FRANSIZ SENATOSU KARARI
Yorum No : 2011 / 13
05.05.2011
Paylaş :
PDF İndir :

Fransa, ABD’den sonra, Ermeni Diasporasının en aktif olduğu ülkedir. Fransa’daki Ermeniler, sayılarıyla (en fazla 450.000) orantılı olmayacak ölçüde, nüfuz ve etki sahibidirler. 1990’lı yıllarda, diğer birçok ülkede olduğu gibi, Fransız Ermenileri de 1915 olaylarının soykırım olduğunu Fransız Parlamentosuna kabul ettirmeye çalışmışlar, ancak iki meclisli sistem ve Türkiye’nin böyle bir kararı engelleme çabaları nedeniyle bununun gerçekleşmesi zaman almış, sonunda 2001 yılı Ocak ayında Fransız Millet Meclis kısa bir cümleden oluşan şu kanunu kabul etmişti: “Fransa 1915 Ermeni soykırımını açıkça tanır”. Böylelikle ilk kez bir ülke Ermeni soykırım iddialarını bir Meclis kararıyla değil bir kanunla tanımış olmuştur. Ancak bu kanun, “deklaratif” niteliği ile yani bir hüküm koymayıp bir fikir beyanında bulunduğundan, şeklen Fransız Anayasasına aykırı olmuştur. Ne var ki bu aykırılığı Fransız Anayasa Mahkemesine götüren olmadığından söz konusu kanun geçerli olmuştur. Kısa bir süre sonra Fransız Ermenileri 2001 yılı kanunun Ermeni soykırımını inkâr edilmesini önlenmediğini ileri sürerek ve Yahudi Soykırımını inkâr edenleri cezalandıran özel bir kanun bulunduğunu da dikkate alarak, Ermeniler için benzer bir kanun çıkartılmasını istemişlerdir. Türkiye’nin itirazlarına, Fransız Hükümetinin karşı çıkmasına rağmen, Ermeni soykırım iddialarını reddeden kişilerin hem hapis hem de para cezasına çarptırılmasını öngören bir kanun tasarısını 12 Ekim 2006 tarihinde kabul edilmiştir. Tasarının kanunlaşması için Senato tarafından da onaylanması gerekiyordu. Ancak tasarı yaklaşık dört buçuk yıl Senato gündemine alınmamıştır. Bunun nedenlerini şu şekilde belirtebiliriz: Fransa ifade özgürlüğünün en geniş bir şekilde uygulandığı bir ülkedir. Fransız kamuoyu Ermeni soykırımı olduğuna inansa da, aksini söyleyenlerin hapse atılması bazı kesimlerce aşırı bulunmuştur. Fransa’da son yıllarda sömürgecilik, esir ticareti gibi bazı tarihi olaylar hakkında kanunlar kabul edilmişti. Bunların da yukarıda belirttiğimiz “deklaratif” niteliği yanında, tanınmış bazı Fransız tarihçileri de, bilimsel özgürlüğü engellediğini öne sürerek, bu kanunlara karşı çıkmışlardır. Son olarak, sayıları az da olsa bazı Fransız Senatörleri böyle bir kanunun Türkiye ile ilişkileri zedeleyeceğinden endişe etmişlerdir. Fransız Meclislerinde yer alan partiler, yılda birkaç kez, Meclislerin gündeminde yer almayan konuların görüşülmesini istemek hakkına sahiptirler. 2006 yılı kanun tasarısı yukarıda değindiğimiz nedenlerle Senato gündemine giremezken Sosyalist Parti bu hakkını kullanarak söz konusu tasarının 4 Mayıs 2011 tarihinde görüşülmesini istemiştir. Ancak bundan birkaç gün önce Senato’nun Kanunlar Komisyonu bu tasarıyı Fransız Anayasasına uygunluğu açısından incelemiş ve uygun olmadığına oybirliği ile karar vermiştir. 4 Mayıs toplantısında önce Kanunlar Komisyonun bu konudaki raporu görüşülmüş ve 196’ya karşı 74 oyla onaylamıştır. Böylece 2006 tasarısı Anayasaya aykırı olmuş ve ayrıca görüşülmesine gerek kalmamıştır. 2006 kanun tasarısının bu şekilde reddedilmesinin Fransa’daki militan Ermeniler için ciddi bir başarısızlık olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Fransız Hükümeti, soykırımı inkâr edenlere karşı kullanılacak başka kanunlar olduğunu ve bu konuda ayrıca bir genelge yayınlanacağını belirtmek suretiyle Ermenilerin yaşadığı düş kırıklığını hafifletmeye çalışmıştır. Bu genelgenin içeriği henüz bilinmemekle beraber, genelge mevcut kanunlara aykırı olamayacağından, bundan böyle Fransa’da, Ermeni toplumunu küçültmemek ve bir ırkçılık oluşturmamak gibi bazı koşullar gözetilerek, Ermeni soykırım iddialarına karşı çıkmanın mümkün olacağı anlaşılmaktadır.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.