DAĞLIK KARABAĞ’DA BARIŞ İÇİN BÜYÜKELÇİ WARLİCK’İN ORTAYA KOYDUĞU ALTI UNSUR
Yorum No : 2014 / 64
08.05.2014
Paylaş :
PDF İndir :

Dağlık Karabağ bölgesiyle ilgili olan sorun 26 seneden beri devam etmektedir. Bu meseleyi süresiz bir şekilde devam edecek, “donmuş” bir soruna dönüştürme çabası vardır. Dağlık Karabağ’daki mevcut durum, Azerbaycan’dan bağımsızlık iddiasında bulunan Dağlık Karabağ Ermenileri ile düzeni iç içe geçmiş olan Ermenistan Cumhuriyeti’nin çıkarlarıyla kesinlikle örtüşmektedir. Dağlık Karabağ Ermenilerinin bağımsızlık iddiası, hiçbir ülke tarafından (Ermenistan dâhil) veya hiçbir uluslararası örgüt tarafından tanınmamaktadır; zira Ermenistan’ın ve bağımsızlık iddiasında bulunan Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin, Karabağ Savaşı sırasında yaptıkları saldırgan eylemler için hiçbir yasal dayanakları veya geçerli bir gerekçeleri yoktur. Bir yandan da, Dağlık Karabağ’daki mevcut durum tartışmasız bir şekilde Azerbaycan’ın zararınadır, çünkü toprakları olan Dağlık Karabağ ve çevresindeki yedi bölge, Karabağ Savaşı’nın patlak vermesinden bu yana yasal dayanağı olmayan bir işgal altındadır.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın Minsk Grubu, 1994 yılında Dağlık Karabağ sorununa barışçıl bir çözüm bulmak amacıyla kuruldu. Bu grup; Belarus, Almanya, İtalya, İsveç, Finlandiya, Türkiye, Fransa, ABD, Rusya ve anlaşmazlık yaşayan taraflar olan Ermenistan ve Azerbaycan’dan oluşmaktadır. 1995 yılında, Minsk Grubu’nun yürütme faaliyetlerini gerçekleştirmesi açısından; Fransa, ABD ve Rusya’nın temsilcilerinden oluşan bir eş-başkanlık oluşturulmuştur. Bu tarihten bu yana Minsk Grubu’nun faaliyetlerini bu üç eş-başkan yönlendirmiştir.

Bu bakımdan Minsk Grubu’nun Amerikalı eş-başkanı Büyükelçi James Warlick’in yakın zamanda yaptığı beyanatlar ilginçtir. Sayın Warlick, 7 Mayıs’ta Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda bir konuşma yapmıştır. “Dağlık Karabağ: Bir Çözüm için Kilit Noktalar” adlı konuşmasında Sayın Warlick, kendi ifadesiyle Dağlık Karabağ sorununa yönelik olan Amerikan politikasını ana hatlarıyla anlatmıştır.

Konuşması sırasında, Sayın Warlick Dağlık Karabağ sorununa dâhil olan tüm taraflar için faydalı olacak, uygulanabilir bir barış için uyulması gereken altı unsurdan bahsetmiştir. Böyle bir amaç çerçevesinde, Sayın Warlick’in ortaya koyduğu altı unsurdan dördü yapıcı niteliktedir: Dağlık Karabağ için nihai bir yasal statü konusunda tarafların bir karara varması gerekmektedir, Dağlık Karabağ dışındaki işgal altındaki topraklar Azerbaycan’a geri verilmelidir, yerlerinden edilmiş insanlar ve mülteciler eski ikamet yerlerine geri dönebilmelidir, ve bir uluslararası güvenlik garantisi olarak bir barış gücü oluşturulmalıdır.

Ancak kalan unsurlardan bir tanesinde Sayın Warlick, Dağlık Karabağ bölgesine en azından kendi kendini yönetme hakkının verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu noktada Sayın Warlick, açık bir şekilde Dağlık Karabağ’ın hukuki olarak Azerbaycan’ın bir parçası olduğunu ve şu anda Ermeni işgali altında olduğunu, bu sebeple de Azerbaycan’a geri verilmesi gerektiğini belirtmemiştir.

Daha hassas olan unsurda ise Sayın Warlick, Ermenistan ile Dağlık Karabağ arasında, Lachin bölgesi üzerinden güvenli geçiş sağlayacak kadar geniş bir koridor oluşturulması gerektiği fikrini ortaya koymuştur. ABD, Fransa ve Rusya ile beraber, tüm tarafların lehine olacak bir barış adına Dağlık Karabağ konusunda dengeli bir tutum sergilediğini ileri sürmektedir. Ancak Sayın Warlick, benzer bir nitelikte olacak olan, Azerbaycan’ı - arada Ermenistan olması sebebiyle - kendisinden kopuk olan toprak parçası Nahcivan’a birleştirecek bir koridor fikrini ortaya koymamıştır. Dengeli olmak adına Sayın Warlick, bu konuda benzer bir sıkıntısı olan Azerbaycan için en azından böyle dengeleyici nitelikteki bir koridorun oluşturulmasını önermeliydi. Böyle bir öneride bulunmadığı için Sayın Warlick’in sözleri, Ermenistan yanlısı beyanatlar olarak algılanmaya meyillidirler.

Genel olarak Fransa, ABD ve Rusya; yaptıkları açıklamalarda Dağlık Karabağ’daki durumu Azerbaycan topraklarına yapılan bir Ermeni işgali olarak yorumlamışlar ve Dağlık Karabağ’ı bağımsız bir devlet olarak tanımadıklarını ortaya koymuşlardır. Dağlık Karabağ sorununa barışçıl bir çözüm bulma hedefi ileri sürülmüş olmasına rağmen, bugüne kadar işgalin sona erdirilmesi yönünde hiçbir somut adım atılmamıştır ve sorumlu olana karşı hiçbir yaptırım uygulanmamıştır. Sayın Warlick’in yakın zamandaki beyanatları, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ sorunu konusundaki çıkarları ve sıkıntılarına karşı belli bir umursamazlık olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda ve yakın zamanda ortaya çıkan uluslararası siyasi konjonktür bağlamında, en azından Türkiye’nin bakış açısından, Minsk Grubu eş-başkanları Minsk Grubu’nun görüşlerini ve temel ilkelerini temsil etme yeteneklerini kaybetmeye başlamıştır.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.