Orta Asya ve Güney Kafkasya’nın jeopolitik evrimi, küresel güç dengelerinin yeniden şekillenmesinde önemli bir yansımadır. Bu süreçte, C5+1 formatının (Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan) Azerbaycan’ı da katarak C6+1’e genişlemesi, bölgesel bağlantıların kurumsallaşmasında kritik bir aşamayı temsil etmektedir.
Hudson Institute Kıdemli Uzmanı Ken Moriyasu’nun 7 Nisan 2026 tarihinde The Times of Central Asia’da yayımlanan yorum yazısı, bu evrimin somut bir örneğini sunmaktadır. Ken Moriyasu, 7 Nisan 2026 tarihli yorum yazısında, ABD Başkanı Donald Trump’ın Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) çerçevesinde C6+1’in ilk uluslararası toplantısını gerçekleştirmesinin stratejik bir fırsat teşkil ettiğini belirtmektedir.
Kasım 2025’te Washington’da düzenlenen C5+1 Zirvesi’nin devamı niteliğindeki bu girişim, Azerbaycan’ın Orta Asya istişarelerine tam üye olarak katılması üzerine inşa edilebilecektir. Böylece format, geleneksel Orta Asya odaklı yapısından trans-Hazar (trans-Kafkasya) çerçevesine evrilerek, Orta Koridor’un (Middle Corridor) kurumsallaşmasına katkı sağlayacaktır. Yazar, bu yaklaşımı “bağlantı aracılığıyla barış” (peace through connectivity) ilkesiyle ilişkilendirerek, Japonya ve Güney Kore gibi ABD müttefikleri için Hürmüz Boğazı’na alternatif enerji ve lojistik rotaları sunma potansiyeline işaret etmekte; Çin’in batıya erişiminin, Washington ile yapıcı ilişkiler sürdüren ülkelerden geçmesini sağlayarak rekabeti dolaylı yöntemlerle yönetme stratejisini öne çıkarmaktadır. Bu bağlamda, Trump’ın Zengezur koridorunu uygulamaya geçiren TRIPP (Trump Route for International Peace and Prosperity) girişimiyle uyumlu olan C6+1 toplantısı, Avrasya’da ekonomik entegrasyon ve istikrar açısından bir fırsat olarak değerlendirilmektedir[1].
Bölgesel dinamikler, özellikle Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ndeki yatırımları, kritik minerallerin küresel tedarik zincirlerindeki rolü ve Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle görece etkisini yitirmesiyle ivme kazanmıştır. Bölge ülkeleri, bu ortamda çok taraflı denge politikaları izleyerek egemenliklerini güçlendirmeye çalışmaktadır. Kasım 2025’te Washington’da gerçekleşen C5+1 Zirvesi, formatın onuncu yılını kutlarken sembolik istişarelerden somut ekonomik ve diplomatik çıktılara geçişi simgelemiştir. Enerji güvenliği, kritik mineraller diyaloğu, altyapı finansmanı ve Trans-Hazar bağlantılarının geliştirilmesi gibi alanlarda kaydedilen ilerleme, ABD’nin “çıkar bazlı” yaklaşımını yansıtırken, Rusya-Çin nüfuzunu dengeleme arayışını da ortaya koymuştur.
Bu zirvenin ardından, 16 Kasım 2025’te Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te düzenlenen 7. Orta Asya Devlet Başkanları İstişare Toplantısı, süreci genişletmiştir. Azerbaycan’ın tam üye olarak kabul edilmesiyle C5’ten C6’ya geçiş resmileşmiş; Orta Asya ile Güney Kafkasya arasındaki tarihsel ve coğrafi kopukluk giderilerek, Hazar Denizi’ni aşan lojistik, enerji ve ticaret entegrasyonu yönünde güçlü bir irade ortaya konmuştur. Ortak gümrük altyapısı, transit ücretlerinin uyumlaştırılması, dijital ticaret platformları ve lojistik veri akışlarının entegrasyonu gibi konuların ele alınması, Orta Koridor’un yönetişim mimarisini standartlaştırmaya aday bir adım olarak değerlendirilmektedir.
AVİM’de yayımlanan analizler de bu gelişmeleri desteklemektedir. İlaha Khantamirova’nın Kasım 2025 tarihli yorum yazısında, Orta Asya’nın yükselen stratejik önemini ve Türkiye’nin kültürel-tarihsel yakınlık ile ekonomik ve lojistik projeler üzerinden şekillenen rolünü ele almaktadır. AVİM’de yayınlanan yazıda, Azerbaycan’ın C6’ya dahil olmasının, Türk Devletleri Teşkilatı ile örtüşen yeni bir jeopolitik hat oluşturma potansiyeli taşıdığı; Ukrayna savaşı sonrası Orta Koridor’un öneminin artırdığı ve Zengezur Koridoru gibi girişimlerin bölgesel entegrasyonu hızlandırdığı vurgulanmaktadır. Azerbaycan’ın stratejik konumu ve Türkiye ile derinleşen işbirliği, bölgenin Avrupa-Asya köprüsü niteliğini güçlendirmektedir[2].
C5+1’den C6+1’e geçiş, bölgesel aktörlerin kendi inisiyatifleriyle şekillendirdiği bir entegrasyon sürecini yansıtmaktadır. Bu dönüşüm, klasik jeopolitik rekabetin ötesinde ekonomik bağlantı, tedarik zinciri dayanıklılığı ve çok taraflı denge arayışlarını ön plana çıkarmaktadır. Özellikle C6+1’in ilk uluslararası toplantısının BMGK kapsamında gerçekleşmesi, trans-Hazar koridorunun küresel önemini kurumsallaştırma potansiyeli barındırmaktadır. Türkiye açısından bu süreç, Orta Koridor’un canlanması ve Türk Devletleri Teşkilatı ile uyumlu işbirliği fırsatları sunmaktadır. Gelecekteki C6+1 toplantısı, bu dinamikleri yapıcı bir diyaloğa dönüştürme imkânı sağlayabilecektir.
*Görsel: https://www.azernews.az/editorial/250420.html
[1] Ken Moriyasu, “Opinion: Trump Has Golden Opportunity to Launch C6+1 on Sidelines of UN,” Times of Central Asia, timesca.com, 7 Nisan 2026, https://timesca.com/opinion-trump-has-golden-opportunity-to-launch-c61-on-sidelines-of-un/.
[2] İlaha Khantamirova, “Orta Asya’nın Yükselen Stratejik Önemi ve Türkiye,” AVİM, avim.org.tr, 21 Kasım 2025, https://avim.org.tr/tr/Yorum/ORTA-ASYA-NIN-YUKSELEN-STRATEJIK-ONEMI-VE-TURKIYE.
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır