AVRUPA PARLAMENTOSU VE 2015 İLERLEME RAPORUNA İLİŞKİN KARARI
Yorum No : 2016 / 24
21.04.2016
Paylaş :
PDF İndir :

Avrupa Parlamentosu (AP), 14 Nisan 2016 tarihinde Avrupa Komisyonu’nun 2015 Türkiye İlerleme Raporu’na ilişkin kararını açıklamıştır.[1] Bu karar, 2014 ilerleme raporuna ilişkin geçen seneki kararda da olduğu gibi, 1915 olaylarına ilişkin 15 Nisan 2015 tarihli AP kararına atıfta bulunması sebebiyle Türkiye tarafından reddedilmiştir.[2]

Türkiye bu kararın üç hususu içermesi durumunda kabul edilmeyeceğini ve geri çevrileceğini daha önceden açıklamıştır. Bu üç husus;

  1. AP’nin 1915 olayları hakkındaki 15 Nisan 2015 tarihli kararına atıfta bulunulması,
  2. PKK’nın AB terör örgütleri listesinden çıkarılması çağrısının yapılması,
  3. Türkiye’nin katılım müzakerelerini engelleyici nitelikte müzakere fasıllarının açılmasını engelleyici ifadelerin yer alması ve katılım öncesi mali yardımların askıya alınması çağrısının yapılmasıdır.

Ancak, AP geçen yıl yaptığı gibi bu kararında da Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate almamış ve 15 Nisan 2015 tarihli kararına atıfta bulunmuştur.

Bilindiği üzere, 1915 olaylarının 100. yıldönümü vesilesiyle kabul edilen 15 Nisan 2015 tarihli AP kararında, 1915-1917 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Ermenilerin yaşadığı trajik olayların 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde tanımlandığı şekliyle bir soykırım olduğu iddia edilmiş ve Türkiye’nin kendi geçmişini kabullenip ‘Ermeni Soykırımı’ iddialarını tanımasını istenmiştir.[3]

‘Soykırım’ uluslararası hukukta tanımı belli olan bir suçtur ve bir fiilin soykırım olup olmadığı ancak yetkili mahkemelerce saptanabilir. Dolayısıyla, parlamentoların – bu somut olayda AP’nin – bir fiilin soykırım olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğine karar vermeye ne ehliyeti, ne de yetkisi vardır. Bununla birlikte, AP bunu yok sayıyormuş gibi davranmaktadır. Öyle görünüyor ki, AP Ermeni iddialarının meşruluğunu geçersiz kılan son zamanlardaki iki önemli gelişmenin de farkında değildir.

Birincisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (AİHM) Perinçek-İsviçre davasıyla ilgili kararıdır. Bu karar, ‘soykırım’ iddialarını tek ve mutlak gerçek olarak kabul ettirme çabalarını boşa çıkarmaktadır. AİHM ‘Ermeni soykırımı’ söylemine karşıt görüşlerin ifade özgürlüğünün koruması altında olduğuna hükmederek 1915 olaylarının, hukuki ve tarihsel açıdan saptanmış bir gerçek olan Holokost’un aksine, meşru bir tartışma konusu olduğunu ortaya koymuştur.

İkinci önemli gelişme ise Fransa Anayasa Konseyi’nin Holokost’un inkârını cezalandıran Gayssot Yasası’na ilişkin kararıdır. Konsey’in bu kararı bir fiilin soykırım olup olmadığının ancak yetkili bir uluslararası mahkeme tarafından hükme bağlanabileceğini teyit etmiştir. Karar, ayrıca, Holokost’un uluslararası hukuk tarafından tespit edilmiş bir soykırım olduğunu, 1915 olaylarına dair Ermeni iddialarının bu tür bir hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymuştur. Konsey böylece 1915 olaylarının Holokost’la bir tutulamayacağını teyit etmiştir.

Hukuki dayanağı olmayan iddialarla Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlayanlar iddialarını destekleyecek somut tarihsel deliller de sunamamaktadır. Aksine, kendi iddialarını kabul ettirmeyi ve aksi fikirleri susturmayı ve bastırmayı tercih etmektedirler. Öte yandan Türkiye 1915 olayları sırasında gerçekte neler yaşandığını araştırılıp ortaya çıkarılması için ortak bir tarihçiler komisyonu kurulması ve arşivlerin açılması teklifini her fırsatta yinelemektedir. Ermenistan ise iddialarını çürüten, akademik çalışmalar sonucu ortaya çıkarılmış delillerin giderek artmasından olsa gerek, Türkiye’nin bu teklifini görmezden gelmektedir. AP de, ne yazık ki, Türkiye’nin sunduğu bu objektif ve bilimsel çözüm yolunu teşvik edeceği yerde, mesnetsiz iddialarda ısrar ederek tarihin çarpıtılmasına katkıda bulunmaktadır.

Ermeni iddialarına ilişkin yukarıda belirtilen unsurları AP’nin iyi bildiğini varsaymak gerekir. Buna rağmen, AP bu unsurları görmezden gelmeye tercih ederek Ermeni iddialarını Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini engellemek için bir mazeret olarak kullanmaktadır.[4] Türkiye’ye karşı önyargıların Türkiye ve AB arasında daha yakın ilişkilerden elde edilecek karşılıklı menfaatlerden daha baskın geldiği görülmektedir. Ne yazık ki, bu tutum iki tarafı birbirinden uzaklaştırmak dışında hiçbir amaca hizmet etmemektedir.

AB ve Türkiye’nin siyasi ve ekonomik anlamda birbirlerine ihtiyacı olduğu bugün daha da belirgin hale gelmiştir. Dolayısıyla AP Türkiye’nin eksiklikleri ne ise, bunların giderilmesi için AB’ye tam üyelik sürecindeki Türkiye’ye yapıcı eleştirilerle yardımcı olmaya özen göstermeli ve Türkiye’ye karşı önyargılı ve taraflı tutumundan vazgeçmelidir. Mesnetsiz iddialarla AB-Türkiye ilişkilerine zarar vermekten kaçınmalı ve Ermeni söyleminin destekçilerinin karalama kampanyalarının ve tarihi çarpıtma gayretlerinin bir parçası olmayı bırakmalıdır. AB ve Türkiye arasında karşılıklı güven ancak bu şekilde korunabilir.

 

Resim kaynağı: Wikipedia.org

 

[1] ‘European Parliament resolution of 14 April 2016 on the 2015 report on Turkey’: http://www.europarl.europa.eu/sides/getDoc.do?type=TA&language=EN&reference=P8-TA-2016-0133

[2] AP’nin 2014 Türkiye İlerleme Raporu’na ilişkin kararının analizi için bkz: http://avim.org.tr/en/Analiz/THE-EUROPEAN-PARLIAMENT-S-RESOLUTION-REGARDING-THE-2014-PROGRESS-REPORT-ON-TURKEY

[3] ‘European Parliament resolution of 15 April 2015 on the centenary of the Armenian Genocide’: http://www.europarl.europa.eu/sides/getDoc.do?type=TA&reference=P8-TA-2015-0094&language=EN

[4] Ermeni iddialarını kullanan diğer AP kararları için bkz: Ömer Engin Lütem, “Facts and Comments”, Review of Armenian Studies, sayı 32, 2013, ss.55-63


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.