DOĞU BALKANLAR: TÜRKİYE
Yorum No : 2019 / 27
13.03.2019
Paylaş :
PDF İndir :

Balkanlar günümüzün önemli bölgelerinden biridir. Avrupa Birliği (AB) üyesi olan Balkan ülkelerinin yaşadığı sorunlar (genç nüfusun göçü vb.), birbirleriyle olan sınır ihtilafları, ülkelerdeki yolsuzluklar gibi meselelerle de Balkanlar sık sık gündeme gelmektedir. Fakat ne yazık ki kimi çevreler Balkan ülkelerinin gerçek sorunlarını konuşmak yerine yaratılan hayali bir senaryoyla savaşmaktadır. Bu senaryoda yer alan iddiaların başlıcaları, Türkiye’nin Balkanlar’daki özel kazanımları, Rusya ve Türkiye’nin Balkanlar’da hareket şekillerinin benzerliği, Türkiye’nin Balkan ülkelerini AB’den uzaklaştırma politikalarıdır. Bu çalışmada bu asılsız iddialara cevap vermek hedeflenmektedir.

Öncelikle Türkiye’nin Balkanlar’da ne gibi “özel kazanımlar” peşinde olduğu merak konusudur. Şu akılda tutulmalıdır ki Türkiye de bir Balkan ülkesidir. Bu sadece kültürel benzerlik ya da tarihi arka plan temel alınarak söylenmiş bir söz değildir. Bunun yanı sıra Türkiye coğrafi olarak da bir Balkan ülkesidir. Bu konuyu ele alırken AB’nin isimlendirmesini tekrar hatırlamakta fayda görüyorum. Bilindiği üzere 2000li yıllardan itibaren AB’nin jargonuna Batı Balkanlar gibi bir isimlendirme girmiştir[1]. Bu isimlendirmeye göre AB üyesi olmayan Balkan ülkeleri; Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Kosova Batı Balkanları oluşturmaktadır. Bununla beraber hali hazırda AB üyesi olan Balkan ülkeleri de mevcuttur. Tüm bu isimlendirme tabii olarak şu soruyu da beraberinde getirmektedir: Doğu Balkanlar neresidir? Bu durumda şayet isimlendirme de bir art niyet yoksa Doğu Balkanlar’ın Türkiye olması gerekliliği maddi bir gerçekliktir. Bu durum Türkiye’nin sahip olduğu Balkan kimliğinin de adeta bir ispatı gibidir. Yani Balkanlar’da aksiyon alırken kazanım peşinde olmakla itham edilen Türkiye aslında ait olduğu coğrafyada tıpkı diğer bölge ülkeleri gibi hareket etmektedir.

Bu bizi ikinci sansasyonel suçlama olan “Türkiye ve Rusya’nın Balkan ülkelerine yönelik politikalarında benzerlik” ile karşı karşıya getirmektedir. Burada tekrar tekrar Türkiye’nin Balkan ülkesi olduğunu hatırlatmak istiyorum. Rusya’nın bölge ülkeleriyle din ve tarih üzerinden inşa etmeye çalıştığı ilişkilerden farklı olarak Türkiye’nin buna ihtiyacı yoktur. Buna ilaveten zaman zaman Rusya’nın bu ülkelerin iç işlerine yönelik kışkırtııcı faaliyetlerinin olduğu gibi suçlamalar vardır. Türkiye bundan oldukça farklı bir politikayla tüm Balkan ülkelerinin egemenlik haklarına ve iç işlerine saygı duyan bir ülke konumundadır. Türkiye’nin bölgedeki aktivitelerinin yumuşak güç enstrümanlarını kullanmakla sınırlı kaldığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Rusya’yla ilgili en temel suçlama şüphesiz Batı Balkan ülkelerini Batı’dan uzaklaştırmaya çalıştığıdır. Anlaşılmayacak biçimde kimi çevreler zaman zaman Türkiye’yi de bu ve buna benzer şeylerle itham etme çabasındadır. Türkiye 1952 yılından beri NATO üyesidir ve AB’ye olan adaylığıyla birlikle, niyetinin sadece iyi komşuluk ilişkileri tesis etmek olmadığını, bundan fazlası olduğunu göstermiştir. Türkiye bugün de tüm bu spekülasyonlara ve AB’nin dönem dönem yoğunlaşan Türkiye aleyhtarı tutumuna rağmen kendini Batılı kimliğiyle tanımlamaya devam etmektedir.

Bu suçlamaların arka planında ise tamamen başka bir oyunun sahnelendiği düşünülebilir. O da Türkiye’yi Avrupa’dan bölme, ona kendi kimliği dışında bir kimlik atfederek Batı’dan uzaklaştırmak bunun yanı sıra iyi ilişkilere sahip olduğu Balkan ülkelerinde Türkiye’yle ilgili asılsız bir korku yaratarak Türkiye’yi Balkan kimliğinden de dışlamaktır.

Fotoğraf: The Parliament Magazine


[1] Özge Nur Öğütçü, ““Batı Balkanlar” Kavramı, Balkanlar Ve Türkiye”, AVİM, (2017 Haziran).1. (erişim 12.03.2019)


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.