AVRUPA’NIN DOĞU ORTAKLIĞI PROGRAMI VE RUSYA’NIN ARTAN ETKİSİ
Analiz No : 2014 / 3
13.03.2014
Paylaş :
PDF İndir :

Avrupa Birliği (AB) Doğu Ortaklığı programı, Sovyet Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan, henüz AB ve NATO’ya katılmamış, Doğu Avrupa ve Kafkaslarda bulunan 6 ülke ile[1] ilişkileri derinleştirmek üzere 2009 yılında, AB Komşuluk Politikası kapsamında geliştirilmiş bir programdır. Birçok yapısal düzenleme çerçevesinde ikili ilişkiler boyutunun yanı sıra çok-taraflı boyutları da içermekte[2] ve Ortaklık Anlaşmaları da dâhil olmak üzere, ekonomik ve sektörler arası bağların güçlendirilmesi (mesela enerji güvenliği konusu ve enerji çeşitliği çalışmaları), vize diyalogları ve hareketliliğin sağlanması, siyasi diyalog, güvenlik meselesi gibi çalışma alanlarını kapsamaktadır. [3] Hem ikili hem de çok boyutlu ilişkileri geliştirmeyi hedefleyen bu program 2014-2017 yılları arasında başlıca çalışma alanlarını demokrasi – iyi yönetişim ve istikrar, ekonomik uyum, enerji güvenliği ve insanlar arası irtibat olarak belirlemiştir. [4] Kısacası AB Doğu Ortaklığı Programı ile henüz üye olmaya hazır olmayan ama dış ilişkiler açısından önem teşkil eden ülkelerle komşuluk politikaları çerçevesinde ve iş birliğini arttırıcı programlar yoluyla ilişkilerini yürütmeyi amaçlamaktadır.

Bu ülkelerle ilişkilerini tek tek ortak ülkeler düzeyinde yürüten AB, son dönemlerde bazı zorluklarla karşılaşmıştır. Örneğin geçtiğimiz aylarda Moldova’da yaşayan Gagavuzlar, düzenlenen gayri resmi bir referandum sonucunda iş piyasasına erişim bakımından Avrupa Birliği ekonomik uyumu yerine Rusya tarafından hayata geçirilen Gümrük Birliği’ne eklemlenme yönünde irade ortaya koymuştur. Hatta Gagavuz bölgesinin Moldova’dan ayrılması da gündeme gelmiş, fakat Moldova mahkemelerince ayrılmaya ilişkin referandum sonuçları reddedilmiştir.[5] Moldova’nın Transdinyester bölgesinde 2003 yılında Rusya tarafından gündeme getirilen “Kozak Memorandumu” da soruna çözüm sağlama yolunda başarısız bir girişim olarak kalmıştı. Karma nüfustan oluşan Moldova’nın Federal bir hükümet ile yönetilmesini öngören öneri, daha sonra Moldova Cumhurbaşkanı’nın öneriyi reddetmesi ile rafa kaldırılmıştı.[6] Bugün Transdinyester ile Moldova arasındaki çözümsüzlüğün, Rusya odaklı Gümrük Birliği’ne üyelik ile AB arasındaki tercih yapılması paralelinde devam ettiği görülmektedir. Sorunlu bir diğer konu olan enerji açısından bakıldığında ise, Transdinyester bölgesinde bulunan ve Moldova’nın enerji ihtiyacını karşılayan solar sistemlerin Rus bir firma olan Inter RAO UES’e ait olması da kritik öneme sahiptir.[7] Bu birebir AB ile olan ilişkileri doğrudan etkilemese de, enerji çeşitliliğini arttırmak istemesi açısından AB’ye uzun vadede bölgesel projeler bağlamında engel teşkil edebilir. Bu durum ve süreç iyi yönetilmediği takdirde, bölgede potansiyel yeni bir zorluk olarak ortaya çıkabilir. Diğer taraftan, Moldova şarap üretimi ve ihracatı başta olmak üzere AB ile de ticari açıdan iyi ilişkiler içinde olmaya çalışmaktadır.

Doğu Ortaklığı Programı kapsamında ilişkiler yürütülen bir diğer ülke olan Ermenistan, AB ile Vilnüs Zirvesi’nde ortaklık anlaşması imzalanması beklenilirken sonunda 2013’ün Eylül ayında ticari alanda Gümrük Birliği’ne katılma kararı ile tercihini Rusya’dan yana kullanmıştır. Ermenistan güvenlik konusunda da son dönemlerde Rusya ile ilişkilerinde uzun vadeli yükümlülükler ihtiva eden anlaşmalar yapmıştır. 2005 yılında Rusya Gümrü’deki askeri üssünü genişletmiştir.[8] Ayrıca Ermenistan 2007 yılında kabul edilen Ulusal Güvenlik Belgesi’nde ülke güvenliği ve güç dengesi açısından Rusya’nın bölgedeki varlığını sürdürmesi gerektiği dile getirilmiştir.[9] Bu durum anlaşmaların içeriği bağlamında AB’nin öngördüğü paketler ve gerekliliklerle örtüşmemektedir. Askeri durumların doğrudan bağlantısı yok gibi görünse de, AB Doğu Ortaklığı Programı ikili ve sektörler arası çok boyutlu bir yapı teşkil ettiği için, uzun vadede bu bölgede güçlü bir Rus askeri varlığı ve Ermenistan’ın güvenliğini Rusya ile sağlamak istemesi; enerji faktörü de göz önünde bulundurulduğunda hem ilişkileri hem de bölgesel dengeleri etkileyebilecek niteliktedir.

Belarus her alanda Rusya’nın yakın ortağı konumundadır ve AB ile daha derin bir bütünleşme şu anda sunulan biçimi ile mümkün görünmemektedir. Belarus ile AB arasında sürecin sürekli olarak askıya alınması ve durgun dönemler yaşanması hâlihazırda bunun göstergesidir. Beyaz Rusya Dünya Ticaret Örgütü üyesi de olmadığından AB ile ekonomik bütünleşme ihtimali hali hazırda düşüktür.

Bölge’nin ekonomik ve askeri açıdan en güçlü ülkelerinden olan Azerbaycan’ın hem enerji çeşitliliği hem de ilişkilerin giderek derinleşmesi açısından en vaat veren ortak olduğu söylenebilir. Fakat hali hazırda Dağlık Karabağ’da süregiden ihtilaf, istikrarı sağlama potansiyeli olan Azerbaycan’ı zorlamaktadır. Türkiye ile yakın ilişkiler içinde olan Azerbaycan, AB ile iyi ilişkiler içinde olmasına rağmen Belarus gibi Dünya Ticaret Örgütü üyesi olmaması bakımından daha derin bir ekonomik anlaşmanın gerekliliklerini şu anda karşılayamamaktadır.[10] Yine de Hazar Denizi özellikle son dönemlerde öne çıkan birçok enerji projesi için can damarı olmuş, gerek BP gibi önemli şirketler açısından gerekse enerji alanında bağımlı yaşayan ülkelerin dış politikaları açısından önemli bir kaynak olarak değerlendirilmektedir.

Kafkasya’da Doğu Ortaklığı Programı’na dahil olan bir diğer ülke Gürcistan’dır. Demiryolları ile ticaret ve transit alanında bölgedeki konumunun sağladığı avantajı öne çıkarmaya çalışan Gürcistan, özellikle AB ile ilişkilerine özel önem atfetmektedir. 2008 yılında Rusya ile yaşanan çatışma sonrasında Gürcistan AB’den ciddi anlamda ekonomik yardımlar almıştır. Güney Osetya ve Abhazya ile süregiden sorunlar, Rusya ile ilişkilerde son yıllarda çatışma seviyesine çıkan anlaşmazlık gibi konular nedeniyle bölgesel dengeler ve istikrar açısından Gürcistan kritik öneme sahiptir. Ancak Gürcistan iç siyasetinde yaşanan istikrarsızlıklar, ülke içinde yaşanan siyasi “kutuplaşma”[11], Abhazya ve Güney Osetya gibi bölgesel krizlerin çözülmesi sürecinde yaşanan yönetişim sorunları[12] Gürcistan’ın AB ile ilişkilerini geliştirmeye başlamadan önce demokratikleşme sorunu ile mücadele etmesi gerektiğini göstermektedir.

Son ve en güncel olarak Ukrayna da daha derin bütünleşme adımları atma konusunda Rusya ve AB arasında kalmıştır. NATO üyeliği için başvurusunu geri çeken ve henüz yeni bir başvuru da yapmayan Ukrayna, AB ve NATO ile yakın ilişkilerini sürdürmeye özen göstermektedir. Ancak son krizin de gösterdiği üzere örneğin Kırım’da Rusya yanlısı bir siyasi ayaklanma ülke içi istikrarı derinden sarsabilmektedir. Bu gelişmeler NATO ve AB ile ilişkilerde daha önce yaşanan tedirginliği haklı çıkarmıştır. NATO Genel Sekreteri Rasmussen’in Ukrayna’da yaşanan kriz ile ilgili sert açıklamaları NATO’nun Rusya ile olan ilişkilerinin de bu gelişmelerden sonra gözden geçirileceğini göstermektedir.[13] Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine müdahale ettiği gerekçesi ile Rus yetkililer ile acil düzenlenen bir toplantının ardından açıklama yapan Rasmussen NATO’nun Ukrayna ile ilişkilerini daha da güçlendireceğini ve acil adımlar atılması gerektiğini belirtmiştir.[14] NATO’nun bu açıklaması hali hazırda NATO üyesi olan birçok AB üyesi ülkeyi de ilgilendirmekte, en başta enerji güvenliği başlığı sebebiyle ve AB Doğu Ortaklığı Programı kapsamında ilişkilerin derinleşmesi sürecini de etkilemektedir. Öte yandan Kırım’da yaşanan kriz Batı dünyası ile Rusya arasında yaşanan bir “soğuk savaş” olarak algılanmıştır.[15] Şu an yaşanan kriz aslında Soğuk Savaş dönemi dinamikleriyle tam olarak örtüşmese de çok kutuplu sistemi öngören Rusya’nın bu yoldaki çalışmaları, Rusya tarafından hayata geçirilen Gümrük Birliği, AB’nin önerdiği programlarla, Derin ve Kapsamlı Ticaret Anlaşması (DFTCA)[16],  ekonomik alanda çakışmaktadır ve bölgede ekonomik anlamda soğuk rüzgârlar estirmiştir.

Ukrayna ve Moldova’da yükselen sesler ve ortaklık programına dâhil edilmiş diğer ülkelerdeki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda, AB’nin Doğu Ortaklığı Programı kapsamında ilişkiler yürüttüğü ülkelerde zorluklar yaşaması bu programın şu anki haliyle başarıya ulaşmada sorunlarla karşılaşması ihtimalinin yüksek olduğunu görülmektedir. Her ne kadar ikili ilişkiler kapsamında tasarlanmış ve AB ile ilgili devlet arasında özel olarak yürütülen bir program olsa da, Gümrük Birliği ve ikili boyutta Rusya ile olan ekonomik ilişkiler AB’nin ön gördüğü prensipleri karşılamamakta ve önerdiği derinleşme anlaşmaları ile örtüşmemektedir. Sivil toplum alanında da faaliyetler gösteren Doğu Ortaklığı programı önümüzdeki dönemlerde bahsi geçen ülkeler ile ilişkilerini gözden geçirmesi ve program çerçevesinde ilişkilerin boyutunu yeniden ele alması, ilgili bölgelerde istikrar ve uzun dönemli derin bir işbirliğinin sağlanması açısından daha faydalı olabilir. Yani hem bölgesel anlamda hem de ikili ilişkiler anlamında önemli alanlara değinen programın uygulanabilirliğini ve uzun vadede başarı potansiyelini koruması açısından bir reform gerekebilir.  Hem etki alanını genişletmek isteyen hem de bu bölgelerle ilişkilerini tekrar derinleştirerek çok kutuplu bir sistemde küresel aktör olarak yerini almak isteyen Rusya[17], enerji konusunda da gücünü elinde tutarak, alternatif yapılar sunmaktadır. AB’nin bu gelişmeleri dikkate alan düzenlemeler yapılması gerekliliğini de gündeme alması muhtemeldir.[18]
 

 


[1] Bu 6 ülke Beyaz Rusya, Ukrayna, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’dır.

[2] Bu program kapsamında ikili olarak AB üyesi ülkeler ve Doğu Ortaklığı Programı kapsamına alınmış ülkeler arasında ilişki kurulmaktadır. Ayrıca ortakları bir araya getirmeyi amaçlayan çok yanlı boyutlu bir sistemi de vardır.

[3] “Eastern Partnership Multilateral Platforms 2014 - 2017”, http://eeas.europa.eu/eastern/index_en.htm

[4] “The Eastern Partnership Multilateral Platforms - 2014-2017”, http://eeas.europa.eu/eastern/platforms/2014_2017/index_en.htm

[5] “Gagauzia: A new attack on the Eastern Partnership?”, EUobserver, 04.02.2014, http://euobserver.com/opinion/123000

[6] “Moldova: Regional Tensions over Transdniestria”, International Crisis Grup, 17.06.2004, http://www.crisisgroup.org/~/media/Files/europe/157_moldova_regional_tensions_over_transdniestria.pdf

[8] “Moscow to strengthen its position in South Caucasus - Putin“, Voice of  Russia, 2, 12.2014, http://voiceofrussia.com/news/2013_12_02/Moscow-to-strengthen-its-position-in-South-Caucasus-Putin-8832/

[9] Republic of Armenia, National Security Strategy 2007, “approved at the session of National Security Council at the RA President office on January 26, 2007”, http://www.mfa.am/u_files/file/doctrine/Doctrineeng.pdf

[11] Alexander Izotov, Kristi Raik, Alexei Sekarev, “The Post-Vilnius Challenges of the Eastern Partnership”, No. 15 ISSN 2228-0391, Estonian Center of Eastern Partnership, 12.2013, s22, http://eceap.eu/ul/Raport15_dets2013__2_.pdf

[13] “NATO’dan Rusya’ya sert uyarı”, Milliyet, 06.03.2014, http://dunya.milliyet.com.tr/nato-dan-rusya-ya-sert-uyari/dunya/detay/1847203/default.htm

[14] Remarks by the NATO Secretary General, Anders Fogh Rasmussen at the Press Conference held following the meeting of the NATO-Russia Council at NATO HQ, Brussels, 05.03.2014, http://www.nato.int/cps/en/natolive/opinions_107743.htm

[15] Nerdun HACIOĞLU/MOSKOVA/ Muammer ELVEREN/SIMFEROPOL, “Yeni Soğuk Savaş”, Hürriyet, 03.03.2014, http://www.hurriyet.com.tr/dunya/25928056.asp

[16] Orijinal adıyla Deep and Comprehensive Free Trade Agreement

[17] Alexander Izotov, Kristi Raik, Alexei Sekarev, “The Post-Vilnius Challenges of the Eastern Partnership”, No. 15 ISSN 2228-0391, Estonian Center of Eastern Partnership, 12.2013, s.8, s.14, http://eceap.eu/ul/Raport15_dets2013__2_.pdf

[18] David Rinnert, “The EU must rethink its eastern neighbourhood strategy following its failures at the Eastern Partnership summit”, LSE Blogs, 02.12.2013, http://blogs.lse.ac.uk/europpblog/2013/12/02/the-eu-must-rethink-its-eastern-neighbourhood-strategy-following-its-failures-at-the-eastern-partnership-summit/

 

Photo: euintheus.org


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.