SARKİSYAN LEFKOŞE VE ATİNA’DA
Yorum No : 2011 / 7
20.01.2011
Paylaş :
PDF İndir :

Ermenistan Başkanı Serj Sarkisyan’ın geçen yılın 22 Nisan’ında Türkiye-Ermenistan Protokollerinin Ermenistan Parlamentosunda onaylanması sürecini durdurduktan sonra, özellikle başka ülkelere yaptığı ziyaretlerde ve yabancı basın mensuplarıyla konuşmalarında Türkiye’yi, normalin üzerinde bir şekilde, eleştirmeye başladığı görülmüştür. Zaman içinde bu eleştiriler artmış ve Sarkisyan’ın üç gün önce Kıbrıs Rum Kesimi’nin Temsilciler Meclisinde yaptığı konuşmada doruk noktasına ulaşmıştır. Sarkisyan bu konuşmasında Türkiye’nin Ermenistan ile olan ilişkilerini normalleştirme sürecini tahrip ettiğini ileri sürmüştür. Oysa, yukarıda belirttiğimiz gibi, protokollerin onaylama sürecini durduran Türkiye değil, Ermenistan’dır. Sarkisyan’ın ikinci iddiası Türkiye’nin taahhütlerinden geri adım attığıdır ki bununla neyi kastettiği anlaşılmamıştır. Protokoller söz konusu oldukça Türkiye’nin yerine getirmediği bir taahhüdü yoktur. Protokollerin metninde tarafların bu belgeleri ne zaman kendi Meclislerinin onayından geçireceklerine dair bir hüküm mevcut değildir. Ermenistan Devlet Başkanı bu konuşmasında “Yeni Osmancılık” politikası yürütmek isteyen Türkiye’nin bölgesinde önder olamayacağını, zira önderlerin sorumlu davranması gerektiğini belirtmiş ayrıca “Ermenistan ile sınırını kapatan, benim halkıma şantaj uygulayan önder olamaz” gibi daha ziyade demagojik sözler sarf etmiştir. Ayrıca, hiç gereği yokken, Osmanlı İmparatorluğu hakkında “Osmanlılar boyunduruğu altındaki ülkelere katliam, zulüm ve zorbalıktan başka ne götürdü ?” gibi ağır ifadeler kullanmıştır. Türkiye’nin komşularıyla sıfır sorun politikasını da beğenmeyen Sarkisyan bu politikanın komşularının Türkiye’nin istediklerini yapması, ön koşullarını kabul etmesi anlamına mı geldiğini sormak suretiyle konuyu sıfır sorun politikasının amaçlarından saptırmaya çalışmıştır. Kendilerini Avrupa değerlerine sahip ve Avrupa ailesinin bir parçası olarak gördüklerini belirten Ermenistan Devlet Başkanı, “Umarım Türkiye demokratik ve Avrupa değerlerinin önemini, kendi istikrarı, gelişmesi ve refahı için anlar” sözleriyle Türkiye’ye bir nasihat vermiş, ayrıca Türkiye tarihi ile hesaplaşmadan ve komşularıyla normal ilişkiler kurmadan Avrupa Birliği üyesi olamayacağını söyleyerek bir Avrupa Birliği yetkilisi imiş gibi konuşmuş ve aynı hususu Atina’da da tekrarlamıştır. Bu arada Kopenhag Kriterleri arasında iyi komşuluk ilişkileri bulunmakla beraber tarih ile hesaplaşmak gibi bir hususun yer almadığını belirtelim. Sarkisyan’ın Atina ziyareti sırasında yaptığı konuşmalar, Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas’ın, Türkiye’yi kastederek, “aynı barbar tarafından katledildik” şeklindeki son derecede yakışıksız sözlerinin gölgesinde kalmıştır. Sarkisyan Yunan Başkentinde Lefkoşe’de söylediklerine ek olarak, Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmek için Türkiye’de gerekli siyasi irade olmadığını ifade etmiştir. Oysa, sadece protokollerin imzalanması dahi Türkiye’de bu konuda yeterli irade bulunduğunun kanıtıdır. Diğer yandan Türkiye, Ermenistan’ın aksine, hiçbir zaman protokolleri ret edebileceğini beyan etmemiştir. Ermenistan’ın 22 Nisan 2010 tarihinde Protokollerinin Ermenistan Parlamentosunda onaylanması sürecini durdurmasından sonra iki ülke ilişkilerinde kayda değer bir gelişme olmamıştır. Buna karşılık Başkan Sarkisyan’ın geçen zaman içinde Türkiye hakkında gitgide artan eleştirilerde hatta suçlamalarda bulunmuştur. Bu durumu sadece duygusallıkla açıklamak mümkün olmayıp başka amaçların de olabileceği de görülmektedir. Ermenilerin etkili olduğu ABD Temsilciler Meclisine sunulan “soykırım” tasarılarının kabul edilmesini son yıllarda engelleyen başlıca husus, bu tasarıların Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşme sürecine zarar vereceğinin Amerikan Başkanı ve Dışişleri Bakanı tarafından vurgulanması olmuştur. Ermenistan Devlet Başkanının Türkiye’yi şiddetle eleştiren sözleri Türkiye-Ermenistan arasında şu aşamada bir uzlaşma olamayacağı, o itibarla Temsilciler Meclisi ve/veya Senato’nun soykırım iddialarını kabul etmesinde bir sakınca bulunmadığı mesajını vermek istemekte ve ABD Hükümetinin bu durumu dikkate alarak protokolleri derhal onaylaması için Türkiye’ye baskı yapması ümit edilmektedir. Türkiye’nin de bu baskı altında Azerbaycan’ın yanında yer almaktan vazgeçmesi, protokolleri uygulamaya koyması ve sınırı açması beklenmektedir.




Henüz Yorum Yapılmamış.