KARTLARDA KIBRISLI TÜRKLER İÇİN ALTERNATİF VAR MI?
Blog No : 2017 / 55
10.11.2017
Paylaş :
PDF İndir :



KARTLARDA KIBRISLI TÜRKLER İÇİN ALTERNATİF VAR MI?

Sean Patrick Smyth*

Diplomatik Gözlem, Kasım 2017

 

Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi için yol açmayı amaçlayan son tur müzakerelerin bu yılın başlarında başarısızlığının ardından, yakın gelecekte yeniden birleşmenin imkansızlığını ve bir alternatifin gereğini kabul eden bir fikir birliği ortaya çıkıyor gibi görünüyor. Kıbrıs sorunu, imparatorluk düzeninin yıkılmasından sonra süren imparatorluk sonrası çatışmalarından sadece biridir. Birçok benzer çatışma çözülürken, Kıbrıs’ı yeniden birleştirme çabaları hala bir çıkmazdadır.

1960’da Britanya’dan bağımsızlığı takiben, adadaki Yunan milliyetçileri Yunanistan ile birleşme talebinde bulunmaya başladı. Bağımsızlık arayışında uygulanan şiddet sonunda Yunan milliyetçileri tarafından Yunanistan ile birleşmenin önündeki en büyük engel olarak görülen Kıbrıs Türk toplumuna yöneltildi. Uluslararası toplumun devam eden şiddeti engellemedeki yetersizliği, Türkiye’nin bir garantör güç olarak haklarını gerekçe göstererek Temmuz 1974’teki askeri müdahalesiyle sonuçlandı. Görüşmeler ertesi ay İsviçre’de yapıldı ancak hem Kıbrıs Rum temsilcilerinin hem de Yunan hükümetinin uzlaşmazlığı nedeniyle çok az ilerleme kaydedildi.

Yunan askeri direncinin kısa bir sürede çökmesi nedeniyle, Türkiye Ağustos ayında adanın geniş bölümlerini kısa bir süre içinde ele geçiren ikinci bir hücum başlattı. Uluslararası toplum Kıbrıs Rum yönetimini Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti olarak görmeye devam ederken, Kıbrıslı Türkler kendilerinin tek temsilcisi olarak Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni 1975’te adanın kuzeyinde kurdular. Kuzeydeki Kıbrıs Türk hükümeti, Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin çoktan varlığına son verdiğini ve bunun yerine adadaki iki hükümetin kendi topluluklarını tek başlarına temsil ettiğini savunuyor. Kıbrıslı Türklerin federal bir çözüm üzerinde ısrarı, Kıbrıs Türk toplumunun bu konuda verdiği ezici desteğe rağmen, görmezlikten gelindi. Sekiz yıllık verimsiz görüşmelerin ardından, Kıbrıslı Türkler 1983’te bağımsızlık ilan ettiler.

O zamandan beri, Kıbrıs Türk kesimi yasal bir belirsizlikte var olmuştur. Ekonomik olarak hayli bağımlı olduğu Türkiye dışındaki herhangi bir ülke tarafından tanınmamaktadır. Ancak, Kıbrıslı Türklerin artık tecrit ve ablukayı uzatmayı başaramadıkları çoğu gözlemci için oldukça belli hale geliyor. İki toplum arasındaki müzakerelerin sürekli başarısızlığından kaynaklanan fikir birliği, Kıbrıslı Türklerin tek başlarına devam etmek zorunda kaldıkları düşüncesini destekliyor gibi görünüyor. Yeniden birleşme, sadece boş hayal değil, aynı zamanda Kıbrıslı Türkleri, hakları Kıbrıslı Rum çoğunluğun iradesine tabi bir azınlık olarak gören Kıbrıs Rum liderliğinin çoğunlukçu talepleri göz önüne alındığında, Kıbrıslı Türklerin haklarına da zarar verecektir.

Kıbrıs Türk Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu geçtiğimiz günlerde Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye tarafından ilhak edilmesi ihtimalini ortaya attı. Gözlemciler, ilhakın kendi yerel meselelerini yönetirken savunma konularını Türkiye’ye bırakan Kuzey Kıbrıs’ın şeklini alacağını iddia etti. Bakanın ortaya attığı diğer öneriler arasında, uluslararası kabul görme çabası içindeki Tayvan, Monako ve Kosova tarafından takip edilen modelleri benimseme ihtimali de yer aldı. Bu yorumlar, Avrupa Birliği tarafından kınanmasına rağmen, Türkiye’deki kişilerin önceki çağrılarını aksettiriyor. En önemlisi, İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw da geçtiğimiz günlerde “çözümün adayı bölmek ve kuzeydeki Kıbrıs Türk devletine uluslararası tanınırlık vermek olduğunu” vurgulayarak “saçmalığa son verilmesi” çağrısında bulundu. Straw’un yorumlarına rağmen, uluslararası topluluğun büyük kısmı ve İngiltere hükümeti, Kıbrıs meselesinin tek başına yeniden birleşmeyle çözülebileceği konusunda ısrarcı davranıyor.

Adadaki ekonomik durum, Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda tanınması yönündeki taleplerini destekleyen en önemli konulardan biridir. İki taraf arasındaki farklılığın en belirgin olduğu alan ekonomidir. Kıbrıs Rum kesiminin 2016 yılında nominal GSYİH’sı 19.810 milyar dolar olarak iken Kıbrıs Türk kesiminde 2014’teki rakam 4,039 milyar dolardı. Denizde gaz çıkarma çabaları, diğer Doğu Akdeniz ülkelerinden Kıbrıs’a yönelik yeni bir ilgiye neden olurken, Türk ve Rum hükümetleri arasında gerginlik yarattı. Kıbrıs Türk Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Kıbrıs Türklerinin adanın doğal kaynakları üzerindeki haklarının her ne pahasına olursa olsun sağlanması gerektiği ve Kıbrıs Rumlarının hidrokarbonları tek başlarına sömürmelerine izin verilmeyeceğini” belirtti.

Bununla birlikte, ekonomik kaygılar doğal kaynaklarla sınırlı değildir. Kıbrıs Türk kesiminin izolasyonu milyarlarca dolarlık gelir kaybına yol açtı. Bu, Kıbrıs Türk kesiminin turist çekme konusunda yaşadığı zorlukta en belirgin şekilde görülmektedir. Bunun başlıca nedeni, hiçbir uluslararası uçuşun Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne inememesi ve turistlerin Türkiye üzerinden ülkeye girmek zorunda kalmalarıdır. Kıbrıs Türk kesimindeki turistik tesisler ve altyapı güneye kıyasla vasatın altında olsa da büyük bir yatırım potansiyeli vardır.

Famagusta/Gazimağusa’nın hemen dışında yer alan eski turistik belde Varosha/Maraş, Kıbrıs Türk kesimi tarafından 1974 yılından bu yana pazarlık kozu olarak tutuldu. Rumlar, Maraş’ın asıl sahiplerine geri döndürülmesi konusunda ısrar ediyorlar. Ancak Kıbrıs Türk tarafının pazarlık yapmak için başka bir yeri yok. Güney Kıbrıs’ın başka yerlerinde alternatif turizm beldelerinin gelişimi göz önüne alındığında, Kıbrıs Rum tarafında Maraş’ın yeniden açıldığını görme konusunda gerçek bir arzu bulunduğu bile şüphelidir. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs, bölgeyi belki de orijinal Kıbrıslı Rumların mülkiyetinde Kıbrıs Türk kesimindeki özel bir ekonomik bölge olarak turizme açarak ek gelir elde edebilir. Turistler, Kıbrıs Rum kesiminde bulunan yakındaki Larnaka hava limanına varabilir ve oradan kuzeyden geçebilir.

Kıbrıs Rum kesimindeki umut verici olmayan ekonomik durum göz önüne alındığında, hükümet yabancılara vatandaşlık satarak para toplamayı denedi. Bu program, 2016 yılı sonunda 3,3 milyar euro topladı. Başka bir program, 300.000 eurodan daha yüksek bir değere sahip ev satın alanlar için oturma izni sağladı. Bu program 700 milyon euro topladı. Öte yandan, Kıbrıs Türk vatandaşlığına sahip ancak 1974 yılından sonra adaya göç edenler, Kıbrıs Rum yönetiminin verdiği Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportunu çoğu kez almaya uygun değildir.

Kıbrıs sorununun çözümündeki zorlukların devam etmesi bekleniyor. Bu, son olarak Kıbrıs Rum lideri Nicos Anastasiades ve Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras’ın yaptığı, Türkiye’nin garantörlük hakkını çağ dışı olarak niteleyen açıklamalarda görülmektedir. Bu sözler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adada barışın sağlanmasında vazgeçilmez bir rol oynadığını savunan Türkiye ve Kıbrıs Türk kesimi tarafından şiddetle reddedildi.

Yeniden birleşme için Kıbrıs Rum tarafına yönelik siyasi teşviğin kalmamış olmasının yanısıra bölgesel konjonktürü Rum kesimi lehine yeniden düzenleme çabaları da mevcuttur. Türkiye’nin İsrail ve Ermenistan ile kötü ilişkilerinden faydalanarak, Kıbrıs Rum kesimi 2012’de İsrail Hava Kuvvetlerinin Kıbrıs Rum hava sahasını kullanmasına izin veren ve her iki ülke arasında gizli bilgilerin paylaşılmasını kolaylaştıran bir anlaşma imzaladı. Rum kesimi ve İsrail, denizde doğal gazın araştırılması konusunda işbirliği yaptı ve 2018’de başlayacak bir proje İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs’ın elektrik hatlarını bağlamayı planlıyor. En son olarak, 2017 yılının Haziran ayında Kıbrıs Rum kesiminde 400 İsrail komandosunun katıldığı bir tatbikat yapıldı.

Yakın bir diğer gelişme, Ermenistan’ın diaspora siyasi faaliyetlerini Kıbrıs ile koordine etmek için sarf ettiği çabalardır. Bu, Haziran 2017’de imzalanan Kıbrıs ile Ermenistan arasındaki bir anlaşma ile sağlamlaştırıldı. Kıbrıs Rum parlamentosu, “Ermeni soykırımını reddetmeyi” suç sayan yasaları da geçirdi.

Kıbrıs meselesinin çözümünün önünü kesen aşılmaz engeller, büyük ölçüde Kıbrıs Türk toplumunun kabul edilebilir bulabileceği adil çözümleri ortaya atmak konusunda Kıbrıs Rum liderliğinin uzlaşmazlığının bir sonucudur. Kıbrıs Türk kesimi, Türkiye ve daha uzak ülkelerdeki politika yapıcıların Kıbrıs Türklerinin haklarını garanti edecek alternatif bir yaklaşım fikrine sıcak baktığı görülüyor. Bununla birlikte, alternatifin ne şekil alacağı belirsizliğini koruyor.

 

* Analist, Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM)

**Fotoğraf: Kıbrıs Gazetesi




Henüz Yorum Yapılmamış.