MACRON, AB MARŞI NEŞEYE ÖVGÜNÜN NEDEN BALKANLAR İÇİN ÇALINMASINA ŞÜPHEYLE YAKLAŞIYOR? - HÜRRİYET DAILY NEWS - 01.05.2018
Blog No : 2018 / 35
03.05.2018
Paylaş :
PDF İndir :



Hürriyet Daily News (1 Mayıs 2018)

Teoman Ertuğrul Tulun*

 

AB Komisyonu, Şubat 2018'de “ AB’nin Batı Balkanlar ile ilgili genişletilmiş sorumlulukları için güvenilir bir genişleme perspektifi” başlığı altında bir strateji kabul etmiştir. Strateji, genişleme politikasını “2025 yılına kadar AB'yi güçlendirmek için daha büyük stratejinin ayrılmaz bir parçası” olarak görmektedir. Avrupa Birliği, yıllardır Balkan bölgesini ismiyle başlayarak, ontolojik olarak dönüştürmeye çalışmaktadır. Bu çabalar çerçevesinde Balkan bölgesi üç alt bölgeye ayrılmıştır. Söz konusu yanlış yorumlamaya göre,   AB üyesi oldukları için Hırvatistan, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan artık Balkanların bir parçası değildir. Öte yandan Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Arnavutluk ve Makedonya sözde "Batı Balkanlar" alt bölgesini oluşturmaktadır.  Türkiye ise, yalnız bırakılmış şekilde tek başına "Doğu Balkanlar" bölgesinde bulunmaktadır. AB'nin, Balkanlar'daki genişleme yolculuğunda yanlış isimlendirmeden başlayarak yanlış tasarımlara doğru gittiği söylenebilir. AB'nin yukarıda sözü edilen stratejisi, “Batı Balkan” ülkelerinin ayrı ayrı Avrupa yollarını açıklarken, Karadağ ve Sırbistan'ı “süreçte şu anda önde olanlar” olarak tanımlamaktadır. Arnavutluk ve (kendi ön yargılı terminolojilerine göre) “eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti”, "Avrupa yolunda önemli ilerleme kaydeden" ülkeler olarak adlandırılmakta ve “Komisyon, bu ülkeler için katılım müzakerelerinin açılmasına yönelik öneriler hazırlamaya hazırdır”  denilmektedir. Bosna-Hersek'e gelince, strateji, “Komisyonun, Bosna-Hersek'in üyelik başvurusu hakkında bir Görüş hazırlamaya başlayacağını” belirtmektedir.  Kosova ile ilgili olarak strateji, Sırbistan ile normalleşme anlaşmasına atıfta bulunmakta ve muğlak bir şekilde Kosova'nın “İstikrar ve Ortaklık Anlaşması'nın uygulanması yoluyla sürdürülebilir bir ilerleme için bir fırsata sahip olduğunu” belirtmektedir.

Komisyon Yüksek Temsilcisi / Başkan Yardımcısı Federica Mogherini Genişleme Komisyon üyesi Johannes Hahn ile birlikte, kısa bir süre önce Strasbourg'da Avrupa Parlamentosu'nda yıllık Genişleme Paketini sunmuş ve adı geçenler Avrupa Birliği'nin genişleme politikasının uygulanmasını değerlendiren yedi ayrı raporun kabul edildiğini belirtmişlerdir.  Komisyon'un, "eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti" ve Arnavutluk ile katılım müzakerelerinin açılmasına karar vermesi hususunda Konsey’e tavsiyede bulunduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca, Avrupa Komisyonu'nun Bosna-Hersek'in başvurusu ile ilgili görüş hazırlamak için çalışmakta olduğunu ve Kosova yetkilileriyle İstikrar ve Ortaklık Anlaşması temelinde işbirliğinin devam ettiğini söylemişlerdir. Mogherini ve Hahn ayrıca, AB’nin, yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmanın başarılması da dahil olmak üzere Belgrad ile Priştine arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yönelik diyalogun kolaylaştırılması hususundaki niyetini vurgulamışlardır. Komisyonun aldığı kararı, “bugün eski Yugoslavya Makedonya Cumhuriyeti ve Arnavutluk için ileriye atılan bu adım, Batı Balkanlar bölgesinin tamamı için ileriye doğru atılan bir adımdır” şeklinde tanımlamışlardır..

Bu açıklamayla aynı zamana rastlayan bir günde 17 Nisan'da Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birlik yeniden düzenlenene kadar Avrupa Birliği'nin genişlemesini kabul etmediğini belirtmiştir. Macron,  “Türkiye'ye veya Rusya'ya yönelen bir Balkanlar istemiyorum, ama 28 ve yarın 27 üyesiyle zorluklarla çalışan bir Avrupa'yı da istemiyorum. Yarın 30 ya da 32 üye olarak aynı kurallarla mı yolumuza devam edeceğimize karar vermeliyiz” şeklinde konuşmuştur. Macron ayrıca,  “genişlemeyi ancak Avrupa'mızda ilk önce bir derinleşme ve reform olduğunda destekleyeceğim ” demiştir. 

Fransa Cumhurbaşkanı'nın Balkanlar için temel amacının bölgeye barış, güvenlik, refah ve istikrar getirmek olmaması oldukça dikkat çekicidir. Bu konudaki tek endişesinin, sadece tarihi açıdan bir parçası olmakla kalmayıp bölgeyle derin köklü asırlık ilişkileri olan Türkiye gibi bazı ülkeleri dışlamak olduğu anlaşılmaktadır. Britanika Ansiklopedisinde, "Balkan kelimesi Türkçedir ve dağ anlamına gelir" denildiği unutulmamalıdır.  Zaman, AB'nin, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un rekabet zihniyetiyle, Balkanlarda bir çıkmazda kalmamanın yollarını bulup bulamayacağını gösterecektir.

*Avrasya İncelemeleri Merkezi’nde (AVİM) Analist

**Fotoğraf: http://www.gsh.al

Bu yazı ilk olarak Hürriyet Daily News’da İngilizce yayınlamıştır. Yazının orijinali için tıklayınız: http://www.hurriyetdailynews.com/opinion/teoman-ertugrul-tulun/why-is-macron-skeptical-about-playing-ode-to-joy-for-the-balkans-131101




Henüz Yorum Yapılmamış.