AB’NİN YENİ ORTA ASYA STRATEJİSİ VE YAPICI AVRASYACILIK KAVRAMI
Yorum No : 2019 / 55
19.07.2019
Paylaş :
PDF İndir :

İki yıl önce yayımladığımız “Yapıcı Avrasyacılık Arayışı” başlıklı AVİM yorumumuzda, Avrasyacılık kavramını ele almış ve Türkiye'de bu kavramın yaygın olarak Batı’ya karşıt veya onunla uyuşmazlık olarak sınıflandırıldığını, ancak bu tür görüşlerin esasında Avrasya kavramının temel anlamına karşı haksızlık olduğunu dile getirmiştik.[1] Bu bağlamda aşağıdaki hususları belirtmiştik:

“Coğrafi olarak Avrasya, Lizbon’dan Vladivostok’a uzanan devasa bir toprak parçasını kapsamaktadır. Dolayısıyla Türkiye açısından Avrasyacılığın ille de yukarıda belirtildiği gibi tanımlanması veya geliştirilmesi için bir zorunluluk bulunmamaktadır. Türkiye’nin çıkarlarına en çok hizmet edecek olan şey, esasında, Türkiye’nin, bir yandan Türkiye’nin Batı ile olan kurumsallaşmış ilişkilerine değer veren, bir yandan da Türkiye’nin doğusu ile ilişkilerinin arttırılmasının vaat ettiği potansiyelle ilgilenen bir ‘Yapıcı Avrasyacılık’ benimsemesidir. Bu bağlamda Avrasya İncelemeleri Merkezi’nin (AVİM) öne çıkardığı bu Avrasyacılık anlayışı, özetle Batı’nın reddedilişine dayalı anlayışı reddetmekte, Türkiye açısından Avrasya kavramını daha farklı bir şekilde yorumlamaktadır. […]

AVİM’in savunduğu bu Yapıcı Avrasyacılık için ilk baştan itibaren uygun bir çerçeve program oluşturulmasının gerektiği de belirtilmelidir, zira bu Türkiye’nin Avrasya’nın Asya kısmıyla ilişkilerini genişletmesi için gerekli olacaktır. Böyle bir program, basit ikili anlaşmalardan başlayarak, Türkiye’nin Yapıcı Avrasyacılığının örnek olarak Rusya’nın Neo-Avrasyacılığıyla yan yana aynı coğrafyada var olmasını sağlayacaktır. Türkiye’nin Yapıcı Avrasyacılığının bölgesel iş birliğini teşvik etmeye yönelik olduğu unutulmamalıdır. Bahsi geçen çerçeve program böylece Türkiye’nin Yapıcı Avrasyacılığının, örnek olarak bölgesel iş birliğinden ziyade (Rus) etki alanı yaratmaya çalışan Rusya’nın Neo-Avrasyacılığından ayırt edilmesini sağlayacaktır.”

Söz konusu AVİM yorumunda ayrıca şu değerlendirmede bulunmuştuk:

“Yapıcı Avrasyacılık Türkiye’de yaygın olan diğer Avrasyacılık görüşlerinin aksine Türkiye’ye fayda sağlayacaktır; zira Yapıcı Avrasyacılık yeni rekabetler ve düşmanlıklar yaratmayı reddetmekte, bunun yerine değişen bir dünyada Türkiye’nin kendisini daha iyi konumlandırabilmesine imkân verecek iş birliği için yeni yollar açmayı amaçlamaktadır. Bu, Türkiye’nin Batı ile bütünleşmesini muhafaza ederken aynı zamanda Doğu ile yeni bir bütünleşme sürecini başlatmasına izin verecektir. Yapıcı Avrasyacılık böylece Türkiye’nin Batı ila Doğu arasında gerçek anlamda bir bağlantı noktası olarak faaliyet göstermesine olanak sağlayacaktır.”

Yakın zamanda yayımladığımız bir AVİM analiz yazısında Avrupa Birliği’nin (AB) Orta Asya’daki yeni 2019 stratejisini incelemiş ve bu stratejiye dair değerlendirmemizi dile getirmiştik.[2] Söz konusu analizimizde ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, AB geçtiğimiz ay AB Konseyi’nin 17 Haziran’da Orta Asya’yla ilgili yeni bir AB stratejisine ilişkin sonuçları kabul ettiğini açıkladı. AB, bu yeni stratejiyle, AB politikalarını bölgede ortaya çıkan yeni fırsatlara uyarlamayı öngörmektedir. AB, yeni stratejisinde, Orta Asya’nın Avrupa-Asya bağlantısının geliştirilmesi hususundaki küresel çabalardaki stratejik rolünü kabul etmekte ve bu çabaların bölgeye yarar sağlaması gerektiğini vurgulamaktadır. Yeni AB stratejisi, Birliğin Orta Asya'da esnekliği, refahı ve bölgesel iş birliğini desteklemeye odaklanacağını belirtmektedir.

AB’nin yeni 2019 Orta Asya stratejisinin “Yapıcı Avrasyacılık” kavramı için iyi bir örnek teşkil ettiğini söylememiz mümkündür. Bu bağlamda, AB'nin ve Türkiye'nin “Yapıcı Avrasyacılık” kavramı çerçevesinde Orta Asya'da iş birliği yapmasının yararlı olacağı düşünülmektedir. Böyle bir sonuca ulaşılabilmesi için AB’nin Türkiye'yi Balkanlar'da yaptığı gibi bir rakip olarak görmekten kaçınması ve rekabete girmek yerine 55 yıllık ortağı Türkiye ile Orta Asya'da iş birliği yapması gerekmektedir. Birlikten güç doğacağının akılda tutulmasında yarar bulunmaktadır.

 

*Resim: https://avim.org.tr

 


[1] Mehmet Oğuzhan Tulun ve Teoman Ertuğrul Tulun, “The Necessity Of Constructive Eurasianism”, Center For Eurasian Studies (AVİM), 12 Haziran 2017, blm. Commentary, 2017/51, https://avim.org.tr/en/Yorum/THE-NECESSITY-OF-CONSTRUCTIVE-EURASIANISM.

[2] Teoman Ertuğrul Tulun, “EU’s Central Asia Strategy 2019: What Is New?”, Center For Eurasian Studies (AVİM), 10 Temmuz 2019, blm. Analysis, 2018/16.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.