IFADE-OZGURLUGU-VAR-AMA-BAZILARININ-DAHA-FAZLA-VAR

[2] “AB Komisyonu’ndan Fransa’ya Basın Özgürlüğü Uyarısı”, Deutsche Welle, 23 Kasım 2020, https://www.dw.com/tr/ab-komisyonundan-fransaya-basın-özgürlüğü-uyarısı/a-55701158

[3] “AB Komisyonu’ndan Fransa’ya Basın Özgürlüğü Uyarısı”, Deutsche Welle

[4] Ishaan Tharoor, “Macron’s Liberal Double Standards”, Washington Post, 2 Aralık 2020, https://www.washingtonpost.com/world/2020/12/02/macron-france-race-press-freedom/

[5] “Macron Sağa Mı Kaydı?”, Deutsche Welle, 1 Aralık 2020, https://www.dw.com/tr/macron-sağa-mı-kaydı/a-55788397

[6] “Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Covid-19 Kısıtlamaları 28 Kasım’dan İtibaren Hafifletilecek”, EuroNews, 24 Kasım 2020, https://tr.euronews.com/2020/11/24/fransa-cumhurbaskan-macron-covid-19-k-s-tlamalar-28-kas-m-dan-itibaren-hafifletilecek


© 2009-2021 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.