İKİ OY ALAN KARAR
Yorum No : 2011 / 32
14.12.2011
Paylaş :
PDF İndir :

ABD Temsilciler Meclisi dün (14 Aralık) Türkiye’nin ülkesindeki Hıristiyan eserleri koruması ve el konulmuş kilise mallarını iade etmesini öngören bir karar kabul etti. Yapılan oylama sırasında salonda üç kişi bulunuyordu. İkisi lehte biri aleyhte oy verdi ve karar iki oyla kabul edilmiş oldu. Bu vesileyle Temsilciler Meclisi’nde 435 üye olduğunu hatırlatalım. Bu konudaki tasarı geçen Haziran ayında Temsilciler Meclisi’ne sunulmuştu; bir gün önce de Ermeni soykırım iddialarını tanımasını öngören bir başka tasarı verilmişti. Ancak soykırım iddialarıyla ilgili tasarılar son on yıldır, Türkiye’nin gayreti ve Amerikan Hükümetleri’nin karşı çıkması sonucunda kabul edilmediğinden, bu kez de aynı sonucun alınması olasıydı. O nedenle, içinde Osmanlı İmparatorluğu’nun, ülkesindeki Hıristiyanların çoğunu kasıtlı olarak imha ettiğine dair bir ifade de bulunan, “Hıristiyan eserlerinin korunması ve kilise mallarının iadesine dair” tasarı ihtiyaten Meclis’e verilmişti. Dini özgürlükler konusunda çok duyarlı olan Amerikan kamuoyunun desteğiyle bu tasarının daha kolay kabul edilebileceği düşünülüyor ve bu takdirde dolaylı olarak Ermeni soykırım iddialarının da kabul edilmiş olacağı hesaplanıyordu. Gerçekten de “kasıtlı olarak imha” soykırıma eşdeğer bir anlam taşıyordu. Diğer yandan bu tasarı başka alanlarda da Türkiye’yi eleştiren hatta yeren bir şekilde hazırlanmıştı. Sanki Türkiye’de dini ayırımcılık varmış gibi, dini ayırımcılığın her türüne son verilmesi isteniyor; sanki engel olunuyormuş gibi, Türkiye’de kiliselerde ibadet yapılmasına, din eğitimi verilmesine, din adamı yetiştirilmesine engel olunmaması ileri sürülüyor; sanki hepsine el konmuş gibi tüm Hıristiyan ibadet yerlerinin, manastırların, okulların hastanelerin vs hak sahiplerine geri verilmesi ve ayrıca muhafaza edilmesi, yeniden inşa edilmesi ve onarımlarına izin verilmesi talep ediliyordu. Özellikle Vakıflar Kanunu hükümlerine uyulmadığı için bazı Hıristiyan mallarına el konmuş olduğu doğru olmakla beraber bunlar istisnaydı. Ayrıca din adamı yetiştirecek Heybeliada Rum Ruhban Okulu!nun yeniden açılması da Türk eğitim mevzuatının tam olarak uygulanmasıyla mümkündü. Diğer yandan son yıllarda özellikle, Van’daki Ahtamar Kilisesi gibi, sanat değeri olan Ermeni ibadet yerlerinin restorasyonu gerçekleştirilmiş, ayrıca bu yılın Ağustos ayında kanun hükmünde bir kararname ile, geçmişte yasal koşular yerine getirilmediği için el konan çok sayıda dini taşınmaz mal sahiplerine iade edilmeye başlanmıştı. Bu uygulama Türkiye’de gayrimüslimlerce çok olumlu bulunmuş, yabancı çevrelerde de olumlu karşılanmıştı. Bu durumda söz konusu tasarının gündemden düşmesini beklemek normal olurdu. Ne var ki tamamen aksi gerçekleşmiş ve tasarı, ABD’deki Ermeni ve Rum lobilerini bir ölçüde memnun etmek için, süratle Temsilciler Meclisi’nden geçirilmeye çalışılmış ve bu arada, yukarıda değindiğimiz gibi, Osmanlı döneminde Hıristiyanların çoğununun kasıtlı olarak imha edildiğine dair ifadelerin tasarıdan çıkartılması, diğer bir deyimle tasarının soykırım iddialarından arındırılması da kabul edilmesini kolaylaştırmıştı. ABD Temsilciler Meclisi’nin bu ve benzer kararları, Türkiye’nin egemenlik alanını giren konulara ilişkin olduğu için, hukuki bir sonuç doğurmaz. Ancak, Türkiye ve yönetimini karalamayı amaçladıklarından, aleyhte propagandaya hizmet edebilirler. Ne var ki sadece iki oy aldığı için daha ziyade mizahi bir nitelik taşıyan söz konusu karardan propaganda için yararlanılması hayli zor olacaktır


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.