JOACHİM GAUCK VE TÜRKİYE
Yorum No : 2015 / 72
19.05.2015
Paylaş :
PDF İndir :

Ömer Engin LÜTEM

20.05.2015

 

Tehcirin 100. yılını anma törenlerinin ve bu konudaki diğer faaliyetlerin kamuoylarında bıraktığı izler silinmeye başlarken, soykırım varsayımını şiddetle savunan ve bu konuda Türkiye ve Türkleri suçlamaya çalışanları hatırlamak özel bir önem taşımaktadır.

Bu kişilerin başında şüphesiz Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck gelmektedir.

Nazi Partisi üyesi bir anne ve babanın çocuğu olan ve Doğu Almanya’da yetişen Gauck Protestan papazı olmuştur. Almanya’nın birleşmesinden sonra Komünist aleyhtarlığı sayesinde siyasette yer edinerek yükselmiş, 2010 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmiş ancak seçilen Christian Wulff’un  yolsuzluk iddiaları sonucunda 2012’de istifa etmesi üzerine Cumhurbaşkanı olmuştur.

Gauck Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, saldırgan tavırları ve yabancı ülkelere yönelttiği aşırı eleştirileriyle dikkat çekmiştir. Mesela Rusya’daki insan hakları ihlâllerini protesto etmek amacıyla 2014 yılı Sochi kış olimpiyatlarına katılmamıştır.

Aynı yıl Türkiye’yi ziyareti sırasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada AK Parti Hükümetini temel hak ve özgürlükleri ihlal etmekle ve ülkede demokrasiyi tehlikeye atmakla suçlamıştır.  Resmi ziyaretler sırasında gidilen ülkenin hükümetini açık bir şekilde eleştirmek diplomatik teamüllere aykırıdır. Ayrıca bu eleştirilerin kısa bir süre sonra Türkiye’de yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkilemek için yapılmış olması da iç işlere bir müdahele niteliğindedir. Nitekim, Başbakan Erdoğan herkese akıl ve ders vermek isteyen bu tutumu nedeniyle Gauck’u “kendisini hala rahip sayıyor” sözleriyle eleştirmiş ve Türkiye’nin iç işlerine karışılmasına izin vermeyeceklerini belirtmiştir.

Almanya’nın Osmanlı İmparatorluğunun başlıca müttefiki olarak Çanakkale savaşlarında önemli bir yeri vardır. Gauck kendisine yapılan davete rağmen bu savaşların 100. yılı münasebetiyle düzenlenen törenlere katılmayı kabul etmemiştir. Buna karşın aynı gün Berlin Katedralinde düzenlenen “Ermenilere, Süryanilere ve Pontus Rumlarına uygulanan soykırımı” anma törenine katılarak burada Başkan Sarkisyan’ın Erivan’da yaptığı konuşmadan daha uzun bir konuşma yapmıştır.  Gauck konuşmasında çok açık bir şekilde Osmanlı Hükümetini Ermenilere ve diğer azınlıkla soykırım yapmakla itham etmiştir.  Bu cinayeti işleyenlerin torunlarının (günümüz Türkleri) suçlu sayılamayacağını ifade etmekle beraber, bu tarihi suçu kabul etmelerini söylemiş,  suçluluk duygusundan ancak suçun tanınmasıyla kurtulmanın mümkün bulunduğunu ve anma törenlerine katılmanın bir sorumluluk olduğunu ileri sürmüştür.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Gauck’un bu konuşması üzerine yaptığı bir açıklamada adı geçenin Türk milletine işlemediği bir suçu isnat etme hakkının olmadığını, yüz binlerce Türk asıllı Alman vatandaşının düşüncelerini yok saymasının ibret verici olduğunu, Türk tarih ve kimliğini karalamaya yönelik girişimlere karşı sessiz kalınamayacağını belirtilmiş ve Türk halkının Gauck’un bu ifadelerini unutmayacağı ve affetmeyeceği vurgulamıştır.

Gauck’un yapmış olduğu konuşma 1915 olayları hakkında sarih bir bilgisinin olmadığını, ayrıca uluslararası hukukun bazı kurallarını da bilmediğini göstermektedir. Halen soykırım alanında imzalayanların uymak zorunda oldukları tek bir metin vardır: Birleşmiş Milletlerin 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi. Bu sözleşmesin 6. maddesine göre bir olayın soykırım olup olmadığına bu suçun işlendiği ülkenin yetkili mahkemesi veya uluslararası bir ceza mahkemesi karar verebilir. 1915 olaylarının soykırım olduğunu söyleyen  Gauck kendisini mahkeme yerine koymuştur.

Siyasi alanda ise Gauck, ülkesini doğrudan ilgilendirmeyen bir konuda açıkça taraf tutmakla Almanya ile Türkiye arasında yeni bir sorun yaratmıştır. Bu davranışı, son yıllarda Türk kamuoyunda daha belirgin hale gelmiş olan ve Almanya’nın Türkiye’nin AB üyeliğini engellemesinden ve ülkesindeki Türklere çeşitli alanlarda ayırımcılık uygulamasından kaynaklanan Alman aleyhtarlığını daha da pekiştirmiştir. Kısaca Gauck’un bu hareketi Türkiye-Almanya ilişkilerine zarar vermiştir.

Gauck’un cumhurbaşkanlığını sürdürmesi ileride bu zararı daha da arttırabilir. Dileğimiz, ikinci kez seçilmeyerek iki ülkeyi bu gereksiz yükten kurtarmasıdır.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.