LSE TÜRK KÜRSÜSÜ TARAFINDAN DÜZENLENEN KONFERANSTA TÜRKİYE VE TÜRK KARŞITI GÖRÜŞLERE YER VERİLDİ
Yorum No : 2015 / 78
28.05.2015
Paylaş :
PDF İndir :

11-13 Mayıs 2015 tarihleri arasında London School of Economics and Political Science (LSE) üniversitesinin Contemporary Turkish Studies (Çağdaş Türk Çalışmaları) kürsüsü tarafından, “Encountering the Past in Turkey” (Türkiye’de Geçmişle Yüzleşmek) adlı bir konferans düzenlenmiştir. Konferansın tanıtıldığı belgede konferansın amacı şu şekilde açıklanmıştır:

“Bu üç günlük konferans, Ermeni Soykırımı ve Türk tarihinin diğer şiddet içeren olaylarıyla yüzleşmek niyetinin nasıl, neden, hangi koşullar altında ve hangi [Türkiye’deki] gruplarda ortaya çıktığını inceleyecektir. Değişik gruplar tarafından geçmişle yüzleşmeyi teşvik etmek ve geçmiş hatalardan kaçınmak için ne gibi stratejiler kullanılmaktadır? Sayı olarak kısıtlı olsa da görüşlerini güçlü bir şekilde telaffuz eden bu toplumsal hareketin ne gibi bir dönüştürücü gücü ortaya çıkarabileceğini bekleyebiliriz? Geçmişle yüzleşmenin Türkiye’deki güncel dinamiklere yönelik ne gibi sonuçları olacaktır? Bunların incelenmesi sayesinde, konferansın Türkiye’de başlamış olan toplumsal barışma eylemlerine katkıda bulunması umulmaktadır.”

LSE gibi itibarı yüksek bir üniversitenin Türk kürsüsünün Ermeni sorununu bu şekilde ele alan bir konferans düzenlemiş olması çeşitli nedenlerde dolayı ciddi bir sorun teşkil etmektedir.

LSE Türk kürsüsü; Türkiye’yi ve yurt dışı Türk topluluklarını siyasi ve kültürel çeşitli boyutlarda incelemek ve Türkiye’yi daha derinden anlamak için kurulmuştur. Bu kürsü tarafından düzenlenen bir konferansın bu amaca hizmet etmiş olması gerekirdi. Oysa konferansa çağırılan konuşmacılar ve konferansın tanıtım metni, Ermeni soykırım iddialarını tartışılmaz bir veri olarak kabul etmiş, konferansta bu varsayım ile hareket edilmiştir. Ermeni soykırım iddialarını reddeden ve eleştiren savlara ve konuşmacılara konferansta hiçbir şekilde yer verilmemiş, tek taraflı bir üslup benimsenmiştir. AVİM’e ulaşan bilgilere göre konuşmacıların sunumlarında; Türkiye ve tarihi hakkında pek çok veri hatası yapılmış ve keskin bir Türkiye ve Türk karşıtlığı ortaya konmuştur.

AVİM’e ulaşan bu bilgilere göre konferans; akademik ilkelere tamamen ters düşen, farklı fikirleri dinlemek istemeyen saygısız bir üslupla yönetilmiştir. Konferans sırasında aykırı fikirler belirtmek isteyen, sunumların içeriğini sorgulamak isteyen ve tüm zıtlaşmalara rağmen Türk-Ermeni dostluğunu vurgulamak isteyen kişiler saldırgan tepkilerle karşılaşmıştır. Konuşmacılar ve organizatörler, kendilerini yöneltilen eleştiriler karşısında; karşı tarafla alay eden, ona karşı gülen, sorulan soruyu yarıda kestiren veya gürültü çıkararak susturmaya çalışan, bazen sözel tacize varan tuhaf tavırlar sergilemiştir.

Konferansın herkesin katılımına açık olduğu önceden açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, konferans buna tamamen aykırı bir şekilde düzenlenmiştir. AVİM’e ulaşan bilgilere göre fotoğraf çekmek ve ses kaydı yapmak isteyen kişiler engellenmiş, bunun yasak olduğu belirtilmiştir. Aykırı fikirler beyan eden veya sorular soran kişiler sorguya çekilmiş; suçlayıcı bir üslupla kim oldukları, ne iş yaptıkları, nereden geldikleri ve kimin tarafından gönderildikleri sorgulanmıştır. Bazı kişilere kabaca salonu terk etmeleri söylenmiştir.

Burada sorulması gereken sorular şunlardır: üslubu itibariyle akademik olmaktan son derece uzak olan böyle bir konferansın yapılmasıyla ne amaçlanmıştır? Bir Türk kürsünün düzenlediği bir konferansta, böyle bir üslupla nasıl bir sağlıklı Türkiye ve onun tarihinin incelemesi yapılması umulmuştur? Konferans, herkese açık olduğu önceden belirtilmiş olmasına rağmen neden sanki gizli saklı bir toplantı havasında düzenlenmiştir? Özel olarak neden Ermeni soykırım iddialarıyla ilgili bilindik propagandalar ve klişeler sorgulanmadan kopyala yapıştır yöntemi ile dinleyicilere sunulmuş ve dayatılmaya çalışılmıştır?

Bu konferansın içeriği ve üslubu incelendiğinde, beyan etmiş olduğu amaca ulaşamadığı anlaşılmaktadır. Kavgacı, saygısız ve yoruma kapalı bir üslupla bir ülke, onun tarihi ve insanı anlaşılamaz. Bu üslupla toplumsal barışmaya katkıda bulunulamaz (hem genel olarak, hem de özelde Türkler ve Ermeniler arasında), aksine barışmayı sekteye uğratacak toplumsal tepkiye sebep olur.

Bu anlatılan durumun esas üzücü ve rahatsız edici yanı ise; bu konferansı düzenleyen Çağdaş Türk Çalışmaları kürsünün Türkiye’deki çeşitli kaynaklardan elde edilen parayla ve destekle kurulmuş olmasıdır. Yani Türkiye’nin kaynakları ve emeğiyle kurulmuş olan bu kürsü, Türkiye ve Türk karşıtı söylemlere tek taraflı olarak yer veren bir konferans düzenlemiştir. Böylece bilimsel yanlışlığa ve yozlaşmaya ahlaki, etik sorumsuzluk da eklenmiştir. 


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.