MACRON İLE FRANSA: BALKANLARDA İSTİKRARSIZLIK ETKENİ
Analiz No : 2019 / 29
11.11.2019
8 dk okuma
Paylaş :
PDF İndir :

Önceki yazılarımızın birçoğunda, Balkanların tarihi ve coğrafi bütünlüğüne dikkat çekmiştik. Balkanlar denildiğinde akla tarihi olarak, en doğusunda Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’nın, güneyinde Yunanistan’ın yer aldığı bir bölge gelmektedir. Balkanların orta bölgesi eski Yugoslavya’nın ardılı bazı ülkeler (Sırbistan, Bosna-Hersek, Makedonya, Karadağ, Kosova) ve Arnavutluk’tan oluşmaktadır. Bölgenin bu tarihi tanımlamasına rağmen, AB’nin genişlemesi bağlamında 1990’ların başından itibaren “Batı Balkanlar” ismiyle yeni bir terminoloji icat edilmiştir. AB’ye göre Hırvatistan, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan AB üyesi olmaları nedeniyle artık Balkanların parçası değildirler. Diğer taraftan, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Arnavutluk ve Makedonya sözde “Batı Balkanlar” alt bölgesini oluşturmaktadırlar. Türkiye’nin ise tek başına, Balkanların hiç değinilmeyen, “Doğu Balkanlar” olması lazım gelen diğer parçasını oluşturduğu farz edilmektedir [1]. Bu vesile ile “Batı Balkanlar” terminolojisinin, zararlı ve ilk bakışta fark edilemeyecek bir şekilde, Türkiye’yi Balkanlar’dan ve dolayısıyla Avrupa’dan dışladığı görüşünü yineliyoruz. Bu bağlamda, bu terminolojinin Türkiye’ye karşı ön yargılı olduğuna inanmaya devam ediyoruz.

Hatırlanacağı üzere AB Komisyonu, yıllar süren bir oyalamadan sonra, 2018 Şubat ayında  “AB’nin Batı Balkanlar ile ilgili genişletilmiş sorumlulukları için güvenilir bir genişleme perspektifi” başlıklı bir strateji kabul etmiştir. Söz konusu strateji, genişleme siyasasını, “2025’e kadar AB’nin güçlendirilmesine yönelik geniş stratejinin ayrılmaz parçası” olarak değerlendirmektedir. AB Komisyonu bu genişleme paketini ayrıca Strazburg’da Avrupa Parlamentosu’na sunmuş ve AB Konseyi’nin bazı “Batı Balkanlar” ülkeleriyle katılım müzakereleri başlatmasına yönelik olarak Komisyon’un önerisini açıklamıştır. Ayrıca, söz konusu bölgenin diğer bazı ülkelerine ilişkin belirli önerilerde bulunmuştur.

Bu teşvik edici AB Komisyonu stratejisinden hemen sonra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AB reformu yapılıncaya kadar “Batı Balkanlarda” AB genişlemesini reddetmiş,   bu görüşünü 17 Nisan 2018'de Avrupa Parlamentosu'na yaptığı konuşmada dile getirmiştir. Macron söz konusu konuşmasında ilginç bir şekilde, sanki Türkiye Balkanların ve Avrupa’nın dışında imiş gibi, “Türkiye’ye veya Rusya’ya dönmüş bir Balkanlar istemiyorum"  demiştir. Bu konuda Mayıs 2018'de kaleme alınan bir yazımızda, “Macron, Balkan ülkelerinin neden Türkiye'ye döndüğünü görmek istemediği konusunda Türk kamuoyuna bir açıklama borçludur. Avrupa medya kuruluşlarının ve AB yetkililerinin şu ana kadar Türkiye'nin diğer Balkan ülkeleriyle olan ilişkilerinin neden zararlı olduğunu açıklayamadıkları göz önünde tutulduğunda (Türkiye'nin Balkan ülkeleriyle olan ilişkileri esasında yararlıdır), Macron, konuşmasında neden Türkiye’yi haksız yere hedef seçtiğini açıklamalıdır” denilmekteydi[2]. Bu çağrının dikkate alınmaması sürpriz olmamıştır.

Avrupa Basınında geçtiğimiz günlerde, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un bu kez Brüksel’deki AB Konseyi toplantısında (17 ve 18 Ekim 2019)  Kuzey Makedonya’nın ve Arnavutluk’un üyelik müzakerelerini engellediği bildirilmiştir[3]. Bu konudaki basın haberlerinde, AB liderlerinin birçoğunun bu sonuçtan dolayı hayal kırıklığı yaşadığı ve AB Konseyi Başkanı Donald Tusk'ın ortaya çıkan durumdan "gerçekten utandığını" söylediği kaydedilmektedir[4].

Söz konusu AB Konseyi toplantısında kabul edilen Sonuçlarda “Genişleme” alt başlığında yer alan çok kısa cümle, Macron tarafından yapılan engellemeyi yalın bir şekilde yansıtmaktadır. Sonuçların beşinci paragrafında sadece “Avrupa Konseyi, Mayıs 2020’de Zagreb’de yapılan AB-Batı Balkanlar Zirvesi’nde genişleme konusuna geri dönecektir” denilmektedir[5].

Görünüşe göre Macron, AB'nin başlıca yöneticisiymiş gibi davranmaya devam etmektedir. Adı geçenin AB’deki son vetosu, bazı etkili Avrupa medya kuruluşları tarafından “yeni-Gaullist uzlaşmazlığının” dışa vurumu olarak yorumlanmıştır. Macron, haklı biçimde, “Balkanları istikrarsızlaştırmak” ile suçlanmıştır, Önde gelen bir Avrupa gazetesinde yayımlanan baş makaleden yapılan aşağıdaki alıntı bu düşünceleri dile getirmekte ve Balkanlardaki istikrarsızlığın esas suçlusunun kim olduğunu açıkça ortaya koymaktadır:

“Emmanuel Macron’un geçen hafta Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile AB’ye katılım müzakerelerinin başlatılmasını veto etmesi, Avrupa’yı zayıflatan ve jeopolitik bir güç olma yönündeki isteklerini baltalayan tarihi bir hata olarak hatırlanacaktır. Fransa Cumhurbaşkanı, bir yeni-Gaullist uzlaşmazlık davranışı sergileyerek AB genişleme politikasını torpillemiş, AB bloğunun temel dış politika araçlarından birini yok etmiş, vaatlerine olan güveni baltalamış ve AB’nin arka bahçesi Balkanları istikrarsızlaştırmıştır. Bir gecenin eseri olarak bu hiç fena bir sonuç değil. Bütün bunlar, Avrupa dayanışmasına ve işbirliği ruhuna örnek teşkil ettiğini iddia eden bir liderden gelmiştir[6]”.

Tüm bu gelişmeler bize, kibirli bir şekilde başkalarına tavsiyede bulunanların ilk önce kendi tarihi hatalarının hesabının vermeleri gerektiğini söylemektedir. Emmanuel Macron bu bağlamda hesap vermesi gerekenler listesinin başında gelmektedir. Macron’un Yunanistan’ın AB ve NATO üyeliğini desteklemesi karşılığında ülkenin anayasal ismini Makedonya'dan Kuzey Makedonya'ya değiştiren Prespa Anlaşması lehinde oy kullanmaları için Kuzey Makedonya vatandaşlarına çağrıda bulunan bir kişi olduğu Balkanların her tarafında hatırlanmalıdır.  Macron, bu amaçla Kuzey Makedonya halkına bir video mesajı bile göndermiştir[7]. “The Guardian” gazetesine göre, Kuzey Makedonya Dışişleri Bakanı Nikola Dimitrov “AB’nin dürüst olmadığını” belirtmiştir. Adı geçen, resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği'nin bölgeye en azından doğru sözlü olmak borcu vardır.  Batı Balkanların Avrupa geleceği konusunda artık fikir birliği bulunmuyorsa, 2003 Selanik vaadi yerine getirilmeyecekse, vatandaşlar bunu bilmeyi hak ediyor[8]” Buna ek olarak, Kuzey Makedonya Başbakanı Zoran Zaev, geçtiğimiz günlerde yapılan bir söyleşide kendisine yöneltilen “halkınızı şimdi Avrupalılara hala güvendiğinize nasıl ikna edecek sininiz?” şeklindeki bir soruya cevaben, bu durumu mizahi biçimde Don Kişot’un savaşına benzetmiştir[9].

Genelde AB’nin ve özelde Macron’un gayri dürüst olmasa da aldatıcı muğlaklıklarına gelince, dünyada hiçbir ülkenin bu konuda Türkiye'den daha fazla deneyime sahip olamayacağını belirtmek gerekir. Bu nahoş gerçeği acı deneyimlerle öğrenmenin diğer ülkeler için hatırı sayılır bir zaman alacağı anlaşılmaktadır.

 

*Fotoğraf: Al Jazeera

 


[1] Teoman Ertuğrul Tulun, “Chaillot Paper On Balkans Future: A Case Of Ill-Informed Leading The Ill-Informed”, Center For Eurasian Studies (AVİM), 02 Ekim 2018, blm. Analysis, 2018 / 28, https://avim.org.tr/en/Analiz/CHAILLOT-PAPER-ON-BALKANS-FUTURE-A-CASE-OF-ILL-INFORMED-LEADING-THE-ILL-INFORMED.

[2] Teoman Ertuğrul Tulun, “Half-hearted EU enlargement in the Balkans”, Daily Sabah, t.y., blm. Op Ed, https://www.dailysabah.com/op-ed/2018/05/14/half-hearted-eu-enlargement-in-the-balkans.

[3] Kurt Bassuener ve Toby Vogel, “Macron Breaks Balkans Promise in Quest for EU Dominance”, EU Observer, 21 Ekim 2019, blm. Opinion, https://euobserver.com/opinion/146350.

[4] “European Union Warned of ‘historic Mistake’ as Emmanuel Macron Blocks Balkan Enlargement Talks”, The Telegraph, 18 Ekim 2019, blm. News, https://www.telegraph.co.uk/news/2019/10/18/europe-union-warned-historic-mistake-emmanuel-macron-blocks/.

[5] “European Council Meeting” (European Union, 18 Ekim 2019), EUCO  23/19, https://www.consilium.europa.eu/media/41123/17-18-euco-final-conclusions-en.pdf.

[6] Editorial Board Editorial Board, “Emmanuel Macron’s EU Accession Veto Is a Historic Mistake”, Financial Times, 21 Ekim 2019, blm. Opinion, https://www.ft.com/content/eda39e1e-f3eb-11e9-b018-3ef8794b17c6.

[7] “I Support Prespa, Macron Said in 2018”, Republica, 18 Ekim 2019, blm. Macedonia, https://english.republika.mk/news/macedonia/i-support-prespa-macron-said-in-2018/.

[8] Jennifer Rankin, “EU Failure to Open Membership Talks with Albania and North Macedonia Condemned”, Guardian, 18 Ekim 2019, blm. Europe, https://www.theguardian.com/world/2019/oct/18/eu-refusal-to-open-talks-with-albania-and-north-macedonia-condemned-as-historic-mistake.

[9] Efi Koutsokosta, “Zaev Warns: EU Accession Halt Could Cause a Rise of Nationalism in the Balkans”, Euro News, 31 Ekim 2019, blm. World, https://www.euronews.com/2019/10/30/zaev-warns-eu-accession-halt-could-cause-a-rise-of-nationalism-in-the-balkans.


© 2009-2020 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



  • Necati Saygılı - AB'nin ikiyüzlülüğü
    Sayın Tulun, yazınızın son cümlesindeki yargı biz Türkler için yarım asırdan uzun bir sürenin edinilmiş deneyimlerin veciz ifadesi olmuş. Bilimsel ve teknolojik buluşları ve düşünce hayatına katkılarıyla insanlık tarihine önemli katkılar yapmış övündükleri Avrupa Medeniyetinin son yüz-yüzelli yıldır çıkar odaklı dürüstlükleri(!) yüzünden erozyona uğradığı bir gerçek. Bunu da -Macron gibi- adamı koltuğuna oturmuş çapsız devlet siyasetçilere borçlular.
    12.11.2019