AB’NİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN BİR GERÇEK: DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE DE VAR
Yorum No : 2020 / 4
24.01.2020
4 dk okuma

27 Kasım 2019’da Türkiye ve Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına dair mutabakat başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere Doğu Akdeniz ülkeleri ve diğer bazı ülkelerin tepki göstermelerine sebep olmuştur. Hatta bu gelişme üzerine Yunanistan Libya’nın Atina Büyükelçisini istenmeyen kişi (persona non grata) ilan etmiştir. AB ise 7 Ocak 2020 tarihinde AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya Dışişleri Bakanların ortak görüşü olarak Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesini kınadıklarını açıklamıştır.

AB, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tüm etkinliğini “uluslararası hukuka uygun olmamakla” eleştirmekte, Türkiye’nin coğrafi konumunu gözardı ederek Türkiye’yi suçlamaktadır. Ancak bölgedeki en önemli stratejik kararlardan biri Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakattır. Türkiye’nin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile yapmış olduğu anlaşma meşru bir hükümet olduğu için yasaldır ve uluslararası hukuka uygundur. Bu anlaşma ile Türkiye Doğu Akdeniz’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan Türk vatandaşlarının haklarını da savunma yolunda adım atmıştır. AB’nin kendi ilkelerini çiğneyerek üye yaptığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı yürüttüğü politikalara karşın Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. 

Libya’ya ilişkin gelişmelerden biri de Hafter güçlerinin her şeye rağmen desteğinin devam edilebilmesidir. Rus Siyaset Bilimci Prof. Dr. Alexander Dugin her ne kadar Rusya ve Türkiye bölgede farklı güçleri savunuyor olsalar da Türkiye ve Rusya arasında fikir birliğine varılabileceği görüşünü desteklemektedir. Buna ilaveten Dugin, Rusya’nın Libya’nın bütünlüğünden yana olduğunu eklemiştir. Rusya’nın bölgedeki konumunun terör örgütlerine karşı mücadelede destek vermekte olduğunu prensipte Rusya’nın Hafter’e destek olmadığını ifade etmiştir[1]. 

19 Ocak 2020 tarihinde Berlin’de düzenlenen Libya Zirvesi’nin yapılabilmesinin yolunun Moskova’dan geçtiği akıldan uzak tutulmamalıdır. Şimdiye kadar hakkında dört toplantının gerçekleştiği Libya sorununun son Berlin zirvesinde elli beş maddelik bir bildiri çıkmıştır.[2] 12 Ocak’ta çatışmaların sona ermesine yönelik verilen sözlü taahhüdün kalıcı bir hale gelmesinin amaçlandığı zirvede, daha önce Moskova’da bir araya gelen tarafların ilk aşamada uzlaşmış olmasına rağmen Hafter’in ateşkes sözüne sadık kalmaması, Berlin zirvesinde de tekrarlanmış somut bir sonuca varılamamıştır. Ancak şu nokta açıktır ki, Libya’nın bütünlüğünü savunduğunu başından beri dile getiren Rusya’nın ardından AB’nin güçlü temsilcisi Almanya da Türkiye’nin bölgedeki varlığını dikkate almak zorunda kalmıştır.

AB Dışişleri bakanları zirvesinde Türkiye’ye uyarıda bulunulmasının yanlış bir karar olduğu bugün görülebilmektedir. Libya’da taraflar anlaşamamış olsalar dahi Berlin’deki zirve ve bundan sonra yapılacağının sinyallerinin verildiği toplantılar Libya’nın bütünlüğünün korunmasına yönelik önemli adımlar olacaktır. Zirveden çıkan sonuçtan da anlaşılmaktadır ki, Türkiye Libya konusunda doğru yönde bir karar almıştır. 

 

[1] “Dugin: Libya’da Türkiye ile Rusya Kapışmaz”, cnntürk.com, https://www.cnnturk.com/video/dunya/dugin-libyada-turkiye-ile-rusya-kapismaz

[2] “Berlin’deki Libya Zirve’sinde Alınan Kararlar Ne Anlama Geliyor?”, bbc.com, 20 Ocak 2020, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51182671


© 2009-2021 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.