14.03.2015
AB Haber
Almanya’da dün üç eyalatte yapılan seçimlerde, Başbakan Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) oy kaybederken, göçmen karşıtı Almanya için Alternatif Parti (AfD) büyük bir çıkış yaptı.
AfD sandık çıkış anketlerine göre, oylarını artırdığı Saksonya-Anhalt’ta yüzde 24, Baden-Württemberg’de yüzde 15, Rheinland-Pfalz’da da yüzde 12 oyla eyalet meclislerine girdi.
Partinin yükselişinde, Başbakan Angela Merkel’in eleştirilen mülteci politikasının da rol oynadığı belirtiliyor.
Geçen yıl 1 milyondan fazla kişi Almanya’ya sığınma başvurusunda bulunmuştu.
Seçim sonuçlarını değerlendiren AfD lideri Frauke Petry, Merkel’in “feci mülteci politikalarının” insanların gözlerini açtığını söyledi.
AfD seçimlere “sınırları iyice kapatalım” ve “sığınmacı kaosunu durduralım” gibi sloganlarla girmişti.
Merkel’in partisi kan kaybetti
Başbakan Angela Merkel’in partisi CDU ise sadece Saksonya-Anhalt’ta birinci parti olabilirken, Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde oy kaybetti.
CDU’nun Baden-Württemberg’de oyları yüzde 27’ye indi, ki bu parti için rekor düzeyde düşük bir oran.
Oysa Almanya’nın batısındaki Baden-Württemberg eyaleti, geçmişte CDU’nun kaleleri arasında gösteriliyordu.
Almanya’da dün seçim yapılan üç eyalette de hükümetler değişmeyeceğe benzer.
Saksonya-Anhalt’yı CDU-SPD (Sosyal Demokrat Parti) koalisyonu, Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz’ı ise SPD-Yeşiller koalisyonu yönetiyor.
——-
Başbakan Merkel’e ağır darbe
Mülteci krizi Alman seçmeni hareketlendirdi. Seçmenin yerleşik partiler tarafından ciddiye alınmadığı hissine kapılması sağ popülist Almanya’nın Alternatifi’ne yaradı.
Almanya’nın Baden-Württemberg, Rheinland-Pfalz ve Saksonya-Anhalt eyaletlerindeki parlamento seçimlerinde alınan sonuçlar sürpriz olmadı. Seçim sonuçları Başbakan Angela Merkel’in ‘açık sınırlar’ politikasının toplumda yol açtığı türbülansa ayna tuttu. Olumlu yanı, beş yıl öncesine göre daha fazla seçmenin sandığa gitmesiydi. Ancak büyük bir seçmen kitlesi oyunu yerleşik partiler yerine, mülteci alımına derhal son verilmesini isteyen sağ popülist Almanya’nın Alternatifi’ne (AfD) verdi.
Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt’ta AfD yüzde 24’lük oranla, bütün zamanların eyalet seçimlerinde en fazla oy toplayan ‘sağaçık’ partisi oldu. Ekonomik durumun iyi, işsiz sayısının ise düşük olduğu batı Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinde de parti ilk defa katıldığı parlamento seçiminde oyların yüzde 15’ini toplamayı başardı. Bu eyalette de her iki Alman’dan biri iltica nedeniyle kiraların ve suçların artmasından, aynı zamanda da İslam’ın nüfuz kazanmasından endişe ediyor.
Merkel sarsıldı ama düşmeyecek
Seçim sonucu ilk bakışta, mülteci politikasına yön veren Başbakan Angela Merkel’in bozguna uğraması anlamına geliyor. Merkel’in partisi, 1952 yılından bu yana kalesi sayılan Baden-Württemberg’de ilk kez birinci olamadı. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Rheinland-Pfalz ve Saksonya-Anhalt eyaletlerinde de oy kaybetti. Başbakanın partisi daha büyük bir hezimete uğramamasını muhtemelen, Avusturya ve Balkan ülkelerinin ‘Balkan rotasını’ Merkel’in şiddetle eleştirmesine rağmen kapatmasına borçluydu. Almanya’ya gelen mülteci sayısının azalmasından memnun olduğunu söyleyen Almanların oranı yüzde 70’i buluyor.
Eyalet seçimleri aynı zamanda, mülteci sayısının daha fazla artmaması için Berlin’deki koalisyon hükümetine verilmiş ihbar yerine de geçiyor. Sınırların açık bırakılmasına karşı çıkan koalisyon hükümetinin Bavyera eyaletindeki küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) kendini haklı çıktı sayıyor. Türkiye ile yapılacak önemli görüşmelere dört gün kala Avrupalı ortaklarının Merkel üzerindeki baskısı da artıyor. Avusturya Başbakanı Werner Faymann, Almanya Başbakanı’ndan üst sınır koyarak Almanya yönündeki ‘mülteci yarışını’ durdurmasını istedi.
Pazar günkü seçimlerden sonra başbakanın devrilmesi ya da istifaya zorlanması söz konusu olamaz. Mecliste Merkel’e karşı çoğunluk bulunmuyor. Öte yandan (mülteci krizindeki rotası dışında) Merkel’den memnun olanların oranı bir hayli yüksek.
‘Kitle partilerinin’ sönüşü
Mülteci krizi Almanya’nın siyasi partiler sistemini oldukça sarstı. CDU gibi ikinci büyük kitle partisi olan Sosyal Demokrat Parti (SPD) de sürekli kan kaybediyor. Seçmen çoğunluğu SPD’nin ne istediğini kestiremediğini söylüyor. Parti Genel Başkanı Sigmar Gabriel’in göze batar şekilde taktik değiştirdiği mülteci krizi de bunda rol oynuyor.
Büyük partilerin koalisyon kurabilmek için küçükler arasından tek bir partiyle anlaşmasının yeterli olduğu dönemler artık geride kaldı. Avrupa’da normal sayılan parlamento aritmetiği Almanya’ya da ulaştı. Sadık seçmenler azalıyor, parlamentolar ve hükümetler daha da ‘renkleniyor’, hükümet kurmak ise zorlaşıyor. Büyük koalisyon adı verilen CDU – SPD ortaklığı bile Baden-Württemberg’de koalisyon hükümeti kurmaya yetmiyor. Şimdiye kadar hiçbir eyalette iki büyük kitle partisinin milletvekili sayısının hükümet kurmaya yetmediğine tanık olunmamıştı.
Eyalet Başbakanı Winfried Kretschmann, Yeşilleri ilk kez bir eyalette birinci parti yapmayı başardı. Muhafazakar değerlere bağlılığıyla tanınan Kretschmann seviliyor ve rakip partiler tarafından da takdir ediliyor. Seçmen onun, kanaat getirdiği şeylere olan inancını parti politikasına tercih ettiğini anlıyor. Kretschmann mülteci krizinde de partisinin görüşlerinden ayrılarak, iltica yasasının sertleştirilmesinden yana çıkmıştı. Tuhaf ama yerleşik parlamenter sistemi beğenmeyen AfD seçmeninin de yüzde 70’i, Kretschmann’ın iyi bir eyalet başbakanı olduğunu söylüyor. Halkın siyasete küskünlüğünün arttığı bir dönemde inandırıcı olabilmenin ne kadar önem kazandığını Rheinland-Pfalz eyaletinin Sosyal Demokrat Başbakanı Malu Dreier örneğinde de görmek mümkün. Dreier, partisine oy kaybettiren trendin aksına SPD’nin oy oranını arttırmasını sağladı.
2013 yılında federal meclise giremeyen Hür Demokrat Parti, Hamburg ve Bremen’den sonra Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde de yüzde 5’lik barajı aşarak siyaset sahnesine döndü. İltica yasalarının sertleştirilip mülteci sayısının sınırlandırılmasına karşı çıkan Sol Parti ise Saksonya-Anhalt’ta seçmen tarafından cezalandırıldı ve başbakanlığa oynarken AfD’nin bile gerisine düştü.
Büyüklere kafa tutan parti
AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki liste başı adayı Andre Poggenburg her defasında daha fazla seçmeni sandığa çektiği için partisinin demokrasiye büyük hizmetinin dokunduğunu söylüyor. Gerçekten de sağ popülist parti bütün diğer partilerden seçmen kazandı. En çok da şimdiye kadar oy kullanmayanları harekete geçirdi. Halk çoğunluğu mülteci krizinde yerleşik partiler tarafından ciddiye alınmadığını hissediyor. Her dört seçmenden biri AfD’nin endişelerini daha iyi anladığını söylüyor. Ancak seçmen sağ popülistlerin, sorunları olduğu gibi dile getiren bir protesto partisi olduğunu ve çözüm üretemeyeceğini de biliyor.
Sekiz eyalette temsil edilen Almanya’nın Alternatifi partisinin 2017 genel seçimlerinde federal meclise de girmesi mümkün. Araştırmacılara göre bunda, Angela Merkel liderliğindeki CDU’nun merkeze sayarak siyasi yelpazenin sağında bu partiye yer açmış olması da rol oynuyor.
Şimdiye kadar Almanya’daki protesto partileri uzun ömürlü olmamıştı. Schill ve Statt partileri kısa zamanda silinip gitmişti. Korsanlar da unutulmaya başladı. Mülteci krizi ve sonuçlarının Alman siyasetini daha uzun süre meşgul edecek olması, AfD’nin ise saman alevi gibi geçmeyeceğini gösteriyor.
—————-
5 soruda Almanya’da eyalet seçimleri
Almanya’da pazar günü üç eyalette yapılan seçimlerin sonuçları ne anlama geliyor? Beş soruda seçimler:
Almanya’da Baden-Württemberg, Rheinland-Pfalz ve Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimlerde sağ popülist AfD üç eyalette de iki haneli oy oranlarına ulaşarak eyalet meclisine girmeyi başardı. Başbakan Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) oy kaybederken, Merkel’in sığınmacı krizindeki tutumunun partinin oy kaybetmesine yol açtığı yorumları yapılıyor. İşte 5 soruda eyalet seçimleri:
1.Seçim sonuçları Alman hükümetini baskı altında bırakır mı?
Başbakan Angela Merkel ve koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı Sigmar Gabriel’in artık AfD’nin Alman Federal Meclisi’ne girmesinin engellenmesi için kafa yorması gerektiğine dikkat çekiliyor. Gabriel, koalisyon ortakları CDU ve Hristiyan Sosyal Birlik’e (CSU) sığınmacı krizi konusunda anlaşmalarını önerdi. Ancak CSU pek anlaşmadan yana olduğu mesajı vermiyor. Partinin genel sekreteri Andreas Scheuer seçim akşamı “Sığınmacı krizin etkin çözümlere ihtiyacımız var” dedi. Ancak Merkel’in şimdilik sığınmacı sayısına üst sınır getirilmesi ve Türkiye ile işbirliği gibi konularda tutumunu değiştirmek gibi bir niyeti yok.
2.Koalisyon ayakta kalabilecek mi?
CDU, kalesi olarak bilinen Baden-Württemberg’de 2011 seçimlerine kıyasla 12 puan oy kaybetti; SPD ise Baden-Württemberg ve Saksonya-Anhalt’ta neredeyse 10’ar puan oy kaybına uğradı. Koalisyon ortaklarının seçmenlerini nasıl geri kazanabilecekleri yönünde yeni fikirler geliştirmesi gerekiyor. Rheinland-Pfalz’da SPD biraz oylarını artırmış olsa da, iki parti koalisyon alışılageldik oy oranları olan toplam yüzde 70’e ulaşamadı.
3.Üçlü koalisyon mümkün mü?
Ne kadar çok sayıda parti meclise girerse, iki partili koalisyon kurmak o kadar zorlaşıyor. Dolayısıyla üçlü koalisyon seçeneği gündeme geliyor. Esasında Baden-Württemberg ve Rheinland-Pflaz’da iki partili koalisyon hükümetleri kurulabilir, her ne kadar siyasi açıdan bu arzulanmasa da. Stuttgart’ta Yeşiller’in CDU ile Mainz’da ise SPD’nin CDU ile bir koalisyon kurması olası.
4.AfD’nin yükselişi kitle partilerini nasıl etkileyecek?
Sağ popülist AfD, gelecek yıllarda yerleşik kitle partilerini bir hayli zorlayacak gibi görünüyor. Partinin lideri Frauke Petry, seçim sonuçlarının belli olmasının ardından, “Biz artık bir galibiyet yolundayız” dedi. CDU’nun bu partiyi görmezden gelme tutumunu sürdürüp sürdüremeyeceği şimdilik bir soru işareti. Merkel’in çevresi şimdilik sığınmacı krizinin üstesinden gelinmesi halinde, seçmenlerin kitle partilerine dönüş yapacağını düşünüyor. SPD Genel Başkanı Gabriel ise demokratik orta sınıftan mücadele etmeden vazgeçmeyeceği sinyali verdi.
5.Kişiler mi, partiler mi etkili?
Baden-Württemberg’de Winfried Kretschmann liderliğindeki Yeşiller’in, Rheinland-Pfalz’da Malu Dreyer liderliğindeki SPD’nin başarısı kişisel popülaritenin de seçmenleri etkilediğini ortaya koyuyor. Anketlere göre, seçmenlerin yüzde 80’inden fazlası Kretschmann’ın geçen beş yılda iyi bir iş çıkardığı görüşünde. Dreyer’in ise sosyal demokrat geleneğe bağlı kalmasının seçmenin takdirini kazandığı ifade ediliyor.
Dw
Henüz Yorum Yapılmamış.
- CENEVRE GÖRÜŞMELERİNDE ÖNKOŞUL TARTIŞMASI Kafkasya ve Türk-Ermeni İlişkileri 15.03.2016
- AB: İRAN’A YAPTIRIM GÜNDEMİMİZDE DEĞİL Avrupa - AB 15.03.2016
- RUSYA VE TACİKİSTAN ASKERİ TATBİKAT YAPACAK Asya - Pasifik 15.03.2016
- KAZAKİSTAN CUMHURBAŞKANI “AZERBAYCAN KAZAKİSTAN İÇİN KAFKASYA BÖLGESİNDE STRATEJİK ORTAK” Kafkasya ve Türk-Ermeni İlişkileri 15.03.2016
- ERMENİSTAN CUMHURBAŞKANI YUNANİSTAN'DA Kafkasya ve Türk-Ermeni İlişkileri 15.03.2016
-
25.01.2016
THE ARMENIAN QUESTION - BASIC KNOWLEDGE AND DOCUMENTATION -
12.06.2024
THE TRUTH WILL OUT -
27.03.2023
RADİKAL ERMENİ UNSURLARCA GERÇEKLEŞTİRİLEN MEZALİMLER VE VANDALİZM -
17.03.2023
PATRIOTISM PERVERTED -
23.02.2023
MEN ARE LIKE THAT -
03.02.2023
BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN BORU HATTININ YAŞANAN TARİHİ -
16.12.2022
INTERNATIONAL SCHOLARS ON THE EVENTS OF 1915 -
07.12.2022
FAKE PHOTOS AND THE ARMENIAN PROPAGANDA -
07.12.2022
ERMENİ PROPAGANDASI VE SAHTE RESİMLER -
01.01.2022
A Letter From Japan - Strategically Mum: The Silence of the Armenians -
01.01.2022
Japonya'dan Bir Mektup - Stratejik Suskunluk: Ermenilerin Sessizliği -
03.06.2020
Anastas Mikoyan: Confessions of an Armenian Bolshevik -
08.04.2020
Sovyet Sonrası Ukrayna’da Devlet, Toplum ve Siyaset - Değişen Dinamikler, Dönüşen Kimlikler -
12.06.2018
Ermeni Sorunuyla İlgili İngiliz Belgeleri (1912-1923) - British Documents on Armenian Question (1912-1923) -
02.12.2016
Turkish-Russian Academics: A Historical Study on the Caucasus -
01.07.2016
Gürcistan'daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset -
10.03.2016
Armenian Diaspora: Diaspora, State and the Imagination of the Republic of Armenia -
24.01.2016
ERMENİ SORUNU - TEMEL BİLGİ VE BELGELER (2. BASKI)
-
AVİM Konferans Salonu 08.05.2026
“GÜNÜMÜZDE DİNİN SİYASET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: PATRİKHANE ÖRNEĞİ” BAŞLIKLI KONFERANS
