MADALYONUN DİĞER YÜZÜ-II: ERMENİ DEVRİMCİ FEDERASYONU
Yorum No : 2019 / 29
13.03.2019
Paylaş :
PDF İndir :

Ermeni Apostolik Kilisesinin Kilikya Katolikosluğuna bağlı bulunan ABD’deki Doğu Kilisesi’nin (Eastern Prelacy) haftalık olarak yayınladığı Crossroads[1] adlı bir yayınında, tarihteki önemli Ermeni şahsiyetlerine yer verdiğinden daha önceki yazımızda bahsetmiştik. Bu yayınlarda, istenmeden de olsa, 1915 olayları hakkındaki iddiaların üzerine kurulduğu anlatının ne kadar tutarsız bir zemine sahip olduğunu, Ermeni Devrimci Federasyonu’nun (EDF) önde gelen isimlerinden Svarsh Missakkian’ın hayat hikâyesi bazında değerlendirmiştik.[1] Bu çerçevede Crossroads’da 1 Şubat’ta doğum günü vesilesiyle yayınlanan bir diğer hayat hikâyesi de, de-facto Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti’nin (Birinci Ermenistan Cumhuriyeti) ilk başbakanı Ovannes Kaçaznuni’nin hayat hikâyesidir.

Kaçaznuni, mimarlık üzerine aldığı üniversite eğitiminin son yıllarında EDF’ye katılmıştır, ancak aktif olarak politikaya atılması 1906 yılında, Bakü’de meydana gelen 1904-1905 olaylarının ardından kurulan komisyonda yer almasıyla olmuştur. Komisyon’un kurulmasının ardından Bakü’de olaylar durulmamış aksine artmıştır.[2]  EDF ise Bakü’de gerçekleşen olayları kışkırttığı gerekçesiyle Çarlık Rusya’sını sorumlu tutmuştur. Bu nedenle EDF’ye karşı Çarlık yönetimi tarafından 1911 yılında davalar açılmıştır. Kaçaznuni de kendisine yöneltilen suçlardan kaçarak, bir süre Avrupa’da yaşamıştır.[3]

1914 yılında, Kaçaznuni Kafkasya’ya geri dönmüş, 1918 yılında ise Transkafkasya Cumhuriyeti parlamentosuna seçilmiştir. Bu yıllar daha sonra, 1923 yılında, Kaçaznuni’nin partisini eleştirel açıdan ele aldığı “Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok” adlı raporunda da ele alınan yıllara denk gelmektedir. Kaçaznuni raporunda, 1914 yılında, Osmanlı daha savaşa girmemişken, EDF’li militanların ortamın heyecanına kapılarak “gönüllü birlikler” kurduğunu dile getirmektedir.[4] Üstelik bu gönüllü birlikler, EDF kongresinde alınan tam tersi yönlü karara rağmen kurulmuştur.[5] Kaçaznuni bunu partisinin iç sorunlarına bağlayarak eleştirir ve EDF’nin önde gelen isimlerini “kitle sendromu”na yakalanmış olarak niteler.[6]  Kendisi de dâhil olmak üzere partinin o dönemki yetkililerinin Çarlık Rusya’sının Ermenistan’a bağımsızlık verileceği şeklindeki vaatlerine inandıklarını söyler. Başkalarının isteklerini uğruna kendi isteklerinin araç olarak kullanılmasına izin verecek kadar “akıllarının dumanlandığı” şeklinde bir özeleştiri yapar.[7] Her ne kadar bugün akademisyenler tarafından çeşitli şekillerde yorumlansa da Kaçaznuni söz konusu raporunda, 1915’te yaşanan olaylar arasında bir neden sonuç ilişkisi kurmaktadır. Ermeni gönüllü birliklerinin faaliyetleri ile Osmanlı’nın Sevk ve İskân kanunu çıkarması arasında, ironik bir yolla da olsa, bağ kurar. Burada Kaçaznuni’nin raporu EDF’nin savaş süresince benimsediği tutuma çok ciddi eleştiriler getirmesi açısından oldukça önemlidir. EDF’nin agresif politikalarının yanlış sonuçlar doğurduğuna ve Osmanlı-Ermeni toplumu arasındaki karşılıklı güvensizliği derinleştirdiğine değinmektedir. Ancak Kaçaznuni bir yandan da kendince Rusya ve Osmanlı politikalarını da eleştirmektedir.[8]

Kaçaznuni, raporunda Birinci Dünya Savaşını anlattığı bölümde Ermeni Taşnak yetkililerin savaş esnasında İngilizlere açık destek verdiğini söylemektedir. EDF “ortak düşmana” karşı İngilizlerle birlikte savaşmıştır. Crossroads’ta yayınlanan hayat hikâyesine göre, Kaçaznuni’nin oğullarından bir tanesi de 1918 yılında Karakilise Muharabesinde hayatını kaybetmiştir.[9] Kaçaznuni EDF olarak kendilerinin bu eylemlerini, daha önce Çarlık Rusya’nın emellerine alet olmaları ile kıyaslar ve bir kez daha kendi emelleri uğruna başka güçlerin aracı olduklarını anlatır.[10] Taşnak yönetimine kendi diktatörlüklerini kurmak amacı içinde olduklarından dolayı, olayları iyi değerlendiremedikleri, popülist davranıldığına dair eleştiriler yöneltir. Üstelik bu yönetimin önemli isimlerin biri de kendisidir.

1919 yılında Anadolu’da Kurtuluş mücadelesi başladığında, Taşnak yönetiminin savaştan kaçınmak için elinde bir fırsatı olduğunu ancak bunu kullanmadığını, adeta savaşı davet ettiklerinden bahsetmektedir. Oysa kendi ifadesiyle karşılıklı anlaşma zemini 1920 yılında bulunmaktadır “(…) biz, Türklerin gözünde quantite neglieable (yok sayılabilir değer) durumunda değildik. Geçen yılların dehşet saçan olaylar artık unutulmuştu. Halk da dinlenmiş, canlanmıştı.” Bu ifadelerinde Kaçaznuni 1900’lerin başından bu yana yaşanmakta olan karşılıklı acı olayların yavaş yavaş unutulmuş olduğundan bahsetmedir. Ancak, Sevr Antlaşmasının yarattığı hava içerisinde EDF-Taşnak yönetimi daha talepkâr bir hale gelerek uzlaşma zeminini yok etmektedir.[11] Kaçaznuni bunun Taşnak yönetiminin devlet adamı olmamasından ve parti ideolojisiyle devlet yönetimini birbirine karıştırdıklarından dolayı olduğunu söylemektedir.

Kaçaznuni’nin partiye yönelik eleştirileri bugün dahi geçerliliğini korumaktadır.

Tam da bu noktada, Garo Madenliyan’ın Asbarez’de yayınlanan “EDF Üyesi Kimdir-Taşnaksütyun” (Who Is An ARF Member-Dashnakstagan) adlı yazısında, gerçek bir EDF’li kimliği üzerine değerlendirmelerde bulunmaktadır. Madenliyan’a göre gerçek anlamda bir EDF’li olabilmek yani bir Taşnaksütyun olabilmek için, EDF’nin programını benimsemek gerekmektedir. EDF programını benimsemeden vatansever duygularla hareket ettiğini iddia eden kişiler er ya da geç partiye zarar vereceklerdir. Hatta Madenliyan bu kimselerin EDF’ye karşı birer muhalif, karşıt ya da düşman olarak bile nitelendirilebileceğini söylemektedir. Çünkü EDF programı dâhilinde yapılan tüm eylemler Ermenistan’ın çıkarlarına olmaktadır. Madenliyan’a göre EDF’nin düşünce yapısını kabul etmeyip, EDF programını benimsemek naiflik, düşünce yapısını kabul edip Programı kabul etmemek açıkça EDF’ye karşı muhalefet yapmaktır. EDF’nin Programını ve düşünce yapısını kabul edip, EDF’ye eylem tarzını kabul etmemek de aynı şekilde bir muhalefet göstergesidir, ancak EDF eylem tarzını, Program olmadan kabul etmek yalnızca maceracılıktır. Gerçek bir EDF’li, düşünce yapısına, Program’a, içtüzüklere bağlı olmalı ve Khoump adı verilen gruplara katılım göstermelidir. Bunlardan herhangi birini yerine getirmeyenler EDF’nin düşmanı ya da daha hafif bir ifadeyle karşıtı sayılmaktadır.[12]

Oysa Kaçaznuni’nin 1923 yılında EDF’ye yönelik eleştirilerinin temelinde tam olarak bu zihniyet bulunmaktadır. EDF’nin eylem planı ve düşünce yapısının, EDF’yi başka güçlerin emellerini gerçekleştirmesi için bir araç haline getirdiğinden bahsetmektedir. Madenliyan’ın yazısından anlaşıldığı üzere EDF’de 1923 yılından bu yana aklıselim doğrultusunda değişimler olmamıştır.

 

*Fotoğraf Daily Beast adresinden alınmıştır.


[1] Avim, “Madalyo’nun Diğer Yüzü: 24 Nisan,” AVİM, 15 Şubat 2019. https://avim.org.tr/tr/Yorum/MADALYONUN-DIGER-YUZU-24-NISAN

[2] Nesrin Sarıahmetoğlu, “1905 Olayları,” Türkler ve Ermeniler. http://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/1905-baku-olaylari/

[5] Ibid.

[6] Ibid.

[7] Ibid.

[8] Ibid.

[9]“Birth of Hovhannes Kajaznuni,” Crossroads,

[10] Mehmet Perinek, “Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok.”

[11] Ibid.

[12] Garo Madenliyan, Who Is An ARF Member-Dashnakstagan, Asbarez, 22 Şubat 2019. http://asbarez.com/177900/who-is-an-arf-member-dashnakstagan/


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.