BULGARİSTAN’IN TAZMİNAT TALEBİ (II)
Yorum No : 2010 / 3
07.01.2010
Paylaş :
PDF İndir :

Dünkü yazımızda, Bulgaristan’ın tazminat taleplerini dayandırdığı 1925 Türkiye Bulgaristan Antlaşması hakkında bilgi vereceğimizi belirtmiştik. Bu konuyu ele almadan önce kısaca Balkan Savaşlarına değinmemiz gerekmektedir. Bilindiği gibi 1912’de başlayan Birinci Başkan Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu yenilmiş ve Avrupa kıtasındaki topraklarını kaybetmişti. Bu topraklar, Batıdan Doğu’ya doğru, günümüzdeki Arnavutluk, Makedonya, Batı Trakya ve Bulgaristan’da Kırcali ve Rodop bölgeleridir. Türkiye Trakyasının yarıdan fazlası da bu savaş sonunda elden çıkmış ve Bulgaristan’a verilmiştir. Birinci Balkan Savaşı sırasında Bulgar güçlerinin özellikle Batı Trakya, Kırcali ve Rodop’daki, başta Türkler olmak üzere, Müslüman sivil halka çok eziyet ve katliam yaptığı bilinmektedir. Bilimsel eserler dışında bu konuda Ömer Seyfettin’in “Beyaz Lâle”si nelerin olduğunu hakkında yeterince fikir vermektedir. Söz konusu eziyet ve katliamlar o dönemde yüz binlerce Türk’ü Osmanlı topraklarına göçe zorlamıştı. Savaş sonrasında kendisine verilen toprakları az bulan Bulgaristan bir baskın şeklinde Yunan, Sırp ve Romen kuvvetlerine saldırmış ancak başarılı olamamıştır. Osmanlı güçleri bu fırsattan yararlanarak karşı taarruza geçmiş ve 1913’te Edirne’yi geri almışlardır. Bulgaristan ile yeniden bir anlaşma yapılarak sınır saptanmıştır. Bu sınır, bazı ufak değişikliklerle, bu günkü sınırdır. O dönemde Trakya’nın doğusunda, Kırklareli ve civarında bir Bulgar azınlığı vardı. Birinci Balkan Savaşı sırasında ve sonrasında bu azınlığın Bulgar ordularına yardım etmesi ve ayrıca bazılarının Türklere yapılan eziyet ve katliama katılması haklarında gayet olumsuz duyguların doğmasına neden olmuştu. Edirne’nin alınmasıyla beraber bunlardan bazıları Bulgaristan’a kaçmıştır. Bir kısmı da, aleyhlerindeki havanın etkisiyle, Bulgaristan’a göçmüştür. Bu grup Bulgaristan’da Trakya Cemiyeti adı altında örgütlenmiş ve daima Türkiye aleyhindeki faaliyetlerin merkezinde olmuştur. Ayrıca bıraktıkları malların iadesini ve kendilerine tazminat verilmesini talep etmişlerdir. Bulgar Hükümetleri, zaman zaman bu örgütten Türkiye’ye karşı yararlanmışlardır. Söz konusu örgüt bugün de vardır ve tazminat taleplerinin, ilk kez ve Türk-Bulgar ilişkilerinin en iyi olduğu bir dönemde, Bulgar hükümeti tarafından “resmen” kabul gördüğü anlaşılmaktadır. 1925 Antlaşmasına gelince tam adı “Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan Krallığı Arasında Dostluk Antlaşması” dır. Başlıca hükmü iki ülke arasında “bozulmaz bir barış ve içten ve sonsuz bir dostluk “olacağını belirtmesidir. Bu antlaşma süresiz olduğundan günümüzde de geçerlidir. 1925’ten günümüze iki ülke arasında barış korunmuş olmakla beraber, geçmiş olaylar hatırlandığında, “içten ve sonsuz dostluk”tan bahsetmek biraz güçtür. Bu antlaşmaya azınlıkların durumu ve haklarına ilişkin bir protokol eklenmiştir. Söz konusu protokol 1912 yılından önce Türkiye’de veya Bulgaristan’da doğupta bu ülkelere göç etmiş kişilerin sahip oldukları mallar üzerinde mülkiyet hakkını koruyacaklarını belirtmektedir. Ancak 1912’den (Birinci Balkan Savaşından ) sonra 1925 yılına kadar Türkiye’den Bulgaristan’a göç etmiş Bulgarların ve aynı dönem içinde Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmiş Müslümanların sahibi bulundukları taşınmaz malların bulundukları ülke Devletine geçtiği belirtilmiştir. Diğer bir deyimle Bulgaristan’da göçen Bulgarların malları Türk Devletine, Türkiye’ye göçen Müslümanların malları Bulgar hükümetine geçmiştir. Bu mallar için tazminat ödeneceğine dair bir hüküm yoktur. Bulgar hükümeti 1912’den sonra göç eden Bulgarların malları için tazminat istemektedir. Bize göre 1925 Antlaşması buna cevaz vermektedir. Diğer yandan uluslararası ilişkilerde karşılıklılık çok önemli bir ilkedir. 1878’den bu yana geçen yaklaşık 130 yıl içinde Bulgaristan’dan Türkiye’ye göçen (çok kere göçe zorlanan) Türklerin ve diğer Müslümanların sayısı milyondan fazla olup Türkiye’den Bulgaristan’a göçen Bulgarların sayısının en az beş, altı mislidir. Bulgaristan Devlet Bakanı Balkan Savaşı sonrasında Bulgaristan’dan göçenlerin malları için 20. milyar dolar tazminat isterse Türkiye de, Türkiye’ye göç edenler için, en az 100.000 milyar isteyebilir. Son olarak Bulgaristan’ın yıllık gayri safi milli hâsılasının (toplam milli gelirinin) 50 milyar dolar kadar olduğunu belirtelim.


© 2009-2019 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.