ARAM ATEŞYAN: PATRİKLİK MAKAMININ SAHİBİ OLMADIKÇA, CEMAATİN SORUNLARINA ÇÖZÜM BULMAK MÜMKÜN DEĞİL
PDF İndir :
Independent Turkish (13 Ekim 2019)
11 Aralık'ta yapılacak Türkiye Ermeni Patrikliği adayı Aram Ateşyan ile hem seçim sürecini, hem de İçişleri Bakanlığı'nın gönderdiği talimatnameyi konuştuk
İstanbul’da ki Ermeni Patrikliği 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fermanla kuruldu ve 1863 yılına kadar yeni seçilen Patriğe verilen ferman ile süreç devam etti. Ancak Patrik seçimleri 1863 yılında nizamnameye bağlandı. Cumhuriyet döneminde ki karışıklıklar ise mevzuat eksikliğinden kaynaklanmıştı.
Türkiye’de yaşayan 60 binden fazla Ermeni cemaatini yakından ilgilendiren Patriklik seçimleri 11 Aralık’ta yapılacak.
Seçime az bir süre kala, bir dönem Patrik Genel Vekilliği görevini yürüten ve şu an Patrik adayı olan Başepiskopos ve Ruhani Lider Aram Ateşyan ile Patrik seçimini ve çok tartışılan, "İstanbul Ermeni Patrikhanesi'ne mahsus episkoposlar sınıfına dahil olmak" maddesini, Ermeni cemaatinin sorunlarını konuştuk.
Ateşyan, Patrikliğin tüzel kişiliğinin ve statüsünün olmadığını, yazısız kurallar ile yönetildiğinden, seçim döneminde karışıklıkların yaşandığının altını çizdi.
Ateşyan, cemaat içinde ki kutuplaşmaların etkisinin hala devam ettiğini söyledi.
Ateşyan ayrıca çok tartışılan, İçişleri bakanlığı tarafından gönderilen seçim talimatnamesinde ki "İstanbul Ermeni Patrikhanesi'ne mahsus episkoposlar sınıfına dahil olmak" maddesini değerlendirdi.
Türkiye Ermenileri 85. Patrik seçim sürecinin, İçişleri Bakanlığı tarafından cemaate gönderilen talimatname doğrultusunda ilerlediğini söyleyen Ateşyan, İstanbul Ermeni Patrikliği'nin on yıllardan beri tüzel kişiliğinin, bir statüsünün ya da tüzüğünün olmadığını ve genel anlamda geleneklere ve içtihatlara dayalı olarak yönetildiğini belirtti:
Bu durum Patrikliğimizin son kertede yazısız kurallarla yönetildiği anlamına geliyor. Hal böyle olunca her patrik seçimi aşamasında hem karışıklıklar hem de toplumsal düzlemde kargaşalar yaşanıyor. Son 12 yıl bu bakımdan son derece önemliydi. Patrikhane'nin bir tüzüğü olmaması, Müteveffa Patriğimiz Başepiskopos Mesrop Mutafyan'ın elim hastalığı döneminde toplumsal yaşamımızı paralize etti. Makam fiilen münhaldı, ama bu durum karşısında işlevsel ve legal bir çözüm bulmak için toplumumuz içerisinde bir konsensüs sağlanamadı. Üzücü kutuplaşmalar yaşadık ve bunların etkileri ne yazık ki devam ediyor. Patrik Mutafyan'ın hastalık yıllarını toplumumuz bir ara dönem olarak geçirdi. Bu sancılı süreçte bendeniz patrik genel vekili olarak görev yaptım. Geçtiğimiz Mart ayında patriğimizi yitirdik. Kendisini görkemli bir cenaze töreniyle uğurladık ve kırk gün yasını tuttuktan sonra, yeni patriğimizin seçimi için çalışmalara giriştik. Ruhani Kurulumuz toplanarak bir yol haritası belirledi. Genelde patriklerimiz vefat ettiğinde geçiş döneminde, ara dönemde Makamın sorumluluğunu üstlenecek bir ruhani belirlenir. Ancak biz zaten on yılı aşkın bir ara dönem geçirmiştik ve bu dönemin işlerliği ve içtihatı, şekillenmiş dengeleri zaten oluşmuştu. Dolayısıyla Ruhani Kurul yeni bir geçiş döneminin organizasyonunu yapmayı gereksiz buldu. Toplumumuz ivedilikle seçim arzularken, bu boşa bir zaman ve enerji kaybı anlamına gelecekti. Tüm bunlar hesaba katılarak, hiç zaman kaybetmeden, patrik genel vekili önderliğinde seçime gidilmesine karar verildi ve devlet nezdinde gereken başvuru İstanbul Valiliğimiz aracılığıyla hemen gerçekleştirildi.
Ateşyan, bu noktadan sonra ilginç gelişmeler yaşandığını, Ermeni cemaatinin içinde ki bazı çevrelerin resmi makamların iyi niyetini suiistimal ettiğini söyledi.
Haberin devamı için