ERMENİSTAN: 2015 BİLANÇOSU
Yorum No : 2016 / 2
03.01.2016
Paylaş :
PDF İndir :

2015 yılı içinde Ermenistan’daki gelişmeleri ikiye ayırarak incelemekte yarar vardır. Yılın yaklaşık ilk yarısına Tehcirin 100. yılını anma tören ve etkinliklerinin damgasını vurduğu görülmektedir. İkinci yarısında bu konu gündemden düşerken yerini Ermenistan Anayasasında yapılacak değişiklikler ve muhalefet partilerinin bunlara karşı çıkması almıştır. Yılın son iki ayında ise Karabağ sorunu ve buna bağlı olarak ülkenin güvenliği ön plana çıkmıştır. Biz, sadece Türkiye ile ilişkiler ve Karabağ sorunu bağlamında 2015 yılında Ermenistan’ın durumunu kısaca özetlemeye çalışacağız.

Tehcirin (Ermenilere göre soykırımın) 100. yılının en parlak bir şekilde anılması için Ermenistan’da büyük çaba harcanmıştır. Bunun için törenlere çok sayıda yabancı devlet adamlı çağrılmış ancak katılım sınırlı kalmıştır. Bununla birlikte François Hollande ve Vladimir Putin’in bu törenler için Erivan’a gitmeleri ve konuşma yapmaları kamuoylarının dikkatini çekmiştir. Buna karşın Türkiye’de Çanakkale savaşlarının 100. yılı için yapılan törenlere 17 devlet başkanı, 3 parlamento başkanı ve 5 Başbakanın katılması, kamuoyu nazarında Erivan törenlerini hayli gölgelemiştir. Başta Kim Kardaşyan gibi bazı popüler kişilerin Erivan’a gitmesinin ise daha ziyade ABD’de dikkat çektiği ve Ermenistan’da bazı çevrelerde eleştirildiği görülmüştür.

Soykırım iddialarını kabul etmeyen bir ülkenin Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Sarkisyan tarafından 24 Nisan’da Erivan’daki törenlere katılmaya davet edilmesi en azından uygunsuz bir hareket olmuş ve iki ülke arasında esasen gergin ilişkileri olumsuz etkilemiştir.

Diaspora’da da Tehcirin 100. yılı, ülkelere göre değişmekle beraber, gösterişli bir şekilde anılmıştır. Bu bağlamda Fransa ve ABD’nin ön plana çıktığı görülmektedir. Fransa’da bu törenlere Hükümet düzeyinde ve yerel yönetimlerce üst düzeyde katılma olmuştur. ABD’de ise Ermenilerin çokça yaşadıkları eyaletlerde resmi katılım yüksek olmasına karşın federal düzeyde, Başkan Obama’nın mutat mesajı dışında, 100. yıl için bir ilgisizlik olduğu göze çarpmıştır.  

Ermenistan’da ve Diaspora ‘da,  2015 anma tören ve etkinliklerinin soykırım iddialarının Türkiye tarafından tanınmasını ve diğer bazı Ermeni taleplerinin gündeme getirilmesini sağlayacağı, en azından kolaylaştıracağı gibi bir beklenti vardı. Ancak söz konusu tören ve etkinliklerin Türk hükümeti ne de Türk kamuoyu üzerinde kayda değer bir etki yapmamıştır.  

Başta Papa Francesco olmak üzere Ermeni iddialarını destekleyen az sayıda devlet adamlarına ve bu konuda karar kabul eden parlamentolara, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Türkiye’de gösterilen sert resmi tepkiler ve bunların ikili ilişkilere olumsuz bir şekilde yansıması olasılığı soykırım iddialarına verilen desteği sınırlı kılmış ve hatta bazı ülkelerin geri adım atılmasına neden olmuştur. Mesela Lüksemburg ve Avusturya hükümetleri parlamentolarını aldıkları kararı hafifletici beyanlarda bulunmuşlar, Belçika ve Bulgaristan parlamentoların kararında soykırım sözcüğü yer almamış, Alman Meclisi ise karar tasarısını komisyona geri göndermiştir. Ayrıca, soykırım savını en fazla destekleyen Fransa’da Ermenilerin çok istediği soykırımı inkâr edenlerin cezalandırılmasını sağlayacak yasal bir düzenleme yapılamamıştır.

100 yıl etkinliklerinin düzenlenmesi çalışmaları çerçevesinde Türkiye’den olacak taleplerin hukuki dayanaklarının saptamakla görevli bir Komisyon kurulmuştu. Soykırım savının tanınması, 1915 olayları için Türkiye’den tazminat ve Ermeni mallarının geri verilmesinin istenmesi ve belki de, Ağrı Dağı gibi sembolik nitelikte bile olsa, Türkiye’den bir miktar toprak talep edilmesi gibi bazı hususları içereceği anlaşılan bu taleplerin 2015 yılı içinde resmen ortaya atılacağı gibi bir beklenti vardı. Yukarıda değindiğimiz gibi bu olmamıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Perinçek kararından sonra, özellikle soykırım iddiaları ile ilişkilendirilecek taleplerin ortaya atılması artık kolay olmayacaktır.

Diğer yandan bu taleplerin ortaya atılmasının, Ermenistan ve Diaspora kamuoylarını tatmin etmenin dışında, Ermenistan’a bir yarar sağlaması düşünülemez. Aksine Türkiye ile esasen bozuk olan ilişkilerin tam bir çıkmaza girmesi,  Türkiye’nin de Azerbaycan’a daha fazla destek vermesi, bundan ürken Ermenistan’ın da kendisini Rusya’ya adeta teslim etmesi gibi sonuçlar beklenebilir.

2015 yılında Ermenistan için olumsuz diğer bir gelişme Ermeni soykırım iddialarını uluslararası bir yalan olarak nitelendiren Doğu Perinçek’in AİHM tarafından beraat ettirilmesi olmuştur. Ermenistan, hiç bir gereği yokken, Perinçek davasına müdahil olmuş, Perinçek kazanınca Ermenistan, İsviçre ve Fransa ile birlikte,  davayı kaybeden taraflardan biri haline gelmiştir. Ermenistan bu başarısızlığını, Büyük Daire kararında Ermeni soykırımı hakkında kuşku uyandıran sözlerin bulunmamasından memnuniyet duyulduğunu belirterek, kendi kamuoyundan gizlemeye çalışmıştır. Ne var ki artık, Ermenileri aşağılamadan, Ermeni soykırımı olmadığını tüm Avrupa’da söylemek ve savunmak mümkün hale gelmiştir. Buna karşın Yahudi Holokostunu inkâr edenler birçok ülkede cezalandırılmaktadır.  AİHM kararı Yahudi Holokostuna nazaran Ermenilerin soykırım iddialarına adeta ikinci sınıf bir nitelik vermiştir. 

Bu yıl Ermenistan’ın başarısız olduğu konulardan biri de Karabağ’dır. Bu soruna 1994 ateşkesinden bu yana hiçbir çözüm bulunamaması, bununda Minsk Grubu eş başkanlarının (aslında hükümetlerinin) çözümsüzlüğü kendi lehlerine görmeleri, ancak gittikçe güçlenen Azerbaycan’ın, uluslararası hukuk da lehine olduğu için, Karabağ ve diğer Azeri topraklarının işgaline son verilmesini ısrarla istemesi, sınır boylarında çıkan çatışmaların büyümesi olasılığı ve Ermenistan’ın bu çatışmalarda kaybeden taraf gibi görünmeye başlaması Ermenistan aleyhine olan gelişmelerdir. Diğer yandan AİHM’in 16 Haziran 2015 tarihinde Karabağ’ın bağımsız olmadığını ifade eden bir karar alması da bu konudaki Ermeni iddialarına ters düşmüş ve Karabağ’ın ileride başka ülkeler tarafından bağımsızlığının tanınması olasılığını ortadan kaldırmıştır. Diğer yandan bu yıl Karabağ’da yapılan parlamento ve yerel seçimlerin birçok ülke tarafından tanınmamış olması da bağımsızlık savının aleyhine bir gelişmedir. Son olarak Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Siyasi İşler Komitesinin Karabağ’ın bağımsız olmadığına işaret eden ve ayrıca bu bölgedeki Azerilerin zorla yerlerinden atılmasını etnik temizliğe benzeten bir karar tasarısı kabul etmiş bulunmaktadır. Bu tasarının,  beklendiği gibi,  Asamble Genel Kurul’unda kabul edilmesi Ermenistan’ın Karabağ politikası için ağır bir darbe olacaktır. Son olarak Ermenistan’ın Rusya ile birlikte güvenliğini sağlayacağını düşündüğü ve halen de başkanlığını yaptığı Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün Müslüman üyeleri olan Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın Azerbaycan’a karşı Ermenistan’a destek vermeye niyetli görünmemeleri de Ermenistan için bir hezimettir.

Sonuç olarak 2015 yılı, Ermenistan ve Ermeniler için, soykırım iddialarının beklentilerinin çok altında uluslararası bir destek gördüğü,  bu iddiaların Türkiye’de hemen hiç etki yapmadığı, Türkiye’ye karşı resmen talepler ileri sürülemediği, AİHM’nin Perinçek davası kararının Ermenilerin soykırım tartışılmazlığı savına zarar verdiği ve Karabağ sorununda ciddi gerilemelerin yaşadığı bir yıl olmuştur.

Ermenistan halen izlemekte olduğu uzlaşmaz politikalarına devam ettiği takdirde 2016 ve izleyen yıllarda Türkiye ve özellikle Azerbaycan’la çok daha ciddi bunalımlar yaşanacağı görülmektedir. Minsk Grubu eş başkanlığını yapan ABD, Rusya ve Fransa Güney Kafkasya’da barışın tehlikeye atılmasını istemediklerinden,  Ermenistan’ın Karabağ konusunda şimdi vermek istemediği tavizleri ileride vermek durumunda kalması çok muhtemeldir. Bu arada Karabağ Sorunun çözümlenmesi veya çözüm sürecine girmesinin, sınırın açılması ve diplomatik ilişki kurulması gibi Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini beraberinde getireceği de unutulmamalıdır. 


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.