ALMAN PARLAMENTOSU TÜRKİYE’Yİ SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMIYLA SUÇLAMAYA HAZIRLANIYOR (2) – MİLLİYET
Blog No : 2016 / 23
02.06.2016
Paylaş :
PDF İndir :



Milliyet, 23.05.2016

Alman Parlamentosu koyu taassubun esiri

 

Alman Federal Meclisi’nin Lepsius’un kitap ve yayınlarını bugün hâlâ sözde Ermeni soykırımı iddiasını kanıtlayan temel kaynak olarak göstermesi, Alman yasama organının koyu bir taassubun ve Türkiye’ye karşı derin bir tutsağı olduğunu gösteriyor...

 

II. Dünya Savaşı sonrasında Alman siyasetçileri ustalıklı bir manevrayla Yahudi soykırımının tüm sorumluğunu Nazilere yıkarak Alman milletini sorumluluktan uzak tutmaya da, bu iğrenç suçun ağır yükünü Alman kolektif hafızasından silemediler. Suçluluk algısı, Alman toplumunda güncelliğini yitirmeyen utanç duygusuna ve derin psikolojik etkilere yol açmıştı. İşte bu nedenle, Avrupa bütünleşme sürecinde tarihi bir rol oynamak ve dünya politikasında ekonomik gücüyle orantılı bir güç merkezine dönüşmek isteyen Almanya, suçunu paylaşacak tarihi ortaklık aramakta ve vicdanını temizlemek için Ermeni soykırımını desteleyerek Türk milletinin tarihini haksız ve asılsız iddialarla kirletmeye çalışmaktadır.

Esasında, Almanya’nın, “Almanları aklama, Türkleri suçlama” politikası bir hayli gerilere, I. Dünya Savaşı’na gitmektedir. Daha savaş sürecinde Batılı ülkelerde yerleşik bir kanı olan, Osmanlı Hükümeti’nin tehcir kararını Alman Genel Kurmayı’nın desteği ile aldığı ve uyguladığı yolundaki iddialar, savaş sonrasında alenen tartışılmaya başlanmıştı. Nitekim, Almanya’nın Ermeni tehcir ve kırımının baş mimarı olduğu, 1914-1916 yıllarında İstanbul’da görevli olan ABD Büyükelçisi Morgenthau tarafından iddia edilmişti. Morgenthau anılarında, tehcirin Türklere Almanlar tarafından önerildiğini Alman Amirali Usedom’un kendisine bizzat söylediğini yazmıştı. Amerikalı tarihçi ve misyoner H. A. Gibbons da, Ermenilerin “yok edilmesinden” Almanları sorumlu tutuyordu.

 

PROTESTAN DİN ADAMI LEPSİUS’UN SAHTEKÂRLIĞI

Savaştan yenik çıkmış olmanın ezikliği altındaki Alman Hükümeti, bu suçlamaların yarattığı psikolojik baskıya karşı durabilmek, tehcir ve uygulamasında hiçbir sorumluluğu olmadığını belirtmek ve sorumluluğun sırf Osmanlılara ait olduğunu ortaya koymak amacıyla, Alman Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde bulunan sadece işine gelen bazı belgeleri yayımlatma yoluna gitti. Bu hassas görevkoyu bir Ermeni dostu olarak tanınan Protestan Papazı Lepsius’e verildi. Lepsius, bu görevi icabı yazdığı “Deutschlandund Armenien 1914-1918” başlıklı kitabında, Alman Hükümeti’nin Ermenilerin durumunu iyileştirmek için her türlü çabayı sarfettiğini ve Ermeni kırımı konusunda tamamen masum olduğunu kanıtlamaya çalıştı.

İngiliz tarihçi UlrichTrumpener, “Germany and the Ottoman Empire, 1914-1918” adlı eserinde, Lepsius’ün sahtekârlığının, yayınladığı arşiv belgelerini Osmanlı Devleti’ni suçlayacak ve Almanları aklayacak şekilde seçmesinden çok daha öteye gittiğini açıklamış ve Lepsius’un yayınladığı örijinal belgelerdeki bazı önemli pasajları,  ya değiştirdiğini, ya da sildiğini vurgulamıştır. Fritz T. Epstein adlı Alman tarihçisi de Lepsius’un kitabındaki orijinal belgelerin tahrif edildiğini doğrulamış; bir diğer Alman tarihçi, Wolfgang Gustda, Lepsius’un yaptığının, “Almanya’yı aklamak, Türkiye’yi suçlamak, Dışişleri Bakanlığı’nın belge ihtiyacını karşılamak ve Ermenilerin itimadını kazanmak” şeklinde dört cepheli bir yapıya benzediğini açıklamıştır.

 

LEPSİUS: TÜRK YİYİCİSİ YARATIK

Alman araştırmacı-yazar Hans Barth’ın “Türke, Wehre Dich” (Türk Kendini Savun) adlı kitabında, “Türkenfresser” (Türk yiyicisi yaratık) adıyla tanımladığı Lepsiushakkında yaptığı şu değerlendirme, Lepsius’unkitap ve yayınlarının güvenilecek bir tarihi kaynak olamayacağını ortaya koyuyor:

“Lepsius, Almanya’da uzun bir mücadele ve çalışmadan sonra Türkler aleyhine bir kamuoyu oluşturmakta başarılı olmuştur. Hatta bugün bile birçok araştırmacı onun roman özelliği taşıyan yayınlarından faydalanmaktadır. (…) Bir defa Lepsius birinci asırlardan kalma kopkoyu haçlı düşüncelere sahip bir papazdır. Bu haçlılık ruhu ve düşüncesini her fırsatta hem de açıkça ortaya çıkarıp işlemektedir. (…) Lepsius bütün Türk olanlara karşı, vahşi, körü körüne acımasız bir kin sergilemekte… katliamın politik, ahlaki ve sosyal sebeplerini tamamen örtbas etmekte ve keyfi sahte vahşet olayları sunmaktadır.”

Belirttiğimiz bu hususlar, Lepsius’un, amansız bir Türk düşmanı olduğunu, 1915 olaylarını Müslüman-Hıristiyan çatışması perspektifinden değerlendirdiğini ve Almanya’yı temize çıkarma amacıyla tahrif edilmiş belgelere dayanan kitabının propaganda vasıtası olduğunu kanıtlamaktadır.

 

FEDERAL MECLİS KOYU TAASSUBUN VE TÜRKİYE’YE KARŞI DERİN BİR ÖNYARGININ ETKİSİ ALTINDA

Buna rağmen, Alman Federal Meclisi’nin Lepsius’un kitap ve yayınlarını bugün hâlâ sözde Ermeni soykırımı iddiasını kanıtlayan temel kaynak olarak göstermesi, Alman yasama organının koyu bir taassubun ve Türkiye’ye karşı derin bir önyargının tutsağı olduğunu gösteriyor.

Nitekim, 2005 yılında Federal Meclis tarafından kabul edilen ve Osmanlı Hükümeti’ni dolaylı olarak soykırımla suçlayan karar, Protestan ilahiyatçısı Profesör Herman Gotz tarafından Lepsius’un kitabındaki iddialara dayanılarakkaleme alınmıştı.

2 Haziranda görüşülecek karar tasarısı Federal Meclis’teki Parti gruplarıtarafından gizlilik içinde hazırlanmakta olduğundan, şu anda elde bir metin yoktur. Ancak, ortaya çıkacak metnin, iktidar partilerinin 2015’te, Yeşillerin ise 2016’da Meclis’e sunmuş oldukları tasarılardan derleneceği anlaşılmaktadır. Her iki tasarının gerekçesinde, Lepsius’un, 1915 Temmuz/Ağustos aylarında İstanbul’da yürüttüğü araştırmalar sonucunda Ermenilerindurumu hakkında yazmış olduğu fakat o dönemde askeri sansür nedeniyle Almanya’da yasaklanmış olan raporuna atıfta bulunulmaktadır.

Lepsius’ün, Osmanlı Hükümeti’nin Ermeni azınlığına karşı bir toplu kıyım tasarlayıp uyguladığını iddia ettiği bu rapor, savaş sona erince “Dr. Johannes Lepsius’ün Ermeni Katliamı Hakkındaki Gizli Raporu” adıyla Paris’te yayımlanmıştır.

 

FEDERAL MECLİS’İN SOYKIRIM İDDİASI AMERİKAN MİSYONERLERİN UYDURUK RAPORLARINA DAYANIYOR

Bu rapora dayanarak Türkleri soykırımla suçlayan Alman parlamenterlerin gözden kaçırdıkları husus, Lepsius’un sözkonusu raporunu nasıl hazırlamış olduğudur. Bu konuda, Amerikalı tarihçi Profesör HeathLowry’nin “Büyükelçi Morgenthau’nun Öyküsünün Perde Arkası” adlı eserinde ayrıntılı bilgiler vardır. İstanbul’da bir ay kalan ve Anadolu’ya gitmeyen Lepsius 31 Temmuz 1915’te Amerikan Büyükelçisi Morgenthau’yu ziyaret ederek, “Osmanlı vahşetine” ilişkin bilgi talebinde bulunmuştur. Morgenthau muhatabına, konsolosların ve Amerikalı Protestan misyonerlerin uyduruk ve düzmece iddialara dayalı raporlarını vermiştir. Lepsius de, bu bilgilere dayanarak sonradan Paris’te kitap halinde yayımlanan raporunu yazmıştır. Profesör Lowry’nin araştırmaları, Morgenthau’nunLepsius’e verdiği bilgileri, aynı zamanda “İngiliz Savaş Propaganda Bürosu” tarafından 1916’da yayımlanan Mavi Kitap’ın editörü konumundaki ViscountBryce’a da verdiğini göstermektedir. Yani, bugün artık tam bir savaş propaganda malzemesi olduğu ortaya çıkan Mavi Kitap ile Lepsius’un savaş sonrası Paris’te kitap olarak yayımlanan raporu ve Büyükelçi Morgenthau’nun anılarının dayandığı bilgilerin kaynağı aynıdır.

 

* Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/alman-parlamentosu-koyu-taassubun/gundem/ydetay/2249828/default.htm


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.