
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in 27-29 Temmuz 2026 tarihlerinde Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaret, Ada’daki fiilî gerçeklerin diplomasi masalarında artık kolayca yok sayılamayacağını bir kez daha ortaya koymuştur. KKTC Başbakanı Ünal Üstel’in bu ziyarete ilişkin değerlendirmesi, “Guterres’in Kıbrıs ziyareti, ada gerçeklerinin artık gözardı edilemeyeceğini göstermiştir” ifadesiyle sürecin özünü en açık biçimde özetlemektedir[1]. Guterres’in gayretleri takdir edilmektedir; ancak elinden gelen sınırlıdır. Çünkü Kıbrıs’taki iki toplumun statüsü, Avrupa Birliği’nin (AB) kendi kurallarını da ihlâl ederek tek taraflı biçimde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) üyeliğe almasıyla kalıcı bir çıkmaza girmiştir[2]. Günümüzde açıkça görülmektedir ki, Kıbrıs için çözüm, artık geçerliliğini yitirmiş BM Güvenlik Konseyi kararlarının ötesine geçmiştir. Durum kökten değişmiştir. Kıbrıs’ın bir bölümü haksız biçimde AB’ye dâhil edilmiştir. Bu koşullarda tek geçerli çözüm, diğer tarafın egemen eşitliğini ve devlet varlığını kabul etmekten geçmektedir[3]. Guterres bu durumu anlamaktadır ve çaba göstermektedir; fakat hem GKRY hem de AB bu gerçekliğe karşı çıkmaya devam etmektedir[4].
Tarihsel Arka Plan ve 1960 Düzeni
Kıbrıs sorunu, 1960 Zürih ve Londra Anlaşmalarıyla kurulan ortaklık cumhuriyetinin Rum tarafınca tek taraflı biçimde bozulmasıyla başlamıştır. 1963 Kanlı Noel’inden itibaren Kıbrıs Türkleri sistematik saldırılara, etnik temizliğe ve yok edilme tehdidine maruz kalmıştır[5]. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, 1960 Garanti Antlaşması’nın Türkiye’ye tanıdığı meşru müdahale hakkına dayanarak, Enosis girişimi ve darbe sonrasında Türk toplumunun varlığını korumak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Harekât, bir işgâl değil, soykırım tehdidini engelleyen meşru bir müdahaledir[6].
1960 Garanti Antlaşması’nın 1. maddesi açıkça şunu öngörmektedir: “Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir devletle tamamen veya kısmen herhangi bir siyasi veya iktisadi birliğe katılmamayı taahhüt eder. Bu itibarla herhangi bir diğer devletle birleşmeyi veya adanın taksimini doğrudan doğruya veya dolayısı ile teşvik edecek her nevi hareketi yasak ve ilan eder”[7]. Bu hüküm, Ada’nın bütününün herhangi bir siyasi-ekonomik birliğe tek taraflı katılmasını hukuken engellemektedir. Uluslararası hukuk profesörü Maurice H. Mendelson Q.C.’un da belirttiği üzere, GKRY’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” unvanıyla AB’ye başvurusu ve üyeliği, 1960 düzeninin açık ihlâlidir[8].
2004 Dönüm Noktası: AB’nin Stratejik Hatası
2004 yılında AB, Annan Planı’nı reddeden Rum tarafını ödüllendirirken, planı kabul eden Kıbrıs Türk tarafını cezalandırmıştır. GKRY, Ada’nın tamamı adına, Kıbrıs Türk halkının iradesi yok sayılarak ve 1960 antlaşmalarına aykırı biçimde AB’ye tam üye yapılmıştır[9]. Bu karar, AB’nin kendi Kopenhag kriterlerine ve “bölünmüş bir adanın üyeliğinin mümkün olmadığı” yönündeki kendi ilkelerine de aykırıdır. Dönemin üst düzey AB yetkilileri ve Avrupa Parlamentosu Türkiye eski Raportörü Kati Piri dâhil olmak üzere çeşitli Avrupa figürleri, bu üyeliğin hatalı bir karar olduğunu sonradan kabul etmiş veya ima etmişlerdir[10]. Bu hata, Rum tarafına Türkiye karşısında veto gücü kazandırmış, statü eşitsizliğini derinleştirmiş ve çözümü fiilen imkânsız hâle getirmiştir[11].
AB’nin bu tek taraflı müdahalesi, Kıbrıs Türk halkının iradesine saygısızlığın en somut örneğidir. İzolasyonların kaldırılacağı yönündeki sözler tutulmamış, Türk tarafı ekonomik, siyasi ve kültürel alanlarda sistematik baskı altında tutulmaya devam etmiştir[12]. KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın 30 Temmuz 2026 tarihli açıklamasında da vurgulandığı üzere, bugün adada yaşanan dengesizliğin en büyük sorumlularından biri tartışmasız AB’dir; çünkü 2004’teki stratejik hata, Rum tarafının uzlaşmaz tutumunu cesaretlendirmiş ve taraflar arasındaki statü eşitsizliğini kalıcılaştırmıştır[13](10).
AB Raporlarında Sürekli Önyargı
Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ilişkin her yıl yayımladığı ilerleme raporları ve Avrupa Parlamentosu kararları, Kıbrıs konusunda tutarlı bir önyargı sergilemektedir. Söz konusu Türkiye raporlarında Türkiye’nin “iki devletli çözüm” ve “egemen eşitlik” savunması “BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı” diye eleştirilirken, Rum tarafının siyasi eşitliği fiilen reddeden tutumu ve federasyon ısrarı sorgulanmamaktadır[14]. AB Liderler Zirvesi kararları da aynı çizgiyi sürdürmekte, iki toplumlu federasyon modelini ısrarla dayatmaktadır[15]. Bu yaklaşım, AB’nin tarafsız bir arabulucu olmaktan çıktığını, Rum tezlerinin sözcüsü konumuna gerilediğini göstermektedir[16].
Guterres’in Ziyareti ve Gerçeklerin Dayatması
Guterres’in Temmuz 2026 ziyareti, 16 yıl aradan sonra bir BM Genel Sekreteri’nin Ada’ya gelmesi bakımından sembolik önem taşımaktadır. Genel Sekreter, her iki liderle ayrı ve ortak görüşmeler gerçekleştirmiş, 5+1 formatında yeni görüşmelerin başlatılacağını duyurmuştur. Ancak ziyaretten somut bir çözüm takvimi veya yeni bir çerçeve çıkmamıştır. Guterres’in görev süresi 31 Aralık 2026’da sona erecektir. Görevden ayrılmadan önce Kıbrıs konusunda ilerleme kaydetme isteği yapıcı görünmekle birlikte, mevcut yapısal engeller nedeniyle gerçekçi değildir. GKRY’nin ve AB’nin egemen eşitlik ile iki devletli çözüme kategorik karşı çıkışı, bu isteği sınırlı kılmaktadır[17].
Ziyaretin hemen ardından AB’nin Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto’yu “Kıbrıs Özel Temsilcisi” sıfatıyla görevlendirmesi ve Ada’ya göndermesi, AB’nin Kıbrıs konusuna müdahil olma ısrarının en son örneğini teşkil etmiştir. KKTC Dışişleri Bakanlığı, bu atamanın KKTC’nin rızası alınmaksızın ve Kıbrıs Türk halkının iradesi tamamen yok sayılarak yapıldığını, dolayısıyla hiçbir meşruiyet taşımadığını açıkça belirtmiştir. Bakanlık, Fitto’nun herhangi bir faaliyetinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını ve kendisinin muhatap alınmayacağını vurgulamıştır[18]. Üstelik BM Genel Sekreteri’nin dahi özel temsilci atamaktan imtina ettiği, yalnızca şahsi bir temsilci görevlendirdiği bir ortamda AB’nin bu adımı atması, tarafsızlığını tamamen yitirdiğinin en somut göstergesidir[19].
Üstel’in değerlendirmesi bu noktada isabetlidir. Ziyaret, Ada’da iki ayrı halk, iki ayrı demokratik otorite ve iki ayrı devlet gerçeğinin artık inkâr edilemeyeceğini göstermiştir[20]. Türkiye, egemen eşitlik ve iki devletli çözüm temelinde kalıcı bir düzeni desteklemektedir. Bu yaklaşım, 1960 ortaklık denemesinin çöküşü, 1974 sonrası fiilî durum ve 2004 sonrası dengesizlik dikkate alındığında, tek sürdürülebilir yoldur[21].
Gerçekçi Çözümün Koşulları
Kıbrıs’ta kalıcı barış, ancak Ada’daki iki egemen eşit toplumun varlığının kabul edilmesiyle mümkündür. BM Güvenlik Konseyi kararları, 2004 sonrası değişen gerçeklik karşısında yetersiz kalmıştır. AB’nin 2004’te işlediği stratejik hata, çözümsüzlüğün en büyük sorumlularından biri olmaya devam etmektedir. Guterres’in çabaları takdir edilmekle birlikte, GKRY’nin ve AB’nin direnci karşısında sınırlı kalmaktadır.
KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın da altını çizdiği gibi, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşma ancak bugün adada iki ayrı halk, iki ayrı devlet ve iki ayrı demokratik otorite bulunduğu gerçeğinin kabul edilmesi, tarafların egemen eşitliği ile eşit uluslararası statülerinin teyit edilmesi ve iki devlet arasında işbirliğine dayalı bir ilişkinin tesis edilmesiyle mümkündür. Bu gerçekler kabul edilmeden atılacak hiçbir tek taraflı adımın Kıbrıs Türk halkı açısından hukuki veya siyasi herhangi bir sonuç doğurmayacağı açıktır.
Uluslararası toplumun, özellikle Avrupa Birliği’nin, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve devlet varlığını tanıması gerekmektedir. Aksi takdirde, diplomatik girişimler sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Ada gerçekleri artık göz ardı edilemez. Çözüm, bu gerçeklerin kabulüyle başlayabilecektir.
[1] “Üstel: ’Guterres’in Kıbrıs ziyareti, ada gerçeklerinin artık göz ardı edilemeyeceğini göstermiştir’,” Halkın Sesi, halkinsesikibris.com, 30 Temmuz 2026, https://www.halkinsesikibris.com/ustel-guterresin-kibris-ziyareti-ada-gerceklerinin-artik-goz-ardi-edilemeyecegini-gostermistir.
[2] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “AB’nin Tek Taraflı Müdahaleleri ve Kıbrıs Türk Halkının İradesine Saygısızlık,” AVİM, avim.org.tr, 15 Mayıs 2025, https://avim.org.tr/public/tr/Yorum/AB-NIN-TEK-TARAFLI-MUDAHALELERI-VE-KIBRIS-TURK-HALKININ-IRADESINE-SAYGISIZLIK.
[3] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “Kıbrıs Adası’nın Güvenliği ve İki Egemen Devlet Gerçeği: Üçlü Zirve Bağlamında AB Tutumunun Eleştirisi,” AVİM, avim.org.tr, 12 Mart 2026, https://avim.org.tr/tr/Yorum/KIBRIS-ADASI-NIN-GUVENLIGI-VE-IKI-EGEMEN-ENTITE-GERCEGI-UCLU-ZIRVE-BAGLAMINDA-AB-TUTUMUNUN-ELESTIRISI.
[4] “Dışişleri Bakanlığı'ndan Fitto açıklaması: 'Bizim açımızdan hiçbir meşruiyet taşımıyor',” Express Kıbrıs, expresskibris.com, 30 Temmuz 2026, https://www.expresskibris.com/disisleri-bakanligindan-fitto-aciklamasi-bizim-acimizdan-hicbir-mesruiyet-tasimiyor.
[5] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “1974 Kıbrıs Barış Harekâtının 52. yılı ve Avrupa’nın Taraflı Yaklaşımı,” AVİM, avim.org.tr, 21 Temmuz 2026, https://www.avim.org.tr/tr/Analiz/1974-KIBRIS-BARIS-HAREKATININ-52-YILI-VE-AVRUPA-NIN-TARAFLI-YAKLASIMI.
[6] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “1974 Kıbrıs Barış Harekâtının 52. yılı ve Avrupa’nın Taraflı Yaklaşımı,” AVİM.
[7] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “AB Liderler Zirvesi Kararları Şaşırtmadı,” AVİM, avim.org.tr, 30 Haziran 2021, https://avim.org.tr/tr/Analiz/AB-LIDERLER-ZIRVESI-KARARLARI-SASIRTMADI.
[8] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “GKRY’den AB'ye Türkiye'nin Aday Statüsünü İptal Etmesi Yönünde Çağrı,” AVİM, avim.org.tr, 10 Haziran 2020, https://avim.org.tr/public/tr/Yorum/GKRY-DEN-AB-YE-TURKIYE-NIN-ADAY-STATUSUNU-IPTAL-ETMESI-YONUNDE-CAGRI.
[9] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “AB’nin Tek Taraflı Müdahaleleri ve Kıbrıs Türk Halkının İradesine Saygısızlık,” AVİM, avim.org.tr, 15 Mayıs 2025, https://avim.org.tr/public/tr/Yorum/AB-NIN-TEK-TARAFLI-MUDAHALELERI-VE-KIBRIS-TURK-HALKININ-IRADESINE-SAYGISIZLIK.
[10] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “AB Liderler Zirvesi Kararları Yine Şaşırtmadı,” AVİM, avim.org.tr, 30 Haziran 2021, https://avim.org.tr/tr/Analiz/AB-LIDERLER-ZIRVESI-KARARLARI-SASIRTMADI.
[11] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “AB Liderler Zirvesi Kararları Yine Şaşırtmadı,” AVİM.
[12] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “AB’nin Tek Taraflı Müdahaleleri ve Kıbrıs Türk Halkının İradesine Saygısızlık,” AVİM.
[13] “Dışişleri Bakanlığı'ndan Fitto açıklaması: 'Bizim açımızdan hiçbir meşruiyet taşımıyor',” Express Kıbrıs.
[14] “Dışişleri Bakanlığı'ndan Fitto açıklaması: 'Bizim açımızdan hiçbir meşruiyet taşımıyor',” Express Kıbrıs.
[15] Hazel ÇAĞAN ELBİR, “AB Liderler Zirvesi Kararları Yine Şaşırtmadı,” AVİM.
[16] “Dışişleri Bakanlığı'ndan Fitto açıklaması: 'Bizim açımızdan hiçbir meşruiyet taşımıyor',” Express Kıbrıs.
[17] “Dışişleri Bakanlığı'ndan Fitto açıklaması: 'Bizim açımızdan hiçbir meşruiyet taşımıyor',” Express Kıbrıs.
[18] “Dışişleri Bakanlığı'ndan Fitto açıklaması: 'Bizim açımızdan hiçbir meşruiyet taşımıyor',” Express Kıbrıs.
[19] “Dışişleri Bakanlığı'ndan Fitto açıklaması: 'Bizim açımızdan hiçbir meşruiyet taşımıyor',” Express Kıbrıs.
[20] “Üstel: ’Guterres’in Kıbrıs ziyareti, ada gerçeklerinin artık göz ardı edilemeyeceğini göstermiştir’.”
[21] “Üstel: ’Guterres’in Kıbrıs ziyareti, ada gerçeklerinin artık göz ardı edilemeyeceğini göstermiştir’.”
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır
Henüz Yorum Yapılmamış.
-
ALMANYA’DA AŞIRI SAĞ HIZ KAZANIYOR
Hazel ÇAĞAN ELBİR 19.02.2020 -
TÜRKİYE - ERMENİSTAN İLİŞKİLERİNİN NORMALLEŞME SÜRECİNİ BALTALAMAYI HEDEFLEYEN GİRİŞİMLER
Hazel ÇAĞAN ELBİR 16.12.2022 -
AVRUPA BİRLİĞİ DEVLET VE HÜKÜMET BAŞKANLARI ÖZEL ZİRVESİ KARARLARININ VE 2020 AB GENİŞLEME RAPORUNUN ANLAMI
Hazel ÇAĞAN ELBİR 14.10.2020 -
1915 EVENTS AND TERRORISM
Hazel ÇAĞAN ELBİR 07.10.2015 -
TARİHÇİ LİBARİDİAN: TÜRKİYE HAZIR, ERMENİSTAN HENÜZ DEĞİL
Hazel ÇAĞAN ELBİR 24.06.2021
-
UYGULAMANIN MUHAFIZLIĞI: KARADENİZ'DE LİDERLİK YAPMANIN, UYUM VE GÜVENLİĞI SAĞLAMANIN ZORLUKLARI
Teoman Ertuğrul TULUN 21.10.2025 -
TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI GEBELE ZİRVESİ: DİKKAT ÇEKEN NOKTALAR
Hazel ÇAĞAN ELBİR 10.10.2025 -
YUNANİSTAN ADALARI SİLAHLANDIRMAYA HAZIRLANIYOR: TARİHSEL BAĞLAM, GÜNCEL İHLÂLLER VE YOL AÇABİLECEĞİ SONUÇLAR
Hazel ÇAĞAN ELBİR 18.12.2025 -
BATI DÜNYASINDA YÜKSELEN İSLAMOFOBİ VE TÜRK-ERMENİ UYUŞMAZLIĞI
Mehmet Oğuzhan TULUN 11.02.2019 -
KORUMA MI DENGE Mİ? GÜÇ VE KARADENİZ'DE DÜZENİN MİRASI
Teoman Ertuğrul TULUN 21.09.2025
-
25.01.2016
THE ARMENIAN QUESTION - BASIC KNOWLEDGE AND DOCUMENTATION -
12.06.2024
THE TRUTH WILL OUT -
27.03.2023
RADİKAL ERMENİ UNSURLARCA GERÇEKLEŞTİRİLEN MEZALİMLER VE VANDALİZM -
17.03.2023
PATRIOTISM PERVERTED -
23.02.2023
MEN ARE LIKE THAT -
03.02.2023
BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN BORU HATTININ YAŞANAN TARİHİ -
16.12.2022
INTERNATIONAL SCHOLARS ON THE EVENTS OF 1915 -
07.12.2022
FAKE PHOTOS AND THE ARMENIAN PROPAGANDA -
07.12.2022
ERMENİ PROPAGANDASI VE SAHTE RESİMLER -
01.01.2022
A Letter From Japan - Strategically Mum: The Silence of the Armenians -
01.01.2022
Japonya'dan Bir Mektup - Stratejik Suskunluk: Ermenilerin Sessizliği -
03.06.2020
Anastas Mikoyan: Confessions of an Armenian Bolshevik -
08.04.2020
Sovyet Sonrası Ukrayna’da Devlet, Toplum ve Siyaset - Değişen Dinamikler, Dönüşen Kimlikler -
12.06.2018
Ermeni Sorunuyla İlgili İngiliz Belgeleri (1912-1923) - British Documents on Armenian Question (1912-1923) -
02.12.2016
Turkish-Russian Academics: A Historical Study on the Caucasus -
01.07.2016
Gürcistan'daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset -
10.03.2016
Armenian Diaspora: Diaspora, State and the Imagination of the Republic of Armenia -
24.01.2016
ERMENİ SORUNU - TEMEL BİLGİ VE BELGELER (2. BASKI)
-
AVİM Konferans Salonu 08.05.2026
“GÜNÜMÜZDE DİNİN SİYASET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: PATRİKHANE ÖRNEĞİ” BAŞLIKLI KONFERANS
