RUSYA CEPHESİNDE ULUSLARARASI HUKUK VE SİYASET KARŞILAŞMASI
Blog No : 2014 / 25
21.08.2014
Paylaş :
PDF İndir :



22.08.2014

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

 

RUSYA CEPHESİNDE ULUSLARARASI HUKUK VE SİYASET KARŞILAŞMASI


Ukrayna olayları ve Kırım’ın ilhakı ile devam eden süreçte Doğu-Batı arasındaki makas gittikçe açılırken Büyük Savaş endişeleri zaman zaman gündeme gelmektedir. Bu cümleden olarak Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, bu ülkeyi gittikçe daha zorlamaktadır. Buna karşın Moskova yönetimi başta Çin ile ilişkiler olmak üzere manevra alanını genişletme yolundadır. Gıda alanındaki yaptırımlara karşı Türkiye’den telafi ihracatı gündeme gelmiş ve görüşmeler, bağlantılar başlamıştır.


Bu arada Uluslararası Hukuk cephesinden Rusya aleyhine arka arkaya gelen kararlar, Moskova’da sarsıntıya yol açmaktadır. Bir şekilde bunlar da aşılacaktır ancak bu kararlarla hukuk-siyaset ilişkilerinde Uluslararası Hukuk’un zemin kaybedeceğinden endişe edilmektedir. Yıllardır devam eden Yukos davasının tam da batının “Rusya’ya karşı daha ne yapabiliriz?” arayışında karar aşamasına gelmesi bu kanaati öne çıkarmaktadır.


Sovyet sonrası özelleştirmelerle ortaya çıkan oligarklardan biri de Hodorkovski’dir. Kısa süre içinde Rusya’nın en zengini haline gelen Hodorkovski, sahibi olduğu Yukos petrol şirketini dünya çapında bir dev haline getirmişti. Putin’in iktidarıyla ekonomik gücüne dayanarak siyasete de göz kırpmaya başlamıştı. Vergi borcu ve benzer suçlamalarla tutuklanmış ve şirketin varlıkları devlete intikal etmişti. Yukos’ın hissedarları, AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) ve Lahey Tahkim Mahkemesi’nde (LTM) dava açmışlardı.


2003’te şirkete el konulmasından itibaren şirket hissedarları ve diğer mağdurlar Avrupa’nın en iyi avukatları ile süreci başlatmış, davalar açılmış ve birkaç hafta arayla karara bağlanmıştır. Yıllarca süren davanın Ukrayna krizi çıkmazında karara bağlanması tesadüf olabilir mi?


Önce 18 Temmuz’da LTM kararını vermiştir. Uluslararası mahkemelerin bir defada verdiği en yüksek miktar olarak Rusya’yı 50 milyar dolar ödemeye mahkûm etmiştir. Davacıların 114 milyar dolar talebine karşılık verilen hüküm sadece Rus maliyesini değil aynı zamanda Uluslararası Hukuk kazanımlarını da sarsacak özelliğe sahiptir.


31 Temmuz’da ise AİHM kararını vermiştir. Davacıların başlangıçta 81 milyar Euro tazminat talepleri, dava aşamasında 38 milyar Euro olarak belirlenmiştir. AİHM Rusya’yı haksız bularak mağdurlara 1.9 milyar Euro tazminat ve 300.000 Euro da mahkeme masrafı ödemeye hükmetmiştir.

 

AİHM’nin verdiği karar, Rusya açısından gerekleri yerine getirilebilecek bir hükümdür. Zira Rusya, mahkeme yetkisini çok önceden kabul etmiştir. Nitekim Sovyet sonrasında birçok Rus vatandaşı hakkını bu mahkemede aramış, hükmedilen tazminatları Rusya ödeme yoluna girmiştir. Zaman zaman AİHM’de en çok dava açılan ve en fazla mahkûm olan ülke olarak Türkiye ile yarıştığı halde, açılan dava ve mahkûmiyet sayısı ile nüfus oranına göre hesaplandığında Rusya’nın sicili çok da kötü değildir. Esasen LTM’deki karardan sonra AİHM kararı bir bakıma Rusya’ya nefes aldırmış, Rus yöneticileri bu kararı da göz önünde tutarak yeni stratejiler belirleme yoluna girmiştir.


Lahey’deki mahkeme, Milletlerarası Daimi Hakem Mahkemesi bünyesinde bir panel olup sözkonusu mahkemenin 1899’da kuruluşu önemli ölçüde Rus Çarlığı’nın girişimi ile gerçekleşmiştir. Uluslararası Hukuk tarihinin en ağır mahkûmiyetine kendisinin önayak olduğu mahkemede uğramak kaderin bir cilvesidir.


Ukrayna krizi esnasında mali tehditlere karşı Putin’in Çin seferinde elde ettiği 25 milyar dolar ekonomiyi bayağı rahatlatmıştı. Bu meblağın getireceği yük bu bakımdan anlamlıdır. Moskova yönetimi, siyaseten baskılara karşı direnirken bu karar karşısında çıkış yolu aramaktadır.


LTM’nin Rusya’yı yargılama yetkisi ve kararının temelinde Enerji Şartı Antlaşması bulunmaktadır. Rusya bu antlaşmayı imzalamış ancak onaylamamıştır. Uluslararası Hukuk’ta bir sözleşmenin o ülke açısından hüküm doğurması için yetkili merciin onayından geçmesi gerekmektedir. Mesela Sevr Antlaşması’nı yetkili delegeler imzaladığı halde Osmanlı Mebûsân Meclisi onaylamamıştır. Dolayısıyla hiçbir hükmü yoktur. Bunun gibi Rus temsilcilerinin daha önce bu sözleşmeyi imzalamış olması, henüz onaylanmamış sözleşme kurallarına dayanarak Rusya’nın mahkûmiyet nedeni olamaz. Rus yöneticiler bu itirazı şimdiden seslendirmeye başladılar.


Buna karşın bir devlet, uluslararası mahkemeye davet edildiğinde öncelikle bu mahkemenin kendisini yargılayıp yargılamayacağı konusunda itirazını gündeme getirebilir. Başlangıçta sözkonusu mahkemenin davaya bakmaya yetkili olmadığını söylerse, yani davacının iddialarını usulden reddederse dava biter. Rusya’nın bu davayı başlangıçta kabullendiğini görüyoruz. Karar metninin ayrıntılarından, zaman zaman karşı iddialar gündeme gelmiş, yani Rusya, Yukos ile ilgili mağdurların iddialarını reddetmiştir. Halbuki esastan savunmaya geçmek, mahkemenin yetkisini kabul etmek demektir. Bu durumda karar verildikten sonra mahkemenin yetkisizlik iddiası anlamsızdır.


Mahkemenin Kanadalı, İsviçreli ve ABD’li hâkimlerinden oluşan heyetinin, 9 yıla yakın bütün imkanları kullanarak oluşturduğu karar, Uluslararası Hukuk içtihatlarına girecek nitelikte. Bununla birlikte, bu konuda da Hukuk güce tabi olacaktır.


Rusya’nın batı siyaseti ve ekonomisinden daha fazla tecrit olma lüksü olmadığı gibi bu ülke Uluslararası Hukuka karşı gelme riskini de göze alamaz. Buna karşın hukukun ne olduğu tartışması gündeme gelmektedir.


Ekonomik yaptırımların Rusya’dan önce AB ülkelerini vurmaya başlaması, Yunanistan’ın biraz düzelmeye başlayan ekonomisinin Rusya’ya yaptırım yüzünden yeni kriz işaretleri, Moskova’yı rahatlatacaktır. Yöneticilerinden daha gür olarak Alman kamuoyundan Rusya’ya yaptırımlara karşı sesler yükselmektedir. Yaptırımlar, ihracat, ithalat ve yatırımlardaki hesapları altüst ettikçe Berlin, Moskova’nın savunucusu haline gelecektir. Bu şartlar altında mahkeme kararlarına karşı Rusya’yı rahatlatacak yeni formüller ve yorumlar da olgunlaşmış olacaktır.


Avrupa’nın siyasi dengesine bir yerden müdahale eden mahkeme kararları ister istemez hukukun prestijini de tartışma gündemine taşımıştır. Bu şartlar altında Uluslararası toplumun doğasındaki güç, tarafları uzlaşmaya zorlayarak hukukun da yeniden belirlenmesi yoluna gidecektir. Lahey Tahkim Mahkemesi’nin bu kararı yüzünden Uluslararası Hukuka yeni yorum ile yeni sınırlar çizilecektir. Bu sınırların çizilememesi durumunda, Rusya’nın daha fazla sıkıştırılması ile alt yapısı çoktan hazırlanmış “Büyük Savaş”ın yeni cepheleri beklenmelidir.

 

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya
Marmara Üniversitesi,
Uluslararası İlişkiler Bölümü
90 0532 202 0663
alaeddin.yalcinkaya@marmara.edu.tr
Marmara University
Department of International Relations

 


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.