DAĞLIK KARABAĞ’DAKİ KABUL EDİLEMEZ STATÜKO VE LİTVANYA
Yorum No : 2013 / 28
01.03.2013
Paylaş :
PDF İndir :

Ermenistan basın ajanslarında yer alan haberlere göre, 26 Şubat’ta Litvanya parlamentosunda Ermenistan ile ilişkiler konusunda düzenlenen bir toplantıya, kendinden menkul ve uluslararası varlık olarak gayrımeşru ‘Dağlık Karabağ Hükümeti’nin sözde ‘dışişleri bakanı’ özel konuk sıfatıyla davet edilmiş ve bir konuşma yapmıştır. Gene ermeni basınında yer alan haberlere göre, Litvanya meclisi Seimas’da bu gayrımeşru varlıkla bir dostluk grubu oluşturulması hususunda bir milletvekilince öneride bulunulmuş ve ortak bir bildiri yayınlanmıştır.

Sovyetler rejiminin hatıraları ve bağlantılarının Litvanya’da hala mevcut olması anlaşılabilir bir durumdur ve şaşırtıcı değildir. Ancak dikkat edilmesi ve unutulmaması gereken husus Litvanya’nın artık Avrupa Birliğinin tam sorumlu bir üyesi olduğu ve attığı dış politika adımlarının AB ortak dış politikası kapsamında da yansımaları olacağı keyfiyetidir. Dağlık Karabağ’daki statükonun kabul edilemez olduğunu ve bir çözüm bulunması gerektiğini vurgulayan Minsk Grubunun ve eş başkanlarının da böyle bir girişim ve AB bağlantısı üzerinde düşünmeleri herhalde yerinde olacaktır. Kaldı ki, Litvanya Kasım ayında başkenti Vilnius’ta, AB’nin geliştirdiği ‘Doğu ortaklığı ve Komşuluk politikası’ çerçevesinde bir ‘doğu ortaklığı zirvesi’ düzenlemeye talip olmuştur. Eski Sovyet coğrafyasında altı ülkeyi kapsayan bu girişim içinda Azerbaycan ve Ermenistan da yer almaktadır.

Bu itibarla Litvanya parlamentosunda düzenlenen toplantıdan yansıyan mesaj ikili olmanın ötesinde bir anlam taşımaya müsaittir. Bilindiği gibi AB altı ülkeye yönelik bu yeni doğu açılımında esasen ülke temelinde her ülkeye farklı muamele uygulama ilke kararını açıklamıştır. Keza AB yetkililerinin Ermenistan lehindeki farklı beyanları da kayıtlara geçmiştir. Şimdi Azerbaycan aleyhinde yeni bir adım atılmış olmakta ve bir yandan sureti haktan görünerek resmi açıklamalarda Azerbaycan’a karşı bir ayırımcılığa yer verilmezken, uygulamada Azerbaycan’ı can evinden vuracak ve dışarıda bırakacak bir etkinlikte beis görülmemektedir.

AB’ni kapsayıcı bir birlik olmak yerine ayırımcı ve dışlayıcı bir kaleye dönüştürme ve Meriç nehri kıyılarında başlayan Schengen tel örgüsünün kuzey-doğudaki mutasavver sınırlarını oluşturma vizyonunun devam ettiği görülmektedir.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.