2015 YILI, TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
Yorum No : 2013 / 84
20.11.2013
Paylaş :
PDF İndir :

Turkishny.com

Avrasya İncelemeleri Merkezi’nin (AVİM) Direktörü, eski büyükelçi, diplomat Alev Kılıç, Turkishny.com’a Ermeni meselesi ve 2015 öncesinde yapılan hazırlıklar, Ermeni lobisinin ABD Kongresi üzerindeki etkisi, Türk – Ermeni ilişkileri, Karabağ sorunu ve Türkiye’nin sıfır sorun siyasetine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

2015 Önemli

Türkiye’nin Ermeni propaganda etkinliklerini yakından takip ettiğini vurgulayan Kılıç, “Bildiğiniz üzere 2015 yılı Türkiye açısından birçok alanda önemli bir yıldır. Türkiye 2014 yılında G-20 üçlü eş başkanlık, 2015 yılında da başkanlık görevine hazırlanmaktadır. Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeleri bir araya getiren, diyalog ve işbirliği sağlayan G-20 küresel/ekonomik bir platformdur. Forumun 2015 yılı zirve toplantısı Türkiye’de yapılacaktır. Türkiye’nin yoğun bir şekilde bu alanda da çalışması gerekmektedir. Aynı zamanda 2015 Çanakkale Zaferi’nin de yüzüncü yıl dönümüdür. Kutlamalarda görkemli organizasyonlar gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2015-2016 adaylığı için de faaliyet göstermektedir. Yani Türkiye, Ermeni propaganda etkinliklerinin ötesinde, yoğun dış gündemi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir. AVİM 2015 yılı için bu kapsamlı süreçte yoğun bir çalışma dönemine girmeye hazırlanmaktadır” dedi.

Ermeni Diasporası Çalışmalarına Hız Kazandırdı

Ermeni Diasporasının soykırım ve 100. yıl iddialarına yönelik çalışmalarına hız kazandırdığını vurgulayan Kılıç, “Bu konu ile ilgili hem ulusal hem de uluslararası etkinlikler düzenlemekte, film-belgesel gibi çalışmalarla da görsel propagandalara hazırlanmaktadır.
Ancak görülen, Ermenistan ve Ermeni Diasporasının beklentileri abarttığı, çıtayı yukarda tuttuğu ve bu beklentileri karşılayamayacağının idrakine varmakta olduklarıdır. Bütün çabalarına rağmen Ermeni tarafı soykırım iddialarını dünyaya benimsetememiş, bu iddiaları parlamentolarında onaylayan ülke sayısını yirmi birin ötesine taşıyamamıştır. Bu parlamento kararları da uygulaması olmayan, siyasi görüş niteliğinde olmuştur.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan dahi 100. yıl söyleminin bir yüz metre yarışı olmadığını, çizginin burada çekilmediğini, bu sürecin burada sonra ermeyip ileride devam edeceğini belirtmek ihtiyacını duymuştur. Soykırım tezinin çıkmaza girmesi üzerine Ermeni tarafının hukuksal alanda, mülkiyet, mal varlığı gibi yeni taleplerle gelebilecekleri ön görülebilir. Bunun yanı sıra din unsuruna ağırlık verilmesi kilisenin daha aktif rol üstlenmesi de şaşırtıcı olmayacaktır” diye konuştu.

Türk Toplumu Nasıl Bir Yöntem Takip Etmeli?

Ermeni yalanlarının yayılmasını önleme konusunda ABD’deki Türk toplumuna da önemli görevler düştüğüne işaret eden Kılıç, “Türkiye’nin bu konunun açıkça, dengeli ve adil bir şekilde tartışılması noktasında sorunu bulunmamaktadır. Bu yüzden ABD’deki Türk toplumunun bu konuyu takip etmesi ve olayların tarihi yönünün, madalyonun, diğer yüzünün aktarılması konusunda bilgilendirme çalışmaları düzenlemesi önemlidir. Sayın Oya Bain’in de 17 Ekim 2013 tarihinde TurkishNY’da verdiği bir mülakatta da belirttiği üzere Türklerin ve Ermenilerin yüzyıllarca aynı topraklarda barış içinde beraber yaşadıkları konusuna dikkat çekmekte yarar vardır. Türk halkı 1. Dünya savaşında Anadolu’da çekilen karşılıklı acıların bilincindedir ve Ermenilerden farklı olarak bunu tek yanlı, kendine yontmamaktadır” diye konuştu.

Ermenistan Adım Atmalı

Turkishny.com’un Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde bir gelişme yaşanmasının mümkün olup olmadığına ilişkin bir sualine cevabında Kılıç, “Türkiye Cumhuriyetinin temel dış politika ilkesi olan “Yurtta sulh, cihanda sulh” ve günümüzdeki ifadesiyle komşularla sıfır sorun politikası doğrultusunda komşusu Ermenistan ile de iyi komşuluk ilişkileri kurmayı arzu eder. Ancak bu iradenin tek taraflı gerçekleşebilmesi olanaklı değildir. Ermenistan’ın da uyumlu adımlar atması gerekir. Oysa Ermenistan günümüzde bir komşusunun topraklarını işgal eden, diğer bir komşusunun toprak bütünlüğüne karşı söylemler içinde bulunan bir ülke konumundadır. Azerbaycan seçimleri, Azerbaycan’ın istikrarlı yönetiminin devam edeceğini göstermiştir. Bunun Ermenistan bakımından kendisine çeki-düzen vermesi, bölgede bir çıbanbaşı olmak yerine, istikrara hizmet edecek bir yönelime girmesi için yeni bir fırsat olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini zaman gösterecektir” dedi.

Türkiye, Bölgede Daha Aktif Bir Rol Üstleniyor

Bölgesel barışın tesis edilmesi sürecinde Türkiye’ye önemli bir rol düştüğünü söyleyen Kılıç, “Küresel ekonomik ve siyasi ağırlık merkezinin Asya-Pasifik’e kaymaya başladığı bir dönemde, Avrasya Coğrafyasının merkezinde yer alan ve doğu ile batının iletişim kavşağında bölgesel bir güç konumuna gelen Türkiye, bölgede aktif bir rol üstlenmek durumundadır. G-20 2015 başkanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyi üyeliği 2015-2016 dönemi için tekrar adaylığını ilan etmesi, Kuzey Irak Yönetimi ve Azerbaycan ile yapılan enerji koridorları anlaşmalar ve girişimleri bu yönde göstergeler oluşturmaktadır. Bölgesel düzeni ve barışı gerçekleştirmek isteyen diğer aktörler açısından da, gerek jeopolitik gerekse jeostratejik konumu dolayısıyla Türkiye’nin sıfır sorun politikası ile böyle bir sonucun sağlanabileceğinin anlaşılması önemlidir” diye konuştu.
Avrasya İncelemeleri Merkezi’nin (AVİM) Direktörü, eski Büyükelçi Alev Kılıç’la gerçekleştirdiğimiz mülakatın tam metnini okumak için tıklayınız!

http://www.turkishny.com/interview/40-interview/138474-ermeni-tarafi-tum-cabalarina-ragmen-soykirim-yalanini-dunyaya-benimsetemedi#.UotwkuIa4ok 


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.