
Hürriyet Daily News (5 Eylül 2020)
Teoman Ertuğrul TULUN*
Hatırlanacağı gibi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçen yıl Kasım ayında The Economist ile yaptığı mülakatta NATO'nun "beyin ölümünü" ilan etti.
Bu bağlamda, bir Avrupa askeri gücünün kurulması hayalinden de bahsetti. The Economist, Macron’un Avrupa'nın geleceğiyle ilgili görüşlerini "kıyamet haberi" olarak nitelendirdi ve Macron'un "merkezci bir Avrupalı politikacı ve uluslararası işbirliği taraftarı için şaşırtıcı derecede kasvetli bir tablo" çizdiğini belirtti.
Macron’un doğruyu söyleme kisvesi altındaki uygunsuz kaba benzetmesi çerçevesinde, Fransa’nın NATO ile tarihsel olarak sorunlu ilişkisini anımsamakta yarar bulunmaktadır.
Öncelikle, bu bağlamda, Fransa'nın Mart 1966'da ABD'nin güvenlik meseleleri üzerindeki hakimiyetini protesto etmek için NATO’nun bütünleşmiş askeri yapısından çekildiğini belirtmek gerekir.
Hafızayı tazelemek açısından, bu konudaki gelişmeleri, NATO’nun Gelişen Güvenlikle ilgili Meydan Okumalardan Sorumlu zamanın Genel Sekreter Yardımcısı Jamie Shea’nın Mart 2009’da gerçekleştirdiği bir video konferansından dinlemek daha uygun olacaktır. Shea şöyle diyor: “Şunu belirtmeliyim ki, Fransızların Amerikalılara karşı hayal kırıklığı, 1956 Ekim'inde Süveyş fiyaskosuyla, İngiliz ve Fransızların Mısır’ı işgalinden ve İsrailliler ile gizli bir anlaşmanın parçası olarak Süveyş Kanalı'nı Nasır'dan geri almasından sonra, Amerikalıların onları desteklemek yerine fişi çekmesiyle başladı. Eisenhower, Fransızlar ve İngilizler hakkında şu ünlü ifadede bulundu: ‘Bu adamlar, bize tüm Arap dünyasını kaybettirmek üzereler.’… Fransızlar, bugünkü kuzey Vietnam olan Fransız Hindiçin'inde tutunmaya çalışırken, 1954'te Dien Bien Phu'daki Fransız yenilgisi sırasında Amerikan desteğini alamamaktan ve Cezayir'e tutunma girişimlerini Amerika’nın desteklememesinden ötürü memnuniyetsiz idiler.”
Yukarıdaki anlatımın da ortaya koyduğu gibi, Fransa'nın NATO’dan tarihsel memnuniyetsizliği, esas olarak NATO'nun, Fransa’nın Orta Doğu, Afrika ve Asya’daki sömürgeci savaşlarını desteklemekten kaçınmasından kaynaklanmaktadır.
Bu örnekler, Fransa'nın o yıllarda NATO’yu, kendisinin sömürgeci hedefleri için kullanamadığını göstermektedir. Talepleri karşılanmayınca da NATO'dan uzaklaşmıştır.
NATO'nun demokratik yapısı ve oydaşmaya dayalı karar alma sistemi, Fransa'nın, şu anda Avrupa Birliği'nde Doğu Akdeniz ile ilgili olarak yapmaya çalıştığının aksine, NATO'da bir “egemen” gibi davranmasına izin vermemiştir.
Doğu Akdeniz bağlamında izlemeye çalıştığı “egemen olmaya dayanan” militarist politika göz önüne alındığında, Fransa'nın eski sömürge dönemlerine geri dönmeyi şiddetle arzuladığı değerlendirmesine varmak mümkündür.
İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından Fransa, her iki Dünya Savaşından galip çıkan iki ana devletin AB’deki tek temsilcisi olarak kalmıştır.
Bu eski "muzaffer" unvanının hala geçerli olduğunu düşünen Fransa, kendisini Avrupa Birliği'nde tek karar verici olarak görme eğilimindedir. En azından şimdilik, AB'nin karar alma mekanizmalarının tam kontrolünü elinde tutuyor gibi görünmektedir. Fransa, NATO’da böyle bir davranış sergileyemez. ABD ve Türkiye’nin, NATO’da bu tür davranışlara izin vermeyeceği açıktır.
Dolayısıyla Fransa'nın NATO’yu hiç sevmediğini ve NATO’yu zayıflatmak ve başarabilirse yok etmek için elinden geleni yaptığını söylemek mümkündür.
Almanya'nın akil biçimde uzlaştırmacı yaklaşımının aksine, Fransa’nın kargaşaya yol açacak şekilde Doğu Akdeniz’e müdahil olmasının, NATO’da istişare mekanizmaları çerçevesinde acilen ele alınması gerekmektedir.
* Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM)
** Bu yazı ilk olarak 5 Eylül 2020 tarihinde Hürriyet Daily News’da İngilizce olarak yayınlamıştır. Yazının orijinali için tıklayınız: https://www.hurriyetdailynews.com/france-ceaselessly-wearing-down-nato-op-ed-157977
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır
Henüz Yorum Yapılmamış.
-
AVRASYA’DA İVEDİ İŞBİRLİĞİNE DAYALI YENİ BİR GÜVENLİK DÜZENİ GEREKSİNİMİ - HÜRRİYET DAILY NEWS - 19.10.2018
Teoman Ertuğrul TULUN 24.10.2018 -
THE FAR-RIGHT’S RISE IN SWEDEN - HÜRRİYET DAILY NEWS - 06-07.01.2018
Teoman Ertuğrul TULUN 17.01.2018 -
CRUCIAL CHOICE FOR INDIAN DEMOCRACY -DAILY SABAH - 02.01.2018
Teoman Ertuğrul TULUN 05.01.2018 -
THE BALKANS: NEITHER THE BACKYARD OF EU NOR THE PLAYGROUND OF ANY COUNTRY - DAILY SABAH - 24.10.2018
Teoman Ertuğrul TULUN 31.10.2018 -
HOLLANDA DIŞİŞLERİ BAKANI, OBAMA’YA KARŞI - HÜRRİYET DAILY NEWS - 26.07.2018
Teoman Ertuğrul TULUN 02.08.2018
-
BOOK REVIEW: THE LAST OTTOMAN WARS: THE HUMAN COST, 1877-1923 - AIIA - 25.02.2020
Derek MCDOUGALL 27.02.2020 -
WESTERN SUPPORT TO TERRORISM TARGETING TURKEY- 29.06.2022
Deniz ÜNVER 29.06.2022 -
FURTHER RUSSIAN MILITARIZATION OF THE BLACK SEA REGION: AIR DOMAIN ON THE AGENDA – JAMESTOWN FOUNDATION – 09.07.2019
Ihor KABANENKO 10.07.2019 -
GERMANY’S HIGH REPRESENTATIVE CANDIDATE IN BIH, CHRISTIAN SCHMIDT, AND HIS POSSIBLE USE OF BONN POWERS - 07.04.2021
Senad SEVDİK 26.04.2021 -
AMERICA'S DOUBLE STANDARD ON NAGORNO-KARABAKH – NATIONAL INTEREST – 16.03.2018
Dr. Farhad MAMMADOV 19.03.2018
