FRANSIZ SENATOSUNUN VE ULUSAL MECLİSİNİN YUKARI KARABAĞ’A İLİŞKİN ALDIKLARI KARARLAR - 03.12.2020
Blog No : 2020 / 41
07.12.2020
5 dk okuma

Ömer ZEYTİNOĞLU*

 

Fransız Senatosu 25 Kasım 2020, Ulusal Meclisi ise 3 Aralık 2020 tarihlerinde, önceki yıllarda kendisini bağımsız cumhuriyet olarak ilan etmiş bulunan, ayrılıkçı Ermeniler tarafından yönetilen Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesinin tanınmasını Hükümetten talep eden birer karar kabul etmiştir.

Aşağıdaki bölümlerde ayrıntılı olarak belirtileceği üzere, işaret edilmesi gereken husus Hükümetin Yukarı Karabağ’ın tanınması talebine açıkça karşı olduğudur. Ayrıca kararların bağlayıcı olmadığı belirtilmektedir.

Senatonun kararında, Türkiye’nin ve “paralı askerlerin” desteklediği Azerbaycan’ın askeri saldırıları kınanmakta, Azerbaycanlı kuvvetlerinin derhal geriye çekilmesi istenmekte ve Hükümet tarafından alınması gereken önlemlere yer verilmektedir. Kararda ayrıca, öncelikle sivil halka insani yardım yapılması, Fransa’nın eş-başkanı olduğu AGİT Minsk Grubunun faaliyetleri çerçevesinde, 1994 sınırlarına dönülmesini teminen, kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla müzakere açılması istenmektedir.

Kararda bundan başka Türkiye’nin oynadığı rolün diplomatik açıdan neden olduğu sonuçların değerlendirilmesi ve Avrupalı ortaklarla en etkin karşılığın verilmesi talep edilmektedir.

“Yukarı Karabağ Cumhuriyeti’nin” tanınması istenmekte, bunun kalıcı bir çözümün bulunması yolunda uygun bir müzakere aracı olarak görülmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Senatoda yer alan görüşmelerde 14 senatör söz almış, son konuşmayı Hükümet adına Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Jean-Baptiste Lemoyne yapmıştır. Oylamadan hemen önce kürsüye çıkan Devlet Sekreteri Lemoyne’nun konuşması, alışılmışın aksine, karar tasarısına karşı unsurlar içermektedir. Lemoyne, Fransa’nın Minsk Grubu içinde ağırlığını hissettirmeye devam etmek istiyorsa, üzerine düşenin tarafsız kalmak olduğunu belirtmiş, Fransa’nın tek başına Yukarı Karabağ’ı tanımasını, sahada yaratacağı yarar ve etkinlik açısından sorgulayarak bunun kimseye avantaj sağlamayacağına işaret etmiştir.

Lemoyne, çatışmaların başlamasından bu yana paralı askerlerin gönderilmesine, ilk defa, Cumhurbaşkanı Macron’un parmak bastığını hatırlatarak, Fransa’nın izlediği politikanın sivil halka yardım, kültürel varlıkların korunması ve siyasi bir çözüm bulunması hususlarına dayandığını ifade etmiştir. Türkiye ile olan ilişkilere, kısa bir süre önce Fransa’da Bozkurt Hareketinin yasaklanmış olduğunu hatırlatarak değinmiş, bütün bu konuların 11 Aralık’ta yapılacak AB Zirvesinde ele alınacağını söylemiştir. Konunun öneminin farkında olduklarının altını çizen Devlet Sekreteri, Yukarı Karabağ Cumhuriyetini bugüne kadar, Ermenistan dahil, hiçbir devletin tanımadığını vurgulamıştır.

Doğal olarak, Ermenistan yönetiminin, Senatonun almış olduğu kararı memnuniyetle karşıladığı görülmektedir. Ermenistan Dışişleri Bakanı kararın Yukarı Karabağ halkının kendi geleceğini seçme hakkının kabulü (self-determinasyon) yolunda önemli bir aşama anlamına geldiğini, Yukarı Karabağ’ın saldırıya maruz kaldığının Senato kararıyla teslim edilmesinin bölgesel barışın kurulmasına katkı yapacağını belirtmiştir.

Türkiye karara tepki göstermiştir. Türkiye ile ilgili olarak bu bağlamda ileri sürülen ithamları külliyen reddettiğini belirten Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fransız Senatosunun kararının iç politika mülahazalarıyla uluslararası hukuku hiçe sayan bir yaklaşımı yansıttığını, Azerbaycan’ın işgalden kurtardığı kendi topraklarından çekilmesine ilişkin, kararda yer alan ifadelerin gülünç, taraflı ve gerçeklerden kopuk olduğunu vurgulamıştır. Türkiye’nin her zaman barıştan yana olduğunun hatırlatan Çavuşoğlu, barışın sağlanması amacıyla Fransa ile iş birliği yapılabileceğini ifade etmiştir.

Fransız Ulusal Meclisinde yapılan görüşmelere Avrupa ve Dışişleri Bakanı Yves le Drian katılarak bir konuşma yapmıştır. Meclis üyelerinin konuya ilişkin hassasiyetini anladığının altını çizen Bakan, bununla beraber böyle bir tanımanın Fransa’nın Minsk Grubu içindeki rolünü zayıflatacağını, arabuluculuk yapmasını zorlaştıracağını, esasen Ermenilerin de tanıma konusunda bir talepleri bulunmadığını belirtmiştir. Le Drian tanıma kararına karşı olduğunu vurgulamıştır.

Çeşitli saikler altında kabul edilen bu tür kararların, sonradan, alınmamış olmasının tercih edileceği gibi durumlar söz konusu olabilmektedir. Fransız Senatosunun ve Ulusal Meclisinin almış oldukları kararlar bu çerçevede mütalaa edilebilir. Hükümet kanadının Yukarı Karabağ’ın tanınması talebine karşı olduğu açıkça görülmektedir. Senatörlerin ve milletvekillerinin tanıma talebinde ısrar etmelerinin tamamen iç politika, Fransa’daki Ermeni toplumunu tatmin etme, Fransa’da giderek güçlenen Müslüman karşıtı tutuma yeni bir gerekçe sağlama mülahazalarından kaynaklandığını söylemek yanlış bir değerlendirme olmayacaktır. Yukarı Karabağ’ın Ermenistan tarafından bile tanınmadığı dikkate alındığında gelinen bu yer, sorunun çözümüne katkıdan ziyade bunu zorlaştırıcı bir nitelik taşımaktadır. Bunun örnekleri geçmişte, 1915 olayları konusunda, aynı Parlamentonun ülkemizle ilgili olarak almış olduğu kararlarda da görülmüştür.

 

* E. Büyükelçi


© 2009-2020 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.