ERMENİSTAN’IN İDDİA VE TALEPLERİNE FRANSA’NIN VE RUSYA’NIN DESTEĞİ NEDEN ŞAŞIRTICI DEĞİLDİR
Yorum No : 2015 / 52
27.04.2015
Paylaş :
PDF İndir :

 28.04.2015

Alev KILIÇ

 

Tek yanlı,  farklı her görüşü inkarcılıkla, daha da öteye “suça” katılma ve işbirliği ile suçlayan Ermeni tarih anlatımını kabul edebilmek ne ilkesel olarak, ne bilimsel  ve etik bakımdan mümkündür. Bilindiği gibi, Türkiye’nin Ermeni iddialarında karşı çıktığı üç temel unsur bulunmaktadır:

1)    Birinci Dünya Savaşı içinde cereyan eden olayların soykırım olarak sunulması,

2)    Savaş kayıplarını daha da dramatikleştirmek için ölenlerin sayısıyla oynanması ve Ermeni ölü sayısının artırılması,

3)    Savaş öncesi çıkarılan isyan ve çatışmalarda, daha sonra doğuda Çarlık Rusya, güneyde Fransa orduları ile işbirliği halinde, Türklere çektirilen acıların ve ölümlerin inkar edilmesi.

Türkiye’nin Ermeni iddialarını ciddiye almayıp uzun süre sessiz kaldığı sürede Ermeni tek yanlı anlatım propagandası,  tarih, hukuk ve siyasi destek üç ayağı üzerinde sistematik biçimde sürdürülmüş, siyasi destek sağlanmasında, Birinci Dünya Savaşında Ermenileri destekleyen Batılı ülkeler ile ermeni diyasporasının etkili olabileceği kamu oyları hedef alınmıştır.

Geç harekete geçmekle birlikte, Türkiye Ermenilerin tarihi ve hukuki iddialarına etkili karşılık verebilmiştir. Bugün gelinen noktada, Ermeni iddialarının bilimsel tarihi ayağının ve hukuk ayağının inandırıcılığını ve etkinliğini yitirdiğini söylemek mümkündür. Buna karşılık siyasi desteğin güçlü olarak devam ettiği görülmektedir. Ancak sadece siyasi desteğin sınırlarının bilincinde olan Ermeni tarafının, bozulan bu geleneksel  durumu dengeleyebilmek üzere , şimdiye kadar perde arkasında kalan ortak din unsurunu, son dönemde yaygınlaşmakta olan islamofobi’yi de istismar etmek suretiyle, hatta bunu turkofobi’ye dönüştürme gayreti içinde gündeme getirebilmiştir.

Türkiye’nin Batı kamu oyunu kazanması olanaklı görülmemektedir. Sağlanabilecek başarı ancak mevcut durumu nötralize edebilmek olacaktır. Bu durumu başarısızlık olarak görmek veya yersiz biçimde kendi geçmişini sorgulamak da çözüm değildir, doğru değildir. Erivan’da yapılan 24 Nisan törenlerine Rusya Devlet Başkanı ile Fransa Cumhur Başkanının katılması Türk halkına tarihi bağların ve husumetin günümüze nasıl yansıdığını en açık biçimde gösterebilmiş olması bakımından teşekkür edilebilecek bir hatırlatma ve uyarı olmuştur. Bilindiği gibi, Birinci Dünya Savaşında, Osmanlı vatandaşı ermeniler, Anadoluyu işgal eden Çarlık Rusya’sı ordusuna katılıp Rus üniforması altında, Güneydoğu Anadoluyu işgal eden Fransız ordusuna katılıp Fransız üniforması altında Müslümanlara ve Türklere karşı, üniformalarını taşıdıkları ordu komutanlarında dahi rahatsızlık yaratan mezalimde bulunmuşlardır.  Günümüzde bu iki ülkenin taraf oldukları bu olaylardan nedamet getirmeleri gerekirken, hala eski hesapların takipçisi olmaları her halde Türkiye’nin neyle karşı karşıya olduğunun ibret verici bir göstergesi olmuştur.

Tarihi-siyasi desteğe günümüzde pervasızca yeniden eklenen din boyutunun önümüzdeki dönemde olası yansımaları ise üzüntü vericidir, karamsar bir gelecek vadetmektedir. Dinler arası diyalogu içtenlikle benimseyen, medeniyetler arası işbirliğinde öncü rol oynayan Türkiye’nin, tarihi-siyasi bir polemiğin bir hristiyan-müslüman çatışması zeminine oturtulması söyleminden rahatsızlık duyması ve karşı çıkması değeri takdir edilmesi gereken , çağdaş ve uygar bir yaklaşımdır.

 

 

 


© 2009-2019 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.