PAPA FRANSUVA’NIN ÇİFTE STANDARDI - II
Yorum No : 2015 / 92
28.06.2015
Paylaş :
PDF İndir :

Roma Katolik Kilisesi’nin lideri Papa Fransuva, bir dini törene katılmak üzere 21 Haziran’da İtalya’nın Torino kentini ziyaret etmiştir.[1] Bu ziyaret sırasında hem Birinci hem de İkinci Dünya Savaşlarında gerçekleşen olaylarla ilgili olarak bazı yorumlarda bulunmuştur.

Birinci Dünya Savaşı’yla ilgili olarak, Papa Fransuva, Almanya’nın Nazi rejimi tarafından Yahudilerin, Hristiyanların, Romanların ve eşcinsellerin toplama kamplarında öldürüldüğünü bilmelerine rağmen Büyük Güçlerin hiçbir şey yapmadığını söylemiştir. Papa Fransuva, Büyük Güçler toplama kamplarına giden demiryollarını bombalayabilirlerdi demiştir (Nazi rejiminin yok etme kampanyasını kurbanları bu demiryollarıyla nakliye ediliyordu). Benzer bir şekilde kendisi, Joseph Stalin liderliğindeki dönemde Sovyetler Birliği’nde pek çok Hristiyan’ın ceza kamplarında ölmüş olduğuna vurgu yapmış, dünyanın bu konuda tepkisiz kalmasını eleştirmiştir.

Bu örneklerle paralellik kuran Papa Fransuva, “Ermenistan’ın Büyük Trajedisi”nden bahsetmiş ve şunu demiştir: “Pek çoğu [Ermeniler] öldü. Tam rakamı bilmiyorum ama kesin olarak bir milyondan fazlası öldü. Peki, büyük güçler bu sırada neredeydi? Onlar olanları görmezden geldi.”

Bu beyanattan iki çıkarım yapılabilir:

İlk çıkarım şudur: yakın geçmişte Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı sırasında verdiği kayıplara “soykırım” olarak değinmesinden dolayı aldığı eleştirilerden sonra,[2] Papa Fransuva bu kez “soykırım” terimin kullanmaktan kaçınmış ve bunun yerine “büyük trajedi” ifadesini kullanmıştır.

Diğer çıkarım ise şudur: Papa Fransuva, kendisi hakkında yazdığım bir önceki yazıda değindiğim çifte standardı kullanmaya devam etmekte kararlı gözükmektedir.[3] Sarf ettiği sözlere bakılacak olursa, Papa Fransuva Müslüman kimliğine sahip grupların verdiği kayıpları ve çektikleri acıları görmezden gelmeye devam etmektedir. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce ve bu savaş sırasında Balkanlar’da ve Kafkasya’da yaşayan milyonlarca yerli Müslüman ya öldürülmüş veya memleketlerinden atılmıştır (bu insanların pek çoğu Türkiye’ye kaçmış, buraya yerleşmiştir). Dönemin Büyük Güçleri bu bölgelerde Müslümanlara yapılanları tamamen görmezden gelmiş, çoğu zaman da bu yapılanları teşvik etmiştir.

Papa Fransuva geçmiş trajedilerden ve acılardan bahsetmeye ilgi duymaktadır. O halde kendisi, Torino’da verdiği örnekle aynı zaman diliminde gerçekleşen, milyonlarca Türkün ve diğer Müslümanın ölümlerinden ve acılarından neden bahsetmemiştir?

Dahası, Papa’nın “Ermenistan’ın Büyük Trajedisi” hakkında söylediklerinin aksine, dönemin Büyük Güçleri olanları görmezden gelmemiştir. Bu güçler bu sırada büyük bir ilgiyle dikkatlerini Osmanlı İmparatorluğu’na (Papa’nın hatalı bir şekilde “Ermenistan” olarak hitap ettiği yer) çevirmişti. Bu sırada Büyük Güçler –bu çerçevede İngiltere, Fransa ve Rusya- Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasına vesile olması ve topraklarının bölüştürülmesi umuduyla, Osmanlı Ermenilerini Osmanlı İmparatorluğu’na karşı kışkırtmakla meşguldü. Hatta Fransa ve Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarıyla ilgili emellerine hizmet etmesi için ordularında gönüllü Osmanlı Ermenisi birlikler kullanmıştı.

Roma Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri olmasından dolayı Papa Fransuva’nın sadece Hristiyanları ilgilendiren olaylardan bahsetmesinin gayet doğal olduğu ileri sürülebilir. Ancak o zaman kendisi neden aynı zamanda Yahudiler, Romanlar veya eşcinsellerden bahsetmiştir?

Dahası, Papa Fransuva sadece bir ruhani lider değildir. Papa Fransuva aynı zamanda (Vatikan ismiyle) bağımsız bir devlet olan ve Katolik Hristiyanların liderliğini elinde bulundurduğu için dünyada etkin bir konuma sahip Roma Katolik Kilisesi’nin dünyevi lideridir. Böyle etkin bir devletin dünyevi lideri olarak Papa Fransuva’nın sadece çıkarlarına uyan konulardan bahsetmeyip, Müslümanları marjinalleştirmekten kaçınması gerekmektedir; zira bu marjinalleştirici tutum Hristiyan-Müslüman sürtüşmesi yaratmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Müslümanların da Hristiyanlar ve diğer inanç grupları gibi tarih içerisinde acılar çekmiş olduğunu kabul etmenin ve dillendirmenin bu kadar zor olmaması gerekir.

 

[1] “Pope Slams ‘”Great Powers” Over Armenian Genocide, Holocaust”, Asbarez, http://asbarez.com/137134/pope-slams-great-powers-over-armenian-genocide-holocaust/ . Ayrıca bakınız; “Pope Francis: 'Great Powers' Did Nothing When Jews Were Taken To Auschwitz”, Huffington Post, http://www.huffingtonpost.com/2015/06/21/pope-francis-auschwitz_n_7632276.html

[2] Mehmet Oğuzhan Tulun, “Hukuki ve Tarihi Bir Tartışmaya Dini Katmak”, AVİM, http://www.avim.org.tr/yorumnotlarduyurular/tr/HUKUKI-VE-TARIHI-BIR-TARTISMAYA-DINI-KATMAK---Mehmet-Oguzhan-TULUN/3994

[3] Mehmet Oğuzhan Tulun, “Papa Fransuva’nın Çifte Standardı”, AVİM, http://www.avim.org.tr/yorumnotlarduyurular/tr/PAPA-FRANSUVA%E2%80%99NIN-CIFTE-STANDARDI/4107

 


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.