BİRİNCİ TASC ELÇİLİK KONFERANSI: MEHMET BAYDAR VE BAHADIR DEMİR SUİKASTLARI: TÜRK- ERMENİ İLİŞKİLERİNDE MODERN TRAJEDİ - CHRISTOPHER GUNN
Paylaş :
PDF İndir :

07.02.2018


Turkish American National Steering Committee (25 Ocak 2018)

 

Turkish American National Steering Committee (TASC - Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi) Elçilik konferansları serisinin ilki Washington’dan pek çok düşünce kuruluşunun, akademisyenin ve sivil toplum kuruluşlarının büyük ilgisini topladı.

TASC Elçilik Konferansı Serisinin bu ilk toplantısı, Modern Ermeni Terörü ve Şiddetinde Aşırıcılık başlıklı sunumu ile Profesör Christopher Gunn’ın katılımıyla  25 Ocak 2018’de düzenlenmiştir.

Konferans, Türkiye Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir’in 27 Ocak 1973’te şehit edilmesinin 45. Yıldönümünde yapılmıştır. Başkent Washington’daki düşünce kuruluşları, akademisyenler ve sivil toplum örgütleri toplantıya yoğun ilgi göstermişlerdir.

Başkonsolos Bahadır Demir’in eşi Sina Baydur-Demir, eşinin ölümünün 45. yıldönümünde toplantıda okunması amacıyla bir mektup (aşağıda) sunmuştur.

Profesör Gunn sunumunda bu suikasta dair şöyle bilgiler vermiştir. İki Türk diplomat, Gourgen Yanikian isimli bir Ermeni tarafından Santa Barbara oteline davet edilmiştir. Kendisini ise Türkiye’ye dönmek isteyen bir İranlı olarak tanıtmıştır. Kısa bir selamlaşma kısmının ardından, Yanıkian diplomatları yakın mesafeden vurmuştur. Yanıkian daha sonra birinci derecede cinayetten yargılanmış ve ömür boyu hapse mahkûm edilmiştir. Mahkemede ailesinin Türkler tarafından öldürüldüğüne şahitlik etmiş olduğuna dair ifadesi, hem kendisine yöneltilen bu cinayetin daha önce planlanmış olup olmadığı sorusuna bir cevap teşkil etmekten uzak, hem de yalanlarla dolu bir ifadedir. Nitekim daha sonra ortaya çıktığı üzere, Yanıkian 1915 Ermeni İsyanları sırasında Osmanlı İmparatorluğu topraklarında dahi değildir.

Bu çifte suikast, Yanıkian’ın şarlatanca görüşleri ile birlikte, Ermeni radikal şiddet eylemleri ve  ASALA  ile JCAG’in gerçekleştirdiği 200’den fazla terör saldırısına ilham vermiştir. Bu saldırılarda 700’den fazla insan ciddi olarak yaralanmış, 90‘dan fazla kişi hayatını kaybetmiş, ayrıca Amerikan toprakları ve dünyanın birçok yerinde milyonlarca dolarlık zarar meydana getirmiştir.

Çağdaş Ermeni terörizmi, Ermeni soykırım iddialarını benimsemeyen profesörler de bu terör saldırılarının hedefi haline geldiğinden ifade özgürlüğüne de saldırmıştır. Gunn, işlenen cinayetlerin önemli bir kısmının herkesçe daha iyi bilinen ASALA tarafından değil de Ermeni Devrimci Federasyonu’nun (ARF) silahlı kanadı JCAG (Adalet Komandoları) tarafından işlendiğini vurgulamıştır. Gunn ayrıca bugün hayli siyasallaşmış olan "soykırım iddiasının” 1960'lı yıllarda Türkiye'nin doğusundaki topraklar üzerindeki amaçları doğrultusunda Sovyet Rusya'nın desteğiyle formüle edildiğini belirtmiştir.

Profesör Gunn,  ayrıca Yanıkian’ın kendisini benzetmek istediği Soghomon Tehlirian’a dair görüşlerini de paylaşmıştır. Tehlirian, Boston Massachusetts’teki Ermeni Devrimci Federasyonu’nun desteğiyle, eski Osmanlı Sadrazamı Mehmet Talat Paşayı Berlin’de 1921’de katletmiştir. Gunn, Tehlirian ve Yanıkian’ın mahkemelere verdikleri, 1885-1919 Ermeni ayaklanmalarına katıldıkları ve Ermenilere karşı yapılan katliamlara şahit oldukları yönünde ifadelerinin her ikisinin de yalan olması sebebiyle yalancı şahitlik yaptıklarını ifade etmiştir. Her ikisi de, esasen barışçıl ve uzlaşmacı olabilecek Ermeni toplumu içindeki aşırıcı şiddet yanlısı radikalizmi mükemmel bir şekilde yönetebilme kapasitesine sahip egomanyak fırsatçılardır.

Günümüzdeki anlayışa göre Ermeni terörizmi ve şiddet yanlısı aşırıcılığı, ırkçılık ve Türk kökenli insanlara duyulan intikam duygusu üzerine temellenmiştir. Esasen, birinci Ermeni Cumhuriyetinin Başbakanı (1918-1919) Hovhannes Katchaznouni, 1815-1919 Ermeni ayaklanmalarını kendi partisi Ermeni Devrimci Federasyonu’nun “sapkın hastalığı” olarak tanımlamıştır, çünkü doğu Anadolu’nun hiçbir yerinde Ermeni nüfus, toplam nüfusun üçte birinden fazla orana sahip olmamıştır; Ermeni Devrimci Federasyonu’nun Türklerle savaşmak yerine onlarla anlaşma yapması gerekmekteydi.

Konferans TASC Eş Başkanı Dr. Halil Mutlu tarafından da desteklenmiştir. Eş başkan Günay Evinch, bu konferans için Büyükelçilik binasını tahsis etme inceliğini gösteren Türkiye Büyükelçisi Serdar Kılıç’a ve elçilik personeline teşekkürlerini sunmuştur. TASC ayrıca kamuoyuna açık eğitim televizyonumda yayınlanması için bu konferansı kayda alan Ercu Ackman'a da teşekkür etmiştir.

 

Bahadır Demir’in Eşinin Mektubu,

Emekli Büyükelçi Sina Baydur-Demir

Sevgili Katılımcılar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Öncelikle TASC yöneticilerine, bana duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak fırsatı sağladıkları için teşekkür ediyorum.

Değerli akademisyen Sayın Christopher Gunn muhakkak çok detaylı ve önemli bir sunum yapacaktır.

Vaktinizi çok almadan, kısaca düşüncelerimden bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum.

Bildiğiniz üzere Başkonsolos Mehmet Baydar ile Yardımcısı, eşim Konsolos Bahadır Demir’in bir Amerikalı-Ermeni tarafından hunharca katledilmeleri üzerinden 45 yıl geçti. Benim için 45 yıl, 45 saniye gibi geçmiştir.

Olayın ertesi günü Santa Barbara'daki morga gidip Bahadır’ı gördüm. Bedenindeki kurşun deliklerini okşadım. Bunlardan en korkuncu, katilin Bahadır’ın öldüğünden emin olmak için ateşlediği, başındaki kurşunun bıraktığı izdi. Polisten Bahadır’ın katille mücadele etmiş olduğunu öğrendim. Ancak bu planlı cinayetten kurtulması mümkün olmadı.

Katil daha önce Başkonsolosluğa geldiğinde kendisini dost bir İranlı olarak tanıtmış ve Türk Hükümeti’ne "bizlere duyduğu sempati" nedeniyle iki antika hediye vermek istediğini söylemişti. Sayın Baydar ve Bahadır, Dışişleri Bakanlığı’nın talimatı üzerine onunla buluşmuşlardı.

Diplomatlarımıza yönelik bu ilk saldırıdan bu yana gerek yerel, gerek uluslararası düzeyde akademisyenler, tarihçiler, hukukçular, diplomatlar bu konu üzerine çalışmalar yapmışlardır. Bugün bu konuya ilişkin farkındalığın arttığını ve kamuoyunun daha iyi bilgilendirildiğini düşünüyorum.

Bu nedenle mesleğinde üstün vasıflarını gösterebilme fırsatı elinden alinmiş olan Bahadır’ı siyasi bir cinayetin kurbanı olarak değil, mesleğine kendi canıyla katkıda bulunmuş bir diplomat olarak hatırlamanızı içten diliyorum.

Saygı ve selamlarımla,

Sina Baydur (Demir)

 




Henüz Yorum Yapılmamış.