ABD’NİN DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ ANLAYIŞI SORGULANIYOR
Yorum No : 2023 / 52
14.12.2023
3 dk okuma

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) üç üniversitede Harvard, Pensilvanya ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), öğrencileri Gazze’deki olayları protesto ettikleri için yargılanmaya başlamıştır. Hatta bu protestolara izin verdiği gerekçesiyle Pennsylvania Üniversitesi Rektörü Liz Magill, antisemitizm konusunda Kongre'de düzenlenen bir oturumda verdiği ifade nedeniyle gelen eleştiriler ve bağışçıların baskısı sonrası istifa etmiştir. Temsilciler Meclisinin cumhuriyetçi üyesi Elise Stefanik istifa haberinden sonra "Biri gitti, kaldı iki." diyerek Harvard ve MIT'yi işaret etmiştir.[1]

Üniversiteler, idealde düşünce özgürlüğünün ve bilimin teşvik edilmesi gereken, farklı görüşlerin tartışılmasına zemin hazırlayan en önde gelen kurumlardan olmalıdır. Gazze’deki olaylara dünyada büyük bir tepki gösterilmektedir. ABD’de ise bu tepkinin dahi gösterilmesine tahammül edilemeyip, sansür konulduğu, düşünce özgürlüğünün engellendiği görülmektedir. Bu yaklaşım bilimin ve hoşgörünün geliştirilmesi gereken özgür mekanlar olarak kabul edilen üniversitelerin varoluşu ile tezat teşkil etmektedir. Ancak bu Türkiye ve Türkiye’nin dış politika konularını önceleyen akademisyenler için şaşırtıcı bir husus değildir. 

Türkiye, ABD’deki üniversitelerde sansür uygulandığının çok daha önceden beri bilincinde ve farkındadır. 

ABD’deki üniversitelerde uzun zamandır Türkiye ve Atatürk temaları konuşmalarına tahammül edilemeyip Ermeni yanlısı protestolarla engellenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu protestolar yalnız Türklere yönelik değil, yabancı tarihçilere ve akademisyenlere de yöneliktir.

ABD’nin ifade özgürlüğüne tahammülsüzlüğü bununla da sınırlı kalmamakta, akademik çalışmalarını Türkiye eksenli yapmayı planlayan genç bilim insanları da (yine Türk ya da Yabancı olması fark etmemektedir.) engellenmeye hatta konularının değiştirilmesine zorlanmaya çalışılmaktadır. Bu sebeple, Türk dış politikasının başat konularının bilimsel olarak ele alınması için katkı sunmak isteyen genç akademisyenler böyle önemli konuları çalışmaktan vazgeçmeye başlamıştır. Maalesef bu sorun o kadar önemli bir sorundur ki, konularını değiştirilmeye zorlanan akademisyenlerinin sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. 

Fiili sansüre bir örnek olarak, 29 Eylül 2023 tarihinde, Güney Kaliforniya Üniversitesinde Annaberg Gazetecilik Okulu ve Yunus Emre Enstitüsü eş ev sahipliğinde düzenlenen “Türkiye’nin Kamu Diplomasisi” konulu konferansa katılan Dışişleri yetkililerinin radikal Ermeni gruplar tarafından hedef alındığı hatırlanacaktır. Protesto sırasında Dışişleri yetkilileri sözlü ve fiziki tacize uğramıştır[2]. Bu olayda Türk Büyükelçisinin dahi konuşmasına izin verilmemiştir. Ermeni söylemine karşı çıkan her görüşün ABD’deki radikal Ermeni lobisinin yoğun çabalarıyla sansürlendiği bilindiği için, ABD’deki düşünce özgürlüğünün üniversitelerde bile sansürlendiğini görmek bizim için yeni bir durum değildir, ancak özgürlüğün havarisi olmak iddiasındaki bir ülke için üzüntü verici olmaktadır.

 

*Fotoğraf: https://tr.euronews.com/2023/12/10/antisemitizm-pensilvanya-universitesi-rektoru-liz-magill-baskilar-karsisinda-istifa-etti

 

[1] Beyzanur Özer, “ABD’li Rektörlere Gazze Baskısı,” NTV, ntv.com.tr, 10 Aralık 2023, https://www.ntv.com.tr/dunya/abdli-rektorlere-gazze-baskisi,GGgRQgDkykSv63OdUEVl7g.

[2] Hazel Çağan Elbir, “Anca’nın Son Zamanlarda Artan Saldırgan Paylaşımları ve Eylemleri,” AVİM, avim.org.tr, 5 Ekim 2023, https://avim.org.tr/tr/Yorum/ANCA-NIN-SON-ZAMANLARDA-ARTAN-SALDIRGAN-PAYLASIMLARI-VE-EYLEMLERI.


© 2009-2024 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.

Kaynaklar:

Analiz
Yorum
Blog
Rapor
Bülten