MİNSK GRUBU EŞ-BAŞKANLARININ DAĞLIK KARABAĞ SORUNU KONUSUNDAKİ ORTAK BEYANATI
Yorum No : 2014 / 66
13.05.2014
Paylaş :
PDF İndir :

Daha önceden AGİT Minsk Grubu Amerikan Eş-Başkanı Büyükelçi James Warlick’in Dağlık Karabağ’da barış konusunda yaptığı beyanatla ilgili olarak yorum yapmıştık. Büyükelçi Warlick, 7 Mayıs’ta Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda bir konuşma yapmıştı. Büyükelçi Warlick, konuşmasında kendi ifadesiyle Dağlık Karabağ sorununa yönelik olan Amerikan politikasını ana hatlarıyla anlatmıştı. Konuşma sonrasında ABD Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Warlick’in beyanatının Amerika’nın Dağlık Karabağ sorununa yönelik olan devlet politikasını gerçekten de yansıttığını doğrulamıştır.

12 Mayıs 1994'de Dağlık Karabağ’daki silahlı çatışmaları sonlandıran ateşkes anlaşmasının yirminci yılı münasebetiyle, 11 Mayıs’ta Minsk Grubu’nun üç eş-başkanı Dağlık Karabağ sorunu konusunda ortak bir beyanatta bulunmuştur. Üç eş-başkanın tutumunu yansıtıyor olarak gösterilen bu ortak beyanat, Büyükelçi Warlick’in dört gün öncesinde yaptığı beyanatın çoğunlukla bir kopyala-yapıştır şeklidir. Bu, işin özünde, Fransa ve Rusya’nın Dağlık Karabağ sorunu konusunda Amerika’nın tutumunu benimsedikleri algısını yaratmaya meyilli bir beyanattır. Dağlık Karabağ’daki sorun ile paralellik gösterebilecek başka bir bölgesel sorunda hararetli bir tartışma içinde olan Amerika ve Rusya’nın, Dağlık Karabağ sorunu konusunda bir anlaşmaya varabilmiş olmaları ve bunu yaparak da bu sorunu gündem dışına itmiş olmaları ilginç bir gelişmedir.

Eş-Başkanların ortak beyanatı özetle Büyükelçi Warlick’in daha önceden değindiği aynı unsurlara değinmektedir. Eş-Başkanlar ortak beyanatlarında şu altı unsura değinmektedir: (1) Dağlık Karabağ çevresindeki işgal altındaki bölgelerin Azerbaycan’a geri verilmesi, (2) Dağlık Karabağ’ın güvenliğini ve kendini yönetme hakkını garantileyen bir geçici statünün verilmesi, (3) Ermenistan’ı Dağlık Karabağ’a bağlayan bir koridorun oluşturulması, (4) Dağlık Karabağ’ın nihai statüsünü hukuksal bağlayıcılığı olan bir beyanat ile belirlemek, (5) yerlerinden edilen insanların ve mültecilerin eski ikametgah yerlerine geri dönebilmesi, ve (6) bir barış gücü içeren uluslararası güvenlik garantisinin ortaya konması. Unsulardan (1), (4), (5) ve (6), Dağlık Karabağ sorunu için adil ve barışçıl bir çözüm bulmak açısından yapıcı niteliktedir.

Unsur (2)’de, eş-başkanlar Dağlık Karabağ bölgesine kendini yönetme hakkının verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu unsurda eş-başkanlar, aynen Büyükelçi Warlick gibi, açık bir şekilde Dağlık Karabağ’ın hukuki olarak Azerbaycan’ın bir parçası olduğunu ve şu anda Ermeni işgali altında olduğunu, bu sebeple de Azerbaycan’a geri verilmesi gerektiğini ortaklaşa belirtmemiştir.

Daha hassas olan unsur (3)’te ise, eş-başkanlar Ermenistan ile Dağlık Karabağ’ı birbirine bağlayacak bir koridor oluşturulması gerektiğini belirtmiştir. Eş-başkanlar, aynen Büyükelçi Warlick’in yapmadığı gibi; benzer bir nitelikte olacak olan, Azerbaycan’ı - arada Ermenistan olması sebebiyle - kendisinden kopuk olan toprak parçası Nahcivan’a birleştirecek bir koridor oluşturmaya yönelik, eşit derecede önemli ve dengeleyici bir öneriyi ortaya koymamıştır. Taraflara eşit mesafede olmak adına eş-başkanlar, bu konuda benzer bir sıkıntısı olan Azerbaycan için en azından böyle dengeleyici nitelikteki bir koridorun oluşturulmasını önermeliydi. Böyle bir öneride bulunmadığı için eş-başkanların ortak beyanatı - aynı Büyükelçi Warlick’in beyanatı gibi - Ermenistan yanlısı bir beyanat olarak algılanmaya meyillidir.

Büyükelçi Warlick’in beyanatına yönelik olarak yaptığımız yorumda; Sayın Warlick’in beyanatının, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ sorunu konusundaki çıkarları ve sıkıntılarına karşı belli bir umursamazlık olduğunu ortaya koyduğunu belirtmiştik. Aynı şey eş-başkanların ortak beyanatı için de söylenebilir. Eş-başkanlar, Dağlık Karabağ sorunu konusunda böylesine önemli bir beyanatta bulunmadan önce diğer Minsk Grubu üyelerine danışmaları gerekirdi, ancak bunu yapmadılar. Bu sebeple, Büyükelçi Warlick’in beyanatına yönelik yaptığımız yorumun son kısmı daha da geçerli hale gelmiştir: Bu iki beyanat bağlamında ve yakın zamanda ortaya çıkan uluslararası siyasi konjonktür bağlamında; en azından Türkiye’nin bakış açısından, Minsk Grubu eş-başkanları Minsk Grubu’nun görüşlerini ve temel ilkelerini temsil etme yeteneklerini kaybetmeye başlamıştır.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.